Bu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz?

Türk Edebiyatı - Bu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz? ...

Cevapla
Bu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz?
Sadgraf isimli Üye şimdilik offline konumundadır

Sadgraf

Eğitimci / Sivas

Dosya15

Bu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz?

Alt 19-05-2009 #1
Sponsorlu Bağlantılar

Uzun gibi görünsede okumaya deger bir hikaye...:crying:

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu,
öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir
kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı
otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak
cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her
sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı
arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise
ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden
evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına
geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...

Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu...
Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki
yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor
getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında
da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen,
banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da
kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi
onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de
büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir
tedavi sürecine rağman çocuk sahibi olmayınca, “bütün mutlulukların
bizim olmasını beklemek, bencillik olur” diyerek devam ettiler
hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... “Senin için ölürüm”
derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adma “Hayır, ben senin için
ölürüm” diye yanıt verirdi hep...

Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, “Bir
tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak....” Kütüphanenin ikinci rafında
başka bir not olurdu, “Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok
sevdiğimi sakın unutma” Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu
notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek,
kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla
karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....

Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun
hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı
yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler.
Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı.
Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı.
Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken,
harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde “satılık” levhası asılı olan.
“Ne dersin, bu evi alalım mı?” dedi adama. “Bu viraneyi yıktırır, harika
bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan,
martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı...”
“Sen istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim?” diye yanıt verdi adam.
“Amerika’daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para
olursa olsun, burası bizimdir artık....”

Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor
oldu adam Amerika’ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla.
Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra,
kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu
görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki
evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir
cevap aldı: “Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi
unut...”

Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da
çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini
söylemesi için yalvardı adama, “Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur
anlat” diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve
sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton
duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...

Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği
arkadaşına dert yanarken, “Artık dayanamıyorum, sana söylemek
zorundayım” diye sözünü kesti arkadaşı. “O, seni aldatıyor. İş yerimin
tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen.
Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya....”

“Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları” diye bağırdı kadın.
Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün,
öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve
peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı
hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde
ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...

Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona
sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar
etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa
geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve
bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, “son bir kez kucaklamak
isterim seni” diyecek oldu ama kadın, “defol” dedi nefretle...

İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına
kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın.
Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi. Bazen
yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri
geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin
alması için dua ediyordu.

Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile,
kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle
uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. “Sen, buraya ne
yüzle geliyorsun” diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. “Lütfen, içeri
girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor.” dedi genç kadın.
Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: “Hiçbir şey
göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü.
Geçen yıl Amerika’daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık
bir senelik ömrü kaldğını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi
onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden
uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de
haber vermedi. Birlikte Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını yaydı.. Oysa
ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi
görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış,
bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi
istedi...” Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın.
Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden
sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda.
İlk kağıtta, “Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem” diyordu...
Sırayla okudu; “Seni çok sevdim”, “Seni sevmekten hiç vazgeçmedim”,
“Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim.” “Fakat benim
için ölmeni istemedim” “Şimdi bana söz vermeni istiyorum.” “Benim için
yaşayacaksın, anlaştık mı?” son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar
olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:

“Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman
terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım....”
:alkis:
Bu mesajdan alıntı yap
Sponsor Links

Matbuu.com Reklamları

crazyglad isimli Üye şimdilik offline konumundadır

crazyglad

Grafiker / İstanbul

Standart
Alt 19-05-2009 #2
                             Sponsorlu Bağlantılar
Ben bunu bilahare okurum söz Bu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz?
Teşekkürler paylaşım için Bu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz?
Bu mesajdan alıntı yap
MiRaY GÜÇLÜ isimli Üye şimdilik offline konumundadır

MiRaY GÜÇLÜ(28)

Grafiker / İzmir

Standart
Alt 19-05-2009 #3
Daha önce malime gelen hikayelerden biri ve çok begenmiştim ve bir kere daha okumaya deger...
Teşekürler paylaşım için...
Bu mesajdan alıntı yap
Sadgraf isimli Üye şimdilik offline konumundadır

Sadgraf

Eğitimci / Sivas

Standart
Alt 19-05-2009 #4
Bence korkma okuBu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz? okudukça sürüklüyor sona doğruBu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz?

Bu hikayeden siz ne gibi bir sonuç yaratırdınız.
Adamın yaptıgını yaparmıydınız?
Yoksa her ne olursa olsun bırakıp gitmezmiydiniz?...
Veya.... yapardınız?
Seçim sizin?Okuyun bir cevapta siz bulunBu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz?
Bu mesajdan alıntı yap
g.ecglr isimli Üye şimdilik offline konumundadır

g.ecglr(29)

Özel

Hiç Biri / İstanbul

Standart
Alt 19-05-2009 #5
Ya sen ne yaptın böyle arkadaşım ya...
:crying: :crying::crying:
Bu daha önce okumuştum fakat şimdi evli biri olarak tekrar okudum...
Bu hayatta hiç cevaplamak istemediğim bir soru idi şimdi kabak gibi duruyor önümde...
Kafama koca bir balyoz indi sanki; kendimi kadının yerine koydum tekrar tekrar...
Allah' ım eşimi bensiz; beni onsuz bırakmasın...
Aynı anda alsın canımızı; acımızı ikimize de yaşatmasın...
Fakat yinede adamın yaptığının hata olduğunu düşünüyorum.Belki iyileşekti fakat karısına olan özleminden dolayı moralman çöktü; kadın yanında olsaydı belkide iyileşekti...
Ben olsam ne mi yaparım, eşim Alah korusun düşenemiyorum bile ama olurdu onu kayberdersem; olaki bir kaç saniye içinde delirmezsem; kendimi vururum...
Onsuz bir an bile nefes alamam...
Bu mesajdan alıntı yap
Sadgraf isimli Üye şimdilik offline konumundadır

Sadgraf

Eğitimci / Sivas

Standart
Alt 19-05-2009 #6
Ya aslında niyetim üzmek degil kimseyi :crying: Allah sevenleri böyle durumlarla karşılaştırmasın,karşılaşanlara da sabır versin ne diyebilirim ki..Ben olsam adamın yaptığı yapmazdım ama geçenlerde izlediğim P.S:I Love You filmindeki gibi sevdigime geride yaşabilinesi bir hayat bırakmak için zemin hazırlardım.Bu hikayedeki adam da yapmış kendince ama onu kaldırabilmek cok zor yaBu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz?
Bu mesajdan alıntı yap
gulumbeyaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır

gulumbeyaz

Öğrenci (Grafik) / Gaziantep

Standart
Alt 10-06-2009 #7
gerçek bi aşk ilk olarak okumaya değer kimse o fedakarlığı göze alamaz adam öleceğini bildiği için gitmiş zaten en doğrusunu yapmış bence.ben o durumda olsam aynısını yapardım sevdiğime acı çektirmemek için:crying::crying::crying:
Bu mesajdan alıntı yap
özzlemm isimli Üye şimdilik offline konumundadır

özzlemm

Grafiker / Ankara

Standart
Alt 10-06-2009 #8
ben bu durumu yaşadım Bu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz? aynı şekilde beni de 4 yıl önce bıraktı erkek arkadasım beyin tümörü yüzünden Bu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz? Bu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz? çok üzüldüm kendimi paraladım yemek yemedim öldüm sandım Bu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz?Bu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz? sırf beni yarı yolda bırakmamak için üzmemek için Bu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz? ama bana hastalığını deseydi asla bırakmazdım aslaa Bu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz? bana o günlerimi anımsattın Bu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz? paylaşım için teşekkürler Bu Kadar Sevebilir misiniz.Bu kadar fedakar olabilirmisiniz? :worried:
Bu mesajdan alıntı yap
graphicturk isimli Üye şimdilik offline konumundadır

graphicturk(43)

Arı Üye

Grafiker / Eskişehir

Dosya15

yaşamaksa seni sevmek ben hiç ölmedimki

Alt 10-06-2009 #9
güzel ve doğal zaman herşeyin ilacı diyen yalan söylemiş ancak kendini kandırırsın zorunlu ayrılıklar bazen birşeyleri açıklayabilirsin ölmüş olsanda sevdiğin insana ama birde ölsende açıklayamayacağın ayrılık sebepleri vardır benimki gibi ve o sırda seninle mezara gider! :crying:
Bu mesajdan alıntı yap
Sadgraf isimli Üye şimdilik offline konumundadır

Sadgraf

Eğitimci / Sivas

Standart
Alt 10-06-2009 #10
güzel ve doğal zaman herşeyin ilacı diyen yalan söylemiş ancak kendini kandırırsın zorunlu ayrılıklar bazen birşeyleri açıklayabilirsin ölmüş olsanda sevdiğin insana ama birde ölsende açıklayamayacağın ayrılık sebepleri vardır benimki gibi ve o sırda seninle mezara gider! :crying:
Sanırım hassas bir durum,ne söylenebilirki:worried:
Bu mesajdan alıntı yap
Sponsor Links

Reklam

Cevapla

Benzer Konular
Konu Konu Bilgileri Forum Cevaplar Son Mesaj
Bakalaım Ne Kadar Streslisiniz... Ali Emre Graficafe 24 26-11-2008 17:23:40
Bu Kadar Sevebilir misiniz? cixcix Graficafe 1 08-11-2008 11:20:57
Ne kadar gelir getirir? fatihan Kantin 26 03-05-2008 13:08:12
Ne Kadar Güvendesiniz? samak Yazılım Rehberi 7 07-09-2007 21:12:43

Kapat
Şifremi Unuttum?