Cennetin fiyatı

Graficafe - Cennetin fiyatı Sponsorlu Bağlantılar Cennetin fiyatı Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için ...

Cevapla
Cennetin fiyatı
road_runner isimli Üye şimdilik offline konumundadır

road_runner

Fotoğrafçı / İstanbul

Standart

Cennetin fiyatı

Alt 12-05-2010 #1
Sponsorlu Bağlantılar

Cennetin fiyatı


Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.


Öğretmeni, onun bu halini fark etti:

- Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?

Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:

- Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.

- Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?

- Ahmet arkadaşımız var ya…

- Evet, ne olmuş Ahmet'e?

- Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi şeyler koymuyor.

- Eee?

- Ona yardim etmek istiyorum. Ama benim yardim ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz?



Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine koydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü. Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna rağmen yardim etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini istemiyordu.



Nurhan Öğretmen:

- Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?

- Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.

- Nerede çalışıyorsun?

- Simit satıyorum.



Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi şimdi? Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı. Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.



Nurhan Öğretmen, Ali'ye dondu:

- Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.

- Çok zengin bir işadamı…

- Niçin?

- İnsanlara daha çok yardım etmek için…

- Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. Bak simdi Ali, Ahmet'in ailesinin durumu pekiyi değil, bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil. İstersen acele etme. Çok zengin olduğun zaman insanlara yardim edersin. Olmaz mı?

- Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.

— Neden olmaz?

— Üç sebepten dolayı olmaz.



Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp güvercinlere veriyor.



İkincisi: 'Ağaç yas iken eğilir.' deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam. Şimdiden iyilik yapmayıp bunu zenginlik günlerime ertelersem, zengin olduğum günlerde de daha zengin olduğum günlere erteler kendimi kandırmış olurum.



Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.



Nurhan Öğretmen, karsısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:

- Bu sonuncusunu pekiyi anlayamadım, dedi.



- Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için, ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan fazlasını veremem. Allah, Cennet'i gücü kadar iyilik edene veriyor. Şimdi gücüm bu olduğuna göre, Cennet'in fiyatı birkaç simit parası kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet'e girebilirim. Bundan daha karlı bir yatırım olur mu?



Nurhan Öğretmen'in gözleri dolmuştu. Başını 'Evet' anlamında sallarken Ali'yi evine yolladı.



Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak için masasına döndüğünde Ali'nin bıraktığı paraların masa üstünde kaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları eline aldı.

Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu paralar onlardan bile kıymetliydi. Bu paralar, bu bozuk SIMIT paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.



Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarif edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak yağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı… Ağladı… Ağladı.



Kendine geldiğinde aksam olmuştu. Yavaş adımlarla sınıftan çıkıp okuldan ayrılırken bekçi Sadık 'Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak, Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak' diye Nurhan öğretmenin sayıkladığını duydu. Bekçinin hayretler içinde, 'Ne dediniz hocam?' demesini bile duymayan Nurhan öğretmen, bekçinin şaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına karışıvermişti







Hikayeyi beğenmişseniz ve Ali'den utanmışsanız, maddi durumunuz iyi değilse bile, iki tane ekmek alıp bölgenizdeki bir fakirin kapısına bırakın.

Bir okul önünde biraz bekleyip yırtık ayakkabısı olan bir çocuğa ayakkabı alın.

Maddi ihtiyacı olan bir akrabanıza yardım edin.

Yeter ki boş durmayın!

"Ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir.
Bu mesajdan alıntı yap
Sponsor Links

Grafikerler.net Reklamları

skyfox isimli Üye şimdilik offline konumundadır

skyfox

Hiç Biri / Yurtdışı

Standart
Alt 12-05-2010 #2
                             Sponsorlu Bağlantılar
Gerçekten çok hoş, çok hisli bir hikâye..

Devletin ve bizi yöneten hükümetlerin gözünden kaçmış muhtaç insanlara yardım edelim.

Ama asıl önemlisi; insanların refahını, hakkını, hukukunu ve onurunu korumakla görevli olup, bunun için aldıkları maaşlarla geçinenler de aldıkları paranın, bulundukları mevkilerin hakkını versinler, liyakatlerini göstersinler..


Vatandaşlık görevlerimizin başında gelen belki de, bu insanları liyakatlerine göre seçmek..

Teşekkürler, paylaştığınız için..
Bu mesajdan alıntı yap
sevgiden-iz isimli Üye şimdilik offline konumundadır

sevgiden-iz

Hiç Biri / Ankara

Standart
Alt 12-05-2010 #3

.........."Ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir.
Konunun özü. Teşekkürler paylaşım için.
Bu mesajdan alıntı yap
Mehmet NAS isimli Üye şimdilik offline konumundadır

Mehmet NAS(35)

Grafiker / Şırnak

Standart
Alt 13-05-2010 #4
çok güzel bir hikaye, teşekkürler.
Bu mesajdan alıntı yap
kurbaa isimli Üye şimdilik offline konumundadır

kurbaa(29)

Yrd. Grafiker / İstanbul

Standart
Alt 14-05-2010 #5
çok güzel bir hikaye, teşekkürler.
Çook utandım gerçekten de...:utann::utann::utann::sweating:
Heepimiz için biraz daha hassas davranma vaktidir sanırım... :sadsmile::sadsmile:
Çook teşekkürler....:sweating:
Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla

Benzer Konular
Konu Konu Bilgileri Forum Cevaplar Son Mesaj
Plotter Fiyatı hamdullah Tiken Folyo kesim 38 27-04-2011 16:06:35
Dergi fiyatı ludrochi Sonuçlanan İlanlar 4 15-05-2009 17:34:16
cennetin kuşlarııı evren Afiş Tasarımı 8 26-07-2008 09:44:45
logo fiyatı ewrem87 Logo Tasarımları 4 16-02-2008 16:49:29
cennetin kuşları evren Afiş Tasarımı 1 02-01-2008 23:27:56

Kapat
Şifremi Unuttum?