Grafik Tasarımcı, Grafik Sanatı, Sorunları Avantajları

Grafik Tasarımcıların Soru ve Sorunları - Grafik Tasarımcı, Grafik Sanatı, Sorunları Avantajları Sponsorlu Bağlantılar hayır hocam hakaret o değil... Bu forumda birileriyle, özellikle sizin gibi biriyle polemiğe girmek, istediğim son şeydir.. Birçok konuda hemfikir olduğumuzu zaten biliyorsunuz... Az da olsa benim hakımda ...

Konu Kapatılmıştır
Grafik Tasarımcı, Grafik Sanatı, Sorunları Avantajları
farukcagla isimli Üye şimdilik offline konumundadır

farukcagla(60)

Sanat Yn. / İstanbul

Standart
Alt 23-10-2008 #51
Sponsorlu Bağlantılar

hayır hocam hakaret o değil... Bu forumda birileriyle, özellikle sizin gibi biriyle polemiğe girmek, istediğim son şeydir.. Birçok konuda hemfikir olduğumuzu zaten biliyorsunuz... Az da olsa benim hakımda da bilginiz var... bir başka arkadaş sizin yazınızdan alıntı yapmış ki gerçekten bulamadım...o alıntı da silinmiş... ve bu alıntının altına bravo çok güzel söylemişsiniz demiş.. ben de oradan alıntı yapmıştım ama o da yetkililer tarafından silinmiş... sizin o 4 satırlık yazınızın 4. satırı ile ilgili hizbir şey sölmedim ki.. ben birileri hakater ediyor da demedim... hakaret kelimesini siz yazana kadar dile getirmedim.. zaten alıntının sizden olduğunu bilmiyordum.. benim 4. satırla işim yok, benim ilk satırla işim var... sanırım tüm yanlış anlamalar bundan kaynaklanıyor... madem siz burada yayınlamışsınız demek ki ben de alıntı yapabilirim...

Sizden alıntı Faruk Hocam..

"Grafikerlik diploman var mı?
Nazar etme senin de olur !
Gerçek grafikerleri kıskanma ne olur!"

Bu 3 satırdan benim anladığım şu.. Diplomalı olanlar gerçek grafiker, olmayanlar sahte grafikerdir, hatta bu sahte kelimesinin yerine başka kelimeler de kullanılabilir..

Sahte: Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan, düzme, düzmece, uydurma, gerçek olmayan, yalancı... (TDK Süzlüğünden alıntıdır)

sizin yazınızı bir arkadaşa cevaben yazmışsınız, doğal olarak bu sözler de o arkadaş işaret edilerek yazıldıysa buna diyecek bişey yok elbette, ama alıntıda bu 4 satır vardı ve genel bir anlam ifade ediyor, diploması olmayan tüm grafikerlere sahtekar diyor.. benim anladığım bu...

Öncelikle büyüğüm, sonrasında hocam olduğunuz bilinciyle bir hata yaptıksa affola derim...

Saygılarımla
Hakaret değilse o zaman şunu sormak lazım;

Hakaret değildi de niçin silindi?

Hakaret kelimesini siz dile getirmediniz elbet, silinme gerekçesi olarak hakaret öne sürüldü.

Sahte grafiker meselesine gelince;

Dünyanın her yerinde diplomalı doktora doktor denir, diplomasız olup da doktor olduğunu iddia edene ne denir?

Bu tartışmayı uzatmak, cehaletin ekmeğine yağ sürmektir. Buna devam ederseniz; CHRYSALIS gibi üyelerimize destek vermeye devam edersiniz.
Önder Adem isimli Üye şimdilik offline konumundadır

Önder Adem(41)

Grafiker / İstanbul

Standart
Alt 23-10-2008 #52
                             Sponsorlu Bağlantılar
Tebrik ederim Faruk Hocam, Doktor örneği tam olarak grafikerlikle örtüşüyor...

Yani diploması olmayıp da doktor olduğunu iddia eden sahtekar...
Diploması olmayan ve grafiker olduğunu iddia edenler de sahtekar (!)
Siz gerçeksiniz gerisi sahte...
Türkiye'de binlerce sahtekar grafikerlik yapıyormuş(!)

"Grafikerler birleşmezse toz olurlar, ve toz edilmeye de çoktaaan başlanmıştır." demiştiniz.
Hangi grafikerler birleşmeli hocam, gerçek olanlar mı?

Ben doğru bildiğim fikirlerimi desteklerim müsadenizle hocam

Saygılarımla
grafiker.iso isimli Üye şimdilik offline konumundadır

grafiker.iso

Grafiker / Ankara

Standart
Alt 24-10-2008 #53
Grafik Sanatı, yazı, fotoğraf, resim, şekil ve renk gibi ögeleri kullanarak çoğaltılabilir estetik ve işlevseldüzenlemeler yapmaktır.
Grafiker, Grafik Sanatını icra eden eğitimli, donanımlı, yetenekli, ufku geniş, sanatçı ruhlu, zanaatkar sabırlı kişidir.

Grafik sanatında kullanılan malzemelerin teknolojik yapıya kavuşası; grafik sanatının icrasında büyük kolüylıklar sağlamakla beraber daha büyük bir tehlikeyi de beraberinde getirmiştir.
Köroğlu'nun "Delikli demir çıktı, mertlik bozuldu" dediği gibi bilgisayarın yaygınlaşması ile birlikte bir iki program kullanmayı öğrenen grafikerim diye piyasaya balıklama dalmıştır. Ardı arkası kesilmeyen ekonomik krizlerin oluşturduğu işsizlik enflasyonunun da etkisiyle; "Ne iş olsa yaparım"cıların bir kısmı da grafikerlik oynamaya başlamışlardır. Grafik sanatının değerini bilmeyen matbaaların, acımasız rekabet ortamında ayakta kalabilme çarelerinden biri olarak gördükleri ucuz işçi mantığı ile mal bulmuş mağribi gibi bu grafik işçileri piyasada çoğalmaya başlamıştır.
Böylece gerçek grafik tasarımcı ve grafik eğitiminin önemsizliği de bu kısayol grafik işçileri tarafından ağıza sakız edilmeye başlamıştır.
Bu iş artık çığırından çıkmıştır. İşlerin yoluna sokulması artık doğruları yanlışları ortaya koymakla mümkün görünmemektedir. Ancak devlet gücü ve desteği ile grafik piyasası disipline edilirse hak yerini bulabilir.
Saygılar
İsmail Ev
HORUS isimli Üye şimdilik offline konumundadır

HORUS

Hiç Biri / İstanbul

Standart
Alt 24-10-2008 #54
Ben de aynı kanıdayım, bazen birden fazla mektuba tek cevap içinde birden çok alıntıyla cevap vermek gerekiyor. Bunu nasıl beceriyorlar bilmiyorum.
Bunu bilmiyorum, flood da yapmak istemiyorum. Birine bir cevap verince diğerine veremez oluyor, birinin cevap yazmasını bekliyorum...

Selam ile.
Bunu şöyle yapıyoruz Hocam... alıntıyı sağ tıklıyorsunuz ve yeni bir pencerede açıyorsunuz, sonra başka birinin yazısı içinde yine alıntıyı sağ tıklayıp aynı işlemi yapıyorsunuz...

Elinizde bikaç pencere ve alıntı olmuş oluyor...Bunları tek tek yazı yazdığınız kutucuğ*a kopyalıyorsunuz ve alıntı sahibine göre yorumunuzu altına yazıyorsunuz Grafik Tasarımcı, Grafik Sanatı, Sorunları Avantajları


Yeri değil ancak blmeyen arkadaşlarda varsa onlar içinde faydası olacaktır.


Saygılar...
Hay Allah razı olsun iyi ki söyledin yahu.Bu dediklerin FORUM KURALLARI BAHSİNDE UYARI kısmında yer almalı.

BU arada sana ve SHEDESIGN dostuma teşekkürler, eksik olmayın...
kusura bakmayın
ne zaman bu konu olsa bir arpa boyu ilerlendiğini görmedim ben
eğitimin gereğini savunmak zorunda kalacağımız bir dünyada yaşıyor olmak utanç verici

ancak üzülerek belirtiyorum forumda bu kadar istekli çalışmalar yapan, tartışmalara katılan sevgili üyelerimizin bu kadar basit bir konuyu atlamış olmaları çok üzücü bir durum

Üyelere Özel Forum Kullanım Kılavuzu
biz burada gerekli bilgilendirmeyi yapmışız
özür dileyerek hatırlatmak istedim
sonuçta bence buda forum kullanımıyla alakalı bir eğitim olacaktır

iyi tartışmalar hepinize
farukcagla isimli Üye şimdilik offline konumundadır

farukcagla(60)

Sanat Yn. / İstanbul

Standart
Alt 24-10-2008 #55
Tebrik ederim Faruk Hocam, Doktor örneği tam olarak grafikerlikle örtüşüyor...

Yani diploması olmayıp da doktor olduğunu iddia eden sahtekar...
Diploması olmayan ve grafiker olduğunu iddia edenler de sahtekar (!)
Siz gerçeksiniz gerisi sahte...
Türkiye'de binlerce sahtekar grafikerlik yapıyormuş(!)

"Grafikerler birleşmezse toz olurlar, ve toz edilmeye de çoktaaan başlanmıştır." demiştiniz.
Hangi grafikerler birleşmeli hocam, gerçek olanlar mı?

Ben doğru bildiğim fikirlerimi desteklerim müsadenizle hocam

Saygılarımla
Allah razı olsun, yeni bir tartışma açtınız.

Doktorlukla grafikerlik uyuşmuyorsa hangi meslekle grafikerliğin uyuştuğunu bildirmek zorundasınız.

Mimarlıkla uyuşur mu? Diplomasız mimar olur mu?
Şoförlükle uyuşur mu, ehliyetsiz şoför olur mu?
Eczacılıkla uyuşur mu?
Mühendislikle uyuşur mu?

Herhalde siz ve sizin gibi dostlar;
Diploma istemeyen mesleklerle grafikerliği uyuşturmaktan çok hoşlanacaklardır.

Mesela pazarcılık gibi.
Mesela işportacılık gibi...

Bakın bunlar diploma veya sertifika istemeyen işler. Bunlar diplomasız grafikerlikle ne güzel uyuşuyor değil mi?

Berberlik? Berber dükkanına girin bakın duvarda ne vardır?
Terzilik? Duvarına bakın... Fotoğraflı bir belge vardır orada... Nedir o?
Peki bir oto tamircisinin dükkanın duvarında da hiç olmazsa bir ustalık belgesi vardır değil mi?

Peki diplomaya karşı olan grafiker kardeşlerimizin duvarında ne asılı?

BUNUN CEVABINI BEKLİYORUM.

Şimdi gelelim DEVLET’e

Ayıptır günahtır, yazıktır.
Horus adlı üye haklıdır. Bakınız Horus ne diyor;

eğitimin gereğini savunmak zorunda kalacağımız bir dünyada yaşıyor olmak utanç verici…

Horus’a katılıyorum, eğitimsizliği savunmak adeta erdem olmuş.
Diploma deyince birilerinin tüyleri diken diken oluyor.

Bin defa yazdım, CEHALETE övgü düzülüyor diyorum, düşman devletler para verse bu kadar CAHİL kalmamızı sağlayacak propaganda yapamaz diyorum.

Anlatamıyorum.

Ama sayın Horus anlıyor… VE ne zaman BU KONU AÇILSA İLERLEME OLMUYOR diyor.

Doğrudur, adeta birileri özellikle provake etmek, nifak sokmak için fırsat kolluyor…

İlla da diploma gereksizdir, okul gereksizdir, eğitim lüzumsuzdur dememizi istiyorlar…

Ama kendileri bunu RESMEN SÖYLEYEMİYORLAR… Diplomaya ve eğitime önem veren kim varsa, onlara söyletecekler…

Eğitimi kim yaptırır? Devlet.
Okulu kim yaptırır? Devlet…
Diplomayı kim verir? Devlet…
Sertifikayı kim onaylar? Devlet….

Eğitim, okul, diploma, sertifika GRAFİKERLİK için gereksizdir diyorlar…

Yahu oldu olacak DEVLET GEREKSİZDİR deyiverin de hiç olmazsa AÇIK KONUŞMUŞ olun.

Şimdi Sayın İsmail Ev, bu oyunu fark etmiş. Ve benim hakaret zannıyla yasaklanan grafik amelesi deyimime benzer olarak “ucuz grafik işçileri” deyimini kullanmıştır…

Bu diplomalı diplomasız grafiker tartışmalarının “çığırından çıktığını” belirterek, buna ancak DEVLET GÜCÜYLE bir nizam intizam verilebileceğini belirtmiştir…

İşte nereye geldik?

Haklı olmak yetmiyor, güçlü olmak da gerekiyor diye boşuna söylemiyorduk…

Devlet gücü ve kuvveti gerekiyor bu “çığırından çıkmış” ve “bir arpa boyu ilerlemeyen” bu kısırdöngü halindeki tartışmayı bitirmek için…

Ve biliniz dostlar biliniz; zaten diplomayı önemsemeyenler, belgeyi, sertifikayı önemsemeyenler, kısaca eğitimi önemsemeyenler aslında DEVLETİ önemsemiyorlar…

Bir gün herhangi bir okul, herhangi bir eğitim kurumu, herhangi bir DEVLET VEYA KAMUSAL GÜÇ, derse ki onlara;
“gel bakayım buraya, o kadar grafikerim diye atıp tutuyorsun, gir bakalım şu TASARIM SINAVINA… Hangi programı kullanırsan kullan, tasarla bakayım 3 adet gazete ilan kampanyası… Tasarla bakayım filanca firmaya 5 adet amblem logo… Yap bakalım bir prestij katalogu… Çalış bakalım seçkin bir web sayfasına ait 5 adet web ara yüzü… Diplomam yok diyorsun, diplomalılara laf söylüyorsun. Bu sınavlardan iyi dereceyle geç, sana diploma yerine geçer bir sertifika vereceğim…”

Ne olur biliyor musunuz?

Bu gün konuşanların en az yarısı sesini keser… Kim operatör, kim tasarımcı ancak böyle belli olur. Ucuz grafik amelesini de grafiker diye yutturan kimi patronlar da dillerini burun deliklerine tıkarlar.

Bu işin çözümü budur…

Onlar ŞİMDİKİ SİSTEMDEN BESLENİYORLAR… Her ortamda, her fırsatta bulanık suda balık avlamak, kurdun dumanlı havayı sevmesi dediğim budur. Onlar, sistemin değişmesini İSTEMEZLER…

Gelelim gerçek tasarımcı, sahte tasarımcı meselesine…

İŞTE BU SINAVI GEÇEN GERÇEK GRAFİKERDİR, GEÇEMEYENE SİZ İSİM BULUN…

Grafikerler Birlik olursa bu SINAV YAPILIR… Grafikerler Birliğini DEVLET onaylarsa BU SINAV DEVLET ONAYLI yapılır. (Zor, OYUNU BOZAR)

İşte bundan korkuyorlar…

GERÇEK Grafikerler, BU SINAV YAPILSIN istiyorsa BİRLİK olmalıdır.

BU sınavdan KORKANLARIN zaten grafikerliklerinden şüpheleri var demektir… ZATEN doğal olarak onlarla da BİRLİK OLUNMAZ…

Eğitim konusunda benimle aynı fikri paylaşıp bana güç ve destek veren tüm üyelere, başta Nüket Hotalı, İsmail Ev, Volkan-Gökhan Tekin’e, Horus’a, Ambrosia’ya, Shedesign'a ve adını sayamadığım diğer dostlara teşekkürlerimle…
Önder Adem isimli Üye şimdilik offline konumundadır

Önder Adem(41)

Grafiker / İstanbul

Standart
Alt 24-10-2008 #56
Olaylar saptırılmış ya da yanlış anlaşılmış.. benim hiçbir yazımda eğitimin gereksizliği ile ilgili bir ibare yok hatta tam aksine keşke herkes bu işin eğitimini alabilse demiştim... Bu işin eğitimini almayanlar eğitimini alanlardan daha iyidir kötüdür diye bişey de söylemedim... Tamamen eğitime karşı biri olarak değerlendirmişsiniz beni... Eğitime karşı durmanın cehalet olduğunu bilecek kadar eğitimli ve bilgiliyim çok şükür...

Aslında burada bir kavram sıkıntısı var... Şuna eğitim yerine öğretim dersek daha iyi olacak, çünkü eğitim sadece okulda olmaz...

Verdiğiniz örnekler yine grafikerlikle örtüşmüyor, daha doğrusu grafikerliğin Türkiye'deki tarihsel gelişimiyle örtüşmüyor... Bir doktor, bir mühendis, bir mimar, hata yaparsa insanlar ölür.. Ben hiçbir grafikerin yaptığı hatadan dolayı bir insanın ölümüne sebep olduğunu duymadım... Eskiden ebeler, fenni sünnetciler, fenni dişçiler vardı bilirsiniz, birçoğu çantayla dolaşırdı ve bu meslekleri icra ederlerdi, doğru mu bu, elbette değil...Ama gerçeklerdi, sahte değil... Niye vardı, çünkü yeterince dişçi yeterince sünnetçi yoktu, bir sünnetçilik okulu da yoktu, bir ebelik okulu da, yeterince dişçilik okulu da yoktu... Şimdi bunlara sahtekar mı denilmeli... Eskiden lise mezunları öğretmen olabiliyordu, şimdi üniversite okumak şart, şimdi eski öğretmenlere sahtekar mı demeli...

Bu manada grafikerlik daha spesifik bir meslek... Henüz grafikerlikle ilgili doğru dürüst okullar ve eğitim veren kurumlar yokken, bu mesleğe ve bu mesleği icra eden insanlara ihtiyaç duyuldu... Doğal olarak bu işi mektebine gitmeden öğrenen insanlar yetişti... Birçok yerde bu, matbaa işleri yapan, montaj, pikaj, kamera kontak vs. işleri ile uğraşanlar, bir taraftan resim, ilüstrasyon vs. daha sanatsal işlerle uğraşanlar grafikerliğe yataş geçiş yaptı.. Hatta Macintosh'ların Türkiye'ye ilk girişi esnasında bazı devlet daireleri F klavye olması nedeniyle Mac bilgisayarlar aldılar ve memurlar daktiloyu bırakıp Mac lerle yazı yazmaya başladılar... Buradan bile yatay geçiş yapanlar oldu... O zamanlar bunların hepsine Mac operatörü deniliyordu... Yaşı büyük insanlar bunları daha iyi bilirler... Bundan 10-15 yıl önce Grafikerlik denince insanların aklına sayısal ve istatistiksel değerleri pasta dilimi ve yüzdeler haline getiren bir meslek zannediyordu... Yani Excell de yapılan istatistik grafikleri... Yani demek istediğim meslek itibariyle henüz taze.. İhtiyaçlar doğrultusunda piyasa yukarıda bahsettiğim insanları şimdiki manada bildiğimiz grafikerlik öğrenmeye itti... Kaç okul ve kaç bölüm vardı grafikerlikle ilgili ya da bunlar kaç kişi tarafından biliniyordu.. Bu okulları bitirince insanlar ne iş yapacaktı, nerede çalışacaktı, kim biliyordu... Kaç kişi bir tarafta doktorluk, mühendislik, öğretmenlik gibi meslekle varken çocuğunu grafikerlik gibi kimsenin bilmediği bir okula göndermek istedi, kaç genç bu okullarda okumak istedi... İsteseydi nasıl okuyacaktı... Türkiye'nin bilinen şartları buna uygun muydu? Geçim zorluğunun had safhada olduğu şu yıllarda bile ebeveynler ve bireyler tek atımlık kurşunlarının olduğunu bile bile mezun olunduğunda en kötü ihtimalle devlet memuru olunabilecek bölümler varken grafikerlik gibi henüz kimsenin doğru dürüst bilmediği bir bölümü tercih ederdi ki.. Türkiye'de kaç tane Mimar Sinan gibi okul vardı, kaç kişi bunları biliyordu kaçı gidebiliyordu... Bir de olayı sadece İstanbul olarak değerlendirmeyin, tüm Türkiye genelinde bakın... Anadolu'da böyle elit sayılan grafikerlikle ilgili kaç eğitim kurumu vardı

Bununla ilgili başka bir örnek vereceğim... 1995 yılında Türkiye resmen Avrupa Gümrük Birliği'ne girmiş ve bununla ilgili dış ticaret mevzuatını uygulamaya başlamıştı.. Yasalar değişmiş, ithalat-ihracat yönetmelikleri Avrupa'daki gibi uygulanmaya başlanmıştı... Fakat 1995 yılında bu mevzuat ve yönetmeliklerle ilgili bilgi sahibi olan neredeyse yoktu... Bunun bir okulu kursu falan da yoktu... Yani anlayacağınız önceden bu işle uğraşan alaylılar yeni mevzuat geldiğinde çalışmaya ve buna ayak uydurmaya çalıştı... Sonrasında iki yıllık ithalat-ihracat ve dış ticaret bölümleri yeni mezunlar verip bu piyasaya eleman gönderdi.. fakat hala bu konularda iş bitirici elemanlar o alaylılar... daha sonra gümrük karnesi sınavları yapıldı ve bu tip insanlar karne sahibi olarak tabiri caizse diplomalı oldu...


Aslında anlatmak istediğim şu... Öyle ya da böyle Türkiye'nin gerçeğidir ki piyasada alaylı tabir ettiğimiz çok fazla grafiker var... Siz her ne kadar bu insanları sahtekar olarak değerlendirseniz de durum bu.. Peki bunca insan nolacak, 2 dk. düşünüp empati kurun... Bir diplomaya sahip olmadığınızı ama son 20 senedir bu işle uğraştığınızı farzedin.. Ne yapardınız, ayrı tutulmak, tecrit edilmek hoşunuza gider miydi, "gerçek olmayan" sıfatının zikredilmesi hoş olur muydu sizin için... çoğu sistemin yetersizliği sonucu alaylı olan bu grafikerleri gaz odasına mı göndermek gerekli... "sizin diplomanız yok hepiniz pazarda patates satın, bize ne okusaydınız mı demeli? Yoksa onları kazanmalı mı?

Alaylıların belgelendirilmesi, mevcut öğretim sistemi yetersizliğinin iyileştirilmesi, kişilerin sınava tabi tutulması veya çözüm her neyse sonuna kadar desteklenmeli ve en kısa zamanda hayata geçirilmeli derseniz şahsım adına sonuna kadar varım... Her türlü desteği de vermeye hazırım..Birlik olmak kı, keşke, ona da amenna..

Ama "diplomalılar gerçek grafiker kalanlar sahtekar" deyip binlerce emekçiyi karşınıza alır, bu gerçeği görmezden gelirseniz, yok sayarsanız, yıllarca emek vermiş, bir okula gitmese bile belki onlarca kitap okumuş, onlarca seminere katılmış, sabahlara kadar grafik eğitimini kendini yetiştirerek almaya çalışmış, usta grafikerleri idol kabül edip ağzından çıkan her kelimeyi defterine not etmiş binlerce grafikere "vasıfsız elemanmış" muamelesi yaparsanız, onlar da size ve sizin gibi düşünenlere savaş açar... Bu bir gerçek, ister kabul edin ister etmeyin... Size göre Sahtekar olan bu grafikerleri yeryüzünden kaldırmadığınız sürece bu gerçek her zaman heryerde önünüze çıkacak...

Diplomalı ya da diplomasız tüm grafikerlere saygı duyulması gerektiğini, hatta diplomalılara ekstradan saygı duyulması gerektiğini düşünüyorum, hiçkimsenin emeğinin, alınterinin küçümsenmemesi gerektiğini ve ucubik sıfatlar takılmaması gerektiğini savunuyorum, insanların amelleriyle, eserleriyle değerlendirilmesinin birincil derecede önemli olduğunu savunuyorum... Öğrenim görmüş grafikerler yetiştirilmesini savunuyorum.. Öğrenim görmemiş ya da görememiş grafikerlerin de "eğitimsiz" olduğunu düşünen ve bu mesleği yapamadığını iddia ederek onları hafife alan tüm zihniyetlere de karşıyım... Eğer derseniz ki "bu işi yaptığını yapabildiğini zanneden beceriksizler var ve bunlar da kendine grafiker diyor" bu bahsettiğiniz her meslek dalı için geçerlidir, diplomasız sahte grafikerler beceriksizdir diye bir genelleme yapmak abesle iştigaldir...

Yazım sonuna kadar okunmazsa, yanlış anlamaya ve olayları çarpıtmaya devam edeceksiniz...

Saygılarımla
yoSa isimli Üye şimdilik offline konumundadır

yoSa(33)

Fotoğrafçı / Diyarbakır

Standart
Alt 24-10-2008 #57
Bir de olayı sadece İstanbul olarak değerlendirmeyin, tüm Türkiye genelinde bakın... Anadolu'da böyle elit sayılan grafikerlikle ilgili kaç eğitim kurumu vardı
Okadar doğru bir tespitki, yazmadan duramadım...

"Anadolu'da böyle elit sayılan grafikerlikle ilgili kaç eğitim kurumu vardı"
Demişsiniz.... Vardı değil! Hala yok Grafik Tasarımcı, Grafik Sanatı, Sorunları Avantajları

Diyarbakır gibi Güneydoğunun en gelişmiş Şehirlerinden birinde bile grafik eğitimi adı altında kurum-kuruluş yok...Hiçbirşey yok!
Grafik hizmetini kim verecek?
Ülkenin zenginleri yerlerinde para sayarken,Diyarbakır'da bu duruma nasıl çözüm getirilecek.
Daha Grafiker kelimesinin anlamını bilmeyen insanların Grafikerlere ihtiyaç duyduğu bir yerden bahsediyorum Grafik Tasarımcı, Grafik Sanatı, Sorunları Avantajları
Durum şöyle gerçekleşecek(öylede oluyor)
Diplomasız grafikerler (bilinçli kişi) bir şekilde eğitimini ilerletecek, biliçsiz kısmıda benzer-kopya tasarımlarla işi götürecek.
İşin içine farklı bir boyut olan kişilik giriyor.
Bir iş yapıyorum hakkını vereyim! demek var
Öyle yada böyle kazanıyorum, eğitime-hakkını vermeye ne gerek var! demek var
Bu iki söylem biçimi Grafikerlik-grafiker-grafik kavramlarının bilinmediği yerlerde işleri götürecek...

Hala ısrarla söylüyorum...Eğitim şart!
Eğitimsiz de bu iş yapılıyor ancak eğitimli bireyin yaptığı kadar başarılı ve kaliteli olması mümkün değil..........

Saygılar...
farukcagla isimli Üye şimdilik offline konumundadır

farukcagla(60)

Sanat Yn. / İstanbul

Standart
Alt 24-10-2008 #58
Olaylar saptırılmış ya da yanlış anlaşılmış.. benim hiçbir yazımda eğitimin gereksizliği ile ilgili bir ibare yok hatta tam aksine keşke herkes bu işin eğitimini alabilse demiştim... Bu işin eğitimini almayanlar eğitimini alanlardan daha iyidir kötüdür diye bişey de söylemedim... Tamamen eğitime karşı biri olarak değerlendirmişsiniz beni... Eğitime karşı durmanın cehalet olduğunu bilecek kadar eğitimli ve bilgiliyim çok şükür...

Aslında burada bir kavram sıkıntısı var... Şuna eğitim yerine öğretim dersek daha iyi olacak, çünkü eğitim sadece okulda olmaz...

Verdiğiniz örnekler yine grafikerlikle örtüşmüyor, daha doğrusu grafikerliğin Türkiye'deki tarihsel gelişimiyle örtüşmüyor... Bir doktor, bir mühendis, bir mimar, hata yaparsa insanlar ölür.. Ben hiçbir grafikerin yaptığı hatadan dolayı bir insanın ölümüne sebep olduğunu duymadım... Eskiden ebeler, fenni sünnetciler, fenni dişçiler vardı bilirsiniz, birçoğu çantayla dolaşırdı ve bu meslekleri icra ederlerdi, doğru mu bu, elbette değil...Ama gerçeklerdi, sahte değil... Niye vardı, çünkü yeterince dişçi yeterince sünnetçi yoktu, bir sünnetçilik okulu da yoktu, bir ebelik okulu da, yeterince dişçilik okulu da yoktu... Şimdi bunlara sahtekar mı denilmeli... Eskiden lise mezunları öğretmen olabiliyordu, şimdi üniversite okumak şart, şimdi eski öğretmenlere sahtekar mı demeli...

Bu manada grafikerlik daha spesifik bir meslek... Henüz grafikerlikle ilgili doğru dürüst okullar ve eğitim veren kurumlar yokken, bu mesleğe ve bu mesleği icra eden insanlara ihtiyaç duyuldu... Doğal olarak bu işi mektebine gitmeden öğrenen insanlar yetişti... Birçok yerde bu, matbaa işleri yapan, montaj, pikaj, kamera kontak vs. işleri ile uğraşanlar, bir taraftan resim, ilüstrasyon vs. daha sanatsal işlerle uğraşanlar grafikerliğe yataş geçiş yaptı.. Hatta Macintosh'ların Türkiye'ye ilk girişi esnasında bazı devlet daireleri F klavye olması nedeniyle Mac bilgisayarlar aldılar ve memurlar daktiloyu bırakıp Mac lerle yazı yazmaya başladılar... Buradan bile yatay geçiş yapanlar oldu... O zamanlar bunların hepsine Mac operatörü deniliyordu... Yaşı büyük insanlar bunları daha iyi bilirler... Bundan 10-15 yıl önce Grafikerlik denince insanların aklına sayısal ve istatistiksel değerleri pasta dilimi ve yüzdeler haline getiren bir meslek zannediyordu... Yani Excell de yapılan istatistik grafikleri... Yani demek istediğim meslek itibariyle henüz taze.. İhtiyaçlar doğrultusunda piyasa yukarıda bahsettiğim insanları şimdiki manada bildiğimiz grafikerlik öğrenmeye itti... Kaç okul ve kaç bölüm vardı grafikerlikle ilgili ya da bunlar kaç kişi tarafından biliniyordu.. Bu okulları bitirince insanlar ne iş yapacaktı, nerede çalışacaktı, kim biliyordu... Kaç kişi bir tarafta doktorluk, mühendislik, öğretmenlik gibi meslekle varken çocuğunu grafikerlik gibi kimsenin bilmediği bir okula göndermek istedi, kaç genç bu okullarda okumak istedi... İsteseydi nasıl okuyacaktı... Türkiye'nin bilinen şartları buna uygun muydu? Geçim zorluğunun had safhada olduğu şu yıllarda bile ebeveynler ve bireyler tek atımlık kurşunlarının olduğunu bile bile mezun olunduğunda en kötü ihtimalle devlet memuru olunabilecek bölümler varken grafikerlik gibi henüz kimsenin doğru dürüst bilmediği bir bölümü tercih ederdi ki.. Türkiye'de kaç tane Mimar Sinan gibi okul vardı, kaç kişi bunları biliyordu kaçı gidebiliyordu... Bir de olayı sadece İstanbul olarak değerlendirmeyin, tüm Türkiye genelinde bakın... Anadolu'da böyle elit sayılan grafikerlikle ilgili kaç eğitim kurumu vardı

Bununla ilgili başka bir örnek vereceğim... 1995 yılında Türkiye resmen Avrupa Gümrük Birliği'ne girmiş ve bununla ilgili dış ticaret mevzuatını uygulamaya başlamıştı.. Yasalar değişmiş, ithalat-ihracat yönetmelikleri Avrupa'daki gibi uygulanmaya başlanmıştı... Fakat 1995 yılında bu mevzuat ve yönetmeliklerle ilgili bilgi sahibi olan neredeyse yoktu... Bunun bir okulu kursu falan da yoktu... Yani anlayacağınız önceden bu işle uğraşan alaylılar yeni mevzuat geldiğinde çalışmaya ve buna ayak uydurmaya çalıştı... Sonrasında iki yıllık ithalat-ihracat ve dış ticaret bölümleri yeni mezunlar verip bu piyasaya eleman gönderdi.. fakat hala bu konularda iş bitirici elemanlar o alaylılar... daha sonra gümrük karnesi sınavları yapıldı ve bu tip insanlar karne sahibi olarak tabiri caizse diplomalı oldu...


Aslında anlatmak istediğim şu... Öyle ya da böyle Türkiye'nin gerçeğidir ki piyasada alaylı tabir ettiğimiz çok fazla grafiker var... Siz her ne kadar bu insanları sahtekar olarak değerlendirseniz de durum bu.. Peki bunca insan nolacak, 2 dk. düşünüp empati kurun... Bir diplomaya sahip olmadığınızı ama son 20 senedir bu işle uğraştığınızı farzedin.. Ne yapardınız, ayrı tutulmak, tecrit edilmek hoşunuza gider miydi, "gerçek olmayan" sıfatının zikredilmesi hoş olur muydu sizin için... çoğu sistemin yetersizliği sonucu alaylı olan bu grafikerleri gaz odasına mı göndermek gerekli... "sizin diplomanız yok hepiniz pazarda patates satın, bize ne okusaydınız mı demeli? Yoksa onları kazanmalı mı?

Alaylıların belgelendirilmesi, mevcut öğretim sistemi yetersizliğinin iyileştirilmesi, kişilerin sınava tabi tutulması veya çözüm her neyse sonuna kadar desteklenmeli ve en kısa zamanda hayata geçirilmeli derseniz şahsım adına sonuna kadar varım... Her türlü desteği de vermeye hazırım..Birlik olmak kı, keşke, ona da amenna..

Ama "diplomalılar gerçek grafiker kalanlar sahtekar" deyip binlerce emekçiyi karşınıza alır, bu gerçeği görmezden gelirseniz, yok sayarsanız, yıllarca emek vermiş, bir okula gitmese bile belki onlarca kitap okumuş, onlarca seminere katılmış, sabahlara kadar grafik eğitimini kendini yetiştirerek almaya çalışmış, usta grafikerleri idol kabül edip ağzından çıkan her kelimeyi defterine not etmiş binlerce grafikere "vasıfsız elemanmış" muamelesi yaparsanız, onlar da size ve sizin gibi düşünenlere savaş açar... Bu bir gerçek, ister kabul edin ister etmeyin... Size göre Sahtekar olan bu grafikerleri yeryüzünden kaldırmadığınız sürece bu gerçek her zaman heryerde önünüze çıkacak...

Diplomalı ya da diplomasız tüm grafikerlere saygı duyulması gerektiğini, hatta diplomalılara ekstradan saygı duyulması gerektiğini düşünüyorum, hiçkimsenin emeğinin, alınterinin küçümsenmemesi gerektiğini ve ucubik sıfatlar takılmaması gerektiğini savunuyorum, insanların amelleriyle, eserleriyle değerlendirilmesinin birincil derecede önemli olduğunu savunuyorum... Öğrenim görmüş grafikerler yetiştirilmesini savunuyorum.. Öğrenim görmemiş ya da görememiş grafikerlerin de "eğitimsiz" olduğunu düşünen ve bu mesleği yapamadığını iddia ederek onları hafife alan tüm zihniyetlere de karşıyım... Eğer derseniz ki "bu işi yaptığını yapabildiğini zanneden beceriksizler var ve bunlar da kendine grafiker diyor" bu bahsettiğiniz her meslek dalı için geçerlidir, diplomasız sahte grafikerler beceriksizdir diye bir genelleme yapmak abesle iştigaldir...

Yazım sonuna kadar okunmazsa, yanlış anlamaya ve olayları çarpıtmaya devam edeceksiniz...

Saygılarımla
Kısa yazacağım.

1-Benim mektubumda sorduğum sorulara cevap vermemişsiniz.
2-İşinize gelen konulara değinip işinize gelmeyenlere değinmemişsiniz.
3-Mesela, Grafikerliği doktorlukla örtüştüremiyorsunuz, peki hangi meslekle örtüştürebiliyorsunuz, pazarcılıkla mı demişim, cevap yok. Sadece ÇOK SPESİFİK bir MESLEK demişsiniz. Yani hiç bir meslekle örtüşmüyor. Kaçamak CEVAP BU KADAR OLUR!
4-Diplomasız grafikerler sınava girsin, sertifika alsın, bu belge diploma yerine geçsin demişim... Niye demişim; diplomasızlar legallik ve yasallık kazansın kim mac operatörü kim grafiker belli olsun diye demişim... Buna asla ve asla olur dememişsiniz. Bu iyi fikir, ak koyu kara koyun belli olur dememişsiniz. (ama başka meslek için karne veriliyor demişsiniz)
5-Ben yazılarımın hiç birinde sahte grafiker ve üstelik SAHTEKAR kelimesi kullanmadım, bu kelimeyi siz kullanıp duruyor ve bana da söyletmeye çalışıyorsunuz. Diplomasız grafiker SAHTEKARDIR diyen sizsiniz.Tartışmada haklı çıkmak için çok önemli bir açık yakalamış gibi bunu tekrar edip duruyorsunuz.
6-Beni diplomasız grafiker düşmanı olarak ilan etmeye hiç hakkınız yok. Niçin yok ? Çünkü ben sınav yapılsın, başarılı olanlara sertifika verilsin, diplomalı-diplomasız ayrımı kalmasın diyorum. Başarısız olanlar da operatör olduklarını kabul ederler diyorum, fena mı diyorum? Bunu deyince diplomasızlara SAHTEKAR MI DEMİŞ OLUYORUM?

7-Bakın, şu cümlenize bakın;

"daha sonra gümrük karnesi sınavları yapıldı ve bu tip insanlar karne sahibi olarak tabiri caizse diplomalı oldu..."

Bu cümle size ait, benim söylediklerimi bir başka meslek için uygulandığını ne de güzel söylüyorsunuz. Ama bunu grafikerler için bir türlü söyleyemiyorsunuz.

8-Eğitim kelimesini niçin öğretim ile değiştirip, Milli Eğitim Bakanlığının adını Milli Öğretim Bakanlığı yapmak istiyorsunuz?

9-Kardeşim siz; tıpkı terzilik gibi, berberlik gibi sınavdan geçilerek başarılı olunduğu takdirde bir sertifika, bir belge, bir legallik belgesi, bir yasallık kağıdı alınmasını GRAFİKERLER için istiyor musunuz, istemiyor musunuz?

10-Yoksa mac operaörlerinin, tasarım bilmeyenlerin kendilerini grafiker diye sundukları ve kimin elinin kimin cebinde olduğunun bilinmediği, eğitimli grafikerlerin mağdur edildiği bu sistemin böyle devam etmesini mi istiyorsunuz?

Kısaca; başka meslekler için olumlu bulduğunuz belge, karne, sertifika, neyse o kağıt işte ondan, bu belgenin mesleğini bilen, hakkıyla uygulayan diplomasız fakat gerçekten grafiker olmayı hak etmiş kişilere verilmesine, onların grafiker olmadıkları halde kendilerini öyle sunanların arasından sıyrılmasına ve UZMANLIKLARININ TESCİL EDİLMESİNE KARŞI MISINIZ, DEĞİL MİSİNİZ?

Yoksa bırak bu işleri, kimsenin rahatını bozma, herkes halinden memnun, hiç sorun falan da yok, bırak böyle gitsin mi diyorsunuz?

Bu sorulara verilecek cevaplar, SAHTEKARLIK konusunu daha netleştirecektir.

(dostlar kusura bakmasın, yine bir arpa boyu yol gidemediysek, bunun sorumlusunun ben olmadığımı düşünüyorum. Ben eğitimsiz grafikerlere boşu boşuna şirin gözükmeye çalışmıyorum. Onların içinden gerçekten bu işi bilenlere diploma yerine geçecek yasal belgelerin verilerek onların statülerini hak ettikleri yere getirmeyi savunuyorum. Hak etmeyenin, başarısız olanların ise grafik işçisi olması gerektiğini, sapla samanın ayrılmasını savunuyorum. Tek çözümün bu olduğunu iddia ediyorum.)
Önder Adem isimli Üye şimdilik offline konumundadır

Önder Adem(41)

Grafiker / İstanbul

Standart
Alt 24-10-2008 #59
Herşeyden önce yazımı sonuna kadar okumadığınız belli oluyor maalesef hocam, yazımın sonunda uyarı yapmıştım halbuki... bari bu yazımı sonuna kadar okuyunuz...

Peki hocam, madem soru cevap şeklinde bir yaklaşım istiyorsunuz buyrun yapalım... Ben yazınızın tamanını okuyup, genel bir cevap yapmak istemiştim ama buyrun sizin dediğiniz gibi olsun..

1 nolu yazınızda bir soru yok
(FARUK BEY'den ALINTI:2-İşinize gelen konulara değinip işinize gelmeyenlere değinmemişsiniz.)

Cevap: Soru cevap şeklinde yapmadığım için bazı maddeleri atlamışım gibi görünüyor ama genel bir cevap yazdım, işime gelen gelmeyen diye ayıklamadım.... Yazımın tamamını okursanız cevaplar orada duruyor...

(FARUK BEY'den ALINTI: 3-Mesela, Grafikerliği doktorlukla örtüştüremiyorsunuz, peki hangi meslekle örtüştürebiliyorsunuz, pazarcılıkla mı demişim, cevap yok. Sadece ÇOK SPESİFİK bir MESLEK demişsiniz. Yani hiç bir meslekle örtüşmüyor. Kaçamak CEVAP BU KADAR OLUR!)

Cevap: Çok spesifik bir meslek ile başlayan paragrafı tamamen okursanız, doktorlukla grafikerliğin neden tam olarak örtüştürülemeyeceğini izah etmeye çalıştım...Çünkü doktorluğun tarihsel gelişimiyle (en azından Türkiye için söylüyorum) grafikerliğinki bir değil... Türkiye'de diplomasız grafikerlerin neden bu kadar fazla olduğunun açıklaması ve bu mesleğin diplomasız olunmasına rağmen nasıl yapıldığını anlatmaya çalıştım... Son 2 - 3 senede kurslardan yetişen grafikerleri değil, 10-15 yıl önce bu işe başlamış grafikerlerin hikayesini anlattım, geçmişten gelen süreci anlattım... İlla bir meslekle örtüştüreceksek yine aynı yazıda örnek verdiğim gümrükçülük ile örtüştürebilirsiniz, yani bir mesleğe ihtiyacın onun eğitimine olan ihtiyacından önce varolması, zaten spesifik bir meslek olduğu için çok fazla örtüştürülecek örneği yok... Şu gün otobüs şöförlüğünün, hostesliğin bile meslek yüksek okulu var ama bundan 5-10 sene önce yoktu... bunlarla örtüştürebilirsiniz. İşin yaratıcılık ve yetenek kısmından bakarsanız konservatuar mezunu olmayan tüm ses sanatçılarını, tiyatro eğitimi almamış tüm oyuncuları, futbol okuluna gitmemiş tüm futbolcuları, resim bölümünü bitirmemiş bütün ressamları, edebiyat okumamış tüm yazarları ve daha birçok örnekle örtüştürebilirsiniz...

(FARUK BEY'den ALINTI: 4-Diplomasız grafikerler sınava girsin, sertifika alsın, bu belge diploma yerine geçsin demişim... Niye demişim; diplomasızlar legallik ve yasallık kazansın kim mac operatörü kim grafiker belli olsun diye demişim... Buna asla ve asla olur dememişsiniz. Bu iyi fikir, ak koyu kara koyun belli olur dememişsiniz. (ama başka meslek için karne veriliyor demişsiniz)

CEVAP: Hocam okumamışsınız dedim ya, buyrun bir önceki yazımdan alıntı
"Alaylıların belgelendirilmesi, mevcut öğretim sistemi yetersizliğinin iyileştirilmesi, kişilerin sınava tabi tutulması veya çözüm her neyse sonuna kadar desteklenmeli ve en kısa zamanda hayata geçirilmeli derseniz şahsım adına sonuna kadar varım... Her türlü desteği de vermeye hazırım..Birlik olmak kı, keşke, ona da amenna.."

(FARUK BEY'den ALINTI:5-Ben yazılarımın hiç birinde sahte grafiker ve üstelik SAHTEKAR kelimesi kullanmadım, bu kelimeyi siz kullanıp duruyor ve bana da söyletmeye çalışıyorsunuz. Diplomasız grafiker SAHTEKARDIR diyen sizsiniz.Tartışmada haklı çıkmak için çok önemli bir açık yakalamış gibi bunu tekrar edip duruyorsunuz.)

CEVAP: Siz diğer yazılarımı da sonuna kadar okumamışsınız.. Doğru SAHTEKAR kelimesini hiç kullanmamışsınız... Zaten kullandınız demedim, öyle düşünüyor ima ediyorsunuz dedim.. Hatta bunu yaşanmış bir meclis hikayesiyle örneklendirdim... (Merkep hikayesi, yukarıdaki yazılarımda var)

"Grafikerlik diploman var mı?
Nazar etme senin de olur !
Gerçek grafikerleri kıskanma ne olur!"

Bu satırlar size ait hocam ve bunlarla ilgili birkaç yazı yazdım, diplomalı grafikerleri gerçek grafiker olarak adlandırdığınız bu satırlarda diplomasızları otomatikman gerçek olmayan grafiker yani sahte grafiker yani sahtekar yaptınız... Ve bunu şimdiki yazınıza kadar inkar etmediniz ve hatta cevaplarınızda savunmaya çalıştınız.. Bir iddiayı reddetmediğiniz sürece o iddiayı savunuyorsunuz, kabul ediyorsunuz anlamına gelir... Mesela siz benim eğitime karşı biri olduğumu ve eğitimin gereksiz olduğunu savunduğumu iddia etmiştiniz ben bir önceki yazımda bunu reddettim ve savundum...

(FARUK BEY'den ALINTI: Sahte grafiker meselesine gelince;
Dünyanın her yerinde diplomalı doktora doktor denir, diplomasız olup da doktor olduğunu iddia edene ne denir?)

Bunu diyerek diploması olmayan grafikerlerin de bu mantıkla sahtekar olduğuna atıfta bulunmuş oldunuz... Bunu çözümlersek;
Diplomasız doktor = Sahte doktor
Diplomasız grafiker = Sahte grafiker

Örnekler: Bardağın yarısı dolu demek, diğer yarısı boş anlamına gelir... 5 kişilik koltukta 2 kişi oturuyor demek, 3 kişilik boş yer olduğu anlamına gelir... Ben "çaydanlık sıcak" dediğimde siz onu dikkatli tutmanız, elinizi yakmamanız gerektiğini anlarsınız... Futbolcuların %30'u lisanslıdır derseniz, kalan %70'inin lisanssız olduğu anlaşılır...
Diplomalı grafikerler gerçek grafikerdir derseniz, diplomasızlar sahtedir anlamına gelir.. Bunun için kahin olmaya gerek yok, boşlukları doldurmak yeterlidir...

6 ve 7 nolu sorularınızı cevaplamış oldum zaten...

FARUK BEY'den ALINTI: 8-Eğitim kelimesini niçin öğretim ile değiştirip, Milli Eğitim Bakanlığının adını Milli Öğretim Bakanlığı yapmak istiyorsunuz?

CEVAP:Eğitim ve öğretim kavramlarının farklı olduğunu benden daha iyi bilirsiniz...

Eğitim: Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye (TDK'dan alıntı)

Öğretim: Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim. Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi.(TDK'dan alıntı)


Bold yaptığım yeri okuduysanız, eğitimin sadece okulda alınmadığını görürsünüz... Öğretim, eğitime göre daha somut bir kavramdır, daha elle tutulur objelerle desteklenir... Ben çocuğuma tuvalet eğitimi vermek için üniversiteye gitmedim, yemek yeme eğitimi için de hiçbir kitabı açmadım... Yalan söylemesinin çok kötü bişey olduğunu ona anlatmak için psikoloji bilmeme gerek yok...

Mühendislik eğitilmez, öğretilir... Yetenek öğretilemez... Yaratıcılık öğretilmez... Dişçilik öğretilir, felsefe tarihi öğretilir, sanat tarihi öğretilir, çizim yapmak öğretilir ama hayalgücü öğretilmez... Berberlik öğretilir, esnaf olmak eğitilir...

Milli Eğitim Bakanlığı'nın isminde neden öğretim kelimesi yok bilmem ama, 2007-2008 Eğitim ve Öğretim Yılı diye adlandırmak eğitim ve öğretimin farklı şeyler olduğunnu bir göstergesidir, ona kalırsa BJK (Beşiktaş Jimnastik Kulübü) nin içinde futbol diye bir kelime de yok...

Demek istediğim diploma alabilmek için okula gidip eğitim ve öğretim almak şart, ama okul dışında eğitim olmaz demek abes olur ki TDK bile eğitim için okul içinde veya dışında diyor... yıllardır grafikerlik yapmanıza rağmen bana söyleyin ki gereken eğitimimi tamamladım, mümkün değil, sonsuzdur.. belki de yeni bişay öğrenmediğiniz gün yoktur... eğitim devam eden bir süreçtir...


9 ve 10 nolu yazınıza ve bundak sonrakilere ortak cevap vereyim

FARUK BEY'den ALINTI:Kısaca; başka meslekler için olumlu bulduğunuz belge, karne, sertifika, neyse o kağıt işte ondan, bu belgenin mesleğini bilen, hakkıyla uygulayan diplomasız fakat gerçekten grafiker olmayı hak etmiş kişilere verilmesine, onların grafiker olmadıkları halde kendilerini öyle sunanların arasından sıyrılmasına ve UZMANLIKLARININ TESCİL EDİLMESİNE KARŞI MISINIZ, DEĞİL MİSİNİZ?

CEVAP: İşte burada sizinle ortak noktada buluştuk hocam... Kesinlikle uzmanlıkların tescil edilmesine karşı değilim, hatta şiddetle savunuyorum, sizin de bahsettiğiniz gibi bu belgenin mesleğini bilen, hakkıyla uygulayan diplomasız fakat gerçekten grafiker olmayı hak etmiş kişilere verilmesini, onların grafiker olmadıkları halde kendilerini öyle sunanların arasından sıyrılmasını canı gönülden istiyorum... Ayrıca yine bir önceki yazımı tamamıyla okumanızı rica edeceğim ki özellikle son paragrafı, benim neyi savunup neye karşı çıktığımı daha iyi görebilesiniz...

ve yine sizden alıntı
FARUK BEY'den ALINTI: Onların içinden gerçekten bu işi bilenlere diploma yerine geçecek yasal belgelerin verilerek onların statülerini hak ettikleri yere getirmeyi savunuyorum. Hak etmeyenin, başarısız olanların ise grafik işçisi olması gerektiğini, sapla samanın ayrılmasını savunuyorum.

CEVAP:Bu yazınızı savunmakla beraber, haketmeyenin grafik işçisi bile olamayacağını eklemek isterim...

Grafikerlerin diplomalı-diplomasız ya da gerçek-sahte şeklinde değil,
profesyonel-acemi, usta-çırak, kalifiye-amatör

şeklinde ayrılması gerektiğini savunuyorum..

Ayrıca yosa arkadaşımızın da dile getirdiği İstanbul dışındaki şehirlerdeki grafik eğitimlerinin yetersizliğinin de gözardı edilmemesi gereken ciddi bir sorun olduğunu ifade etmek isterim...

Not: Lütfen cevabınızda yazımın tamanını alıntı yapmayın, kime cevap verdiğinizi söylemeniz yeterli olur, zira çok yer kaplıyor...

Saygılarımla
Standart
Alt 25-10-2008 #60
güzel bi konu yeni başlayanlar için şart okunması gerek Grafikte Eğitim Şarttır Ama Vizyon Daha iyidir eğitimden
Konu Kapatılmıştır

Tags
avantajlari, avantajları, grafik, sanati, sanatı, sorunlari, sorunları, tasarimci, tasarımcı

Benzer Konular
Konu Konu Bilgileri Forum Cevaplar Son Mesaj
grafik tasarımcı graf_hedi Sonuçlanan İlanlar 16 17-11-2008 15:33:51
Freelance grafik tasarımcı maymın Sonuçlanan İlanlar 1 20-09-2008 04:31:58
Grafik Sanatı ve Egitim Nüket HOTALI Temel Tasarım İlkeleri 11 26-06-2008 11:15:35
Grafik Tasarımcı / İzmir mdinge Sonuçlanan İlanlar 1 25-06-2008 16:03:01
Grafik Tasarımcı arıyoruz abastas Sonuçlanan İlanlar 0 24-06-2008 14:56:06

Kapat
Şifremi Unuttum?