Grafiker olup endüstriyel ve mimari tasarımlar yapmak normal midir?

Graficafe - Grafiker olup endüstriyel ve mimari tasarımlar yapmak normal midir? ...

Cevapla
Grafiker olup endüstriyel ve mimari tasarımlar yapmak normal midir?
chanel isimli Üye şimdilik offline konumundadır

chanel

Grafiker / İstanbul

Standart

Grafiker olup endüstriyel ve mimari tasarımlar yapmak normal midir?

Alt 28-04-2016 #1
Sponsorlu Bağlantılar

4 yıllık lisans mezunuyum. Görsel İletişim Tasarımı okudum. Ayrıca basım yayın önlisans okudum. Bu yaz mezun oldum daha önce ozalitçide calısmıstım ve angarya bir iş.oldugunu anlamıştım. Bu yaz mezun olunca reklam ajansı diye kanıp berbat bir yerde calıstım 6 ay kadar sürekli katalog yaptım orda da. Derken sartlar dolayısıyla ayrıldım. Şimdi.biryere girdim deneme sürecindeyim. Burası proje sorumlusu olarak aldı beni mimari yönlendirme calısmaları ve üretimi yapılan biryer alanında iyi bir firma 50 senelik filan bir firma. Fakat ben grafiker olarak reklam ajanslarını hedeflemiştim hep. Burda ne kadar geliştirim bana katkısı olur mu sizde. Burda yaptıgım iş.tabela resmen ama basit tabela işi gibi de değşl örnegin bir hastane yapılıyor oranın bastan asagı tüm yönlendirme levhaları tabelaları filan yapılıyor atölyede üretiliyor. Şu zamanda iş bulmak vs zaten zor buraya da tanıdık vasıtasıyla girdim fakat sürekli düşünür oldugumu farkettim sizin tavsiyenz nedir? Ne yapacağımı bilmiyorum suan hem baska iyi yer bulur muyum pişman olur muyum diyorum hemde burası Grafik tasarımcı için fa tl ı bir alan gibi geliyor bazen. Ha bu arada mesela en son stand tasarladm yani endüstriyel tasarım. İşi.. Bi akıl verin tecrübeli arkadaslar..
Bu mesajdan alıntı yap
Sponsor Links

Grafikerler.net Reklamları

yazarcizer isimli Üye şimdilik offline konumundadır

yazarcizer

Grafiker / Kocaeli

Standart
Alt 28-04-2016 #2
                             Sponsorlu Bağlantılar
"Ayakkabı tasarımı" ve "stand tasarımı" gibi görsel/estetik yönü ağırlıklı olan "ortak disiplinlerde" kendini yetiştirebilmiş grafik tasarımcılar da istihdam ediliyor ama teknik/mekanik tarafı baskın endüstriyel üretim alanlarında ise grafikerler pek tercih edilmezler.
Belki nadiren:

Genel nitelikler:

Üniversitelerin Endüstriyel Tasarım veya Grafik bölümlerinden mezun,
Alanında en az 2 yıl tecrübeli,
Tasarım yeteneği güçlü, estetik ve fonksiyonel ürünler geliştirebilecek, çözümler sunabilecek,
Üretim ve malzeme bilgisine sahip,
Üç boyutlu modelleme programlarını iyi düzeyde kullanan,
İş disiplini ve sorumluluk alma konusunda kendini geliştirmiş
Takım arkadaşlarıyla uyum içinde çalışabilecek
Erkek adaylar için Askerlik görevini tamamlamış
Kayseri de ikamet eden

İş tanımı:
Endüstriyel ürün tasarımlarında ön görselleri yapabilecek,
Özgün ürünlerin tasarımı ve sunumlarının hazırlayarak, prototiplerin geliştirilmesine yardımcı olacak,
Solidworks, Rhino, 3D max gibi yazılımları kullanarak, ileri derecede modelleme yapabilecek,
Adobe Photoshop, Corel Draw gibi yazılımları kullanarak, ileri derecede görüntü düzenleyebilecek.
Bilgisayar destekli yazılım program seçimi için yardım.


Hem çizer, hem grafik, hem de ayakkabı tasarımcısıdır mesela:
https://www.behance.net/anthonypetrie

Lâkin yönlendirme tabelalarının tasarımını yapabilmek için ileri seviye tipografi bilgisi gerekir iken bizim taşra kafalı, alabildiğine lümpen ve "bakarkör" heriflerin denetimine havale edilmiş üretimlerin hemen hepsi "çöp tasarım" kategorisinde değerlendirilebilir ancak:

(16:00'dan itibaren)
https://vimeo.com/46477516

Biz de müşteriye, her şeyin birlikte tasarlanması gerektiğini anlatmaya çalışırız. Ürünün kendisi, tasarımı, satılacağı yerler, fiyatı, grafik tasarımı bir bütündür. Birlikte düşünülüp, birlikte tasarlanmalıdır. Bir çalışmayı bitirip ikincisine başlarsanız, her aşamada pek çok fırsatı heba edersiniz. Bir önceki çalışma, bir sonra bulunabilecek fikirlerin çoğunu devre dışı bırakır.

Genelde de yapılan, budur. Ve hepimiz, bizden önce işe yanlış başlandığından, bizden sonrakilerin de bizim yaptıklarımızı bozduğundan şikâyet ederiz.

Eski bir müşterim, kuracağı restoran zinciri için benden çalışma istediğinde, içmimarıyla tanışmak istedim. "Birkaç kişiyle görüşüyoruz, kimle çalışacağımıza henüz karar vermedik; sen logoyu düşünmeye başla" dediler. İşe ancak içmimarla birlikte başlayabileceğimi söyledim ve bekledim.

Düşünün; mekânın tarzı, atmosferi, renkleri, kullanılacak aksesuarlar henüz belli değildi ve ben belli olmayan bir mekânda kullanılacak panoları, mönüleri, standları tasarlayacaktım. Benden sonra işe başlayacak içmimar ya benimkilerden çok farklı şeyler yapacak, markanın en önemli unsuru, bütünlüğü ve tutarlılığı, daha ilk günden yok olacaktı ya da benim yaptıklarıma uymak için, pek çok iyi fikri çöpe atacaktı. Daha da önemlisi, içmimarlık ve grafik tasarımın güçlerinin bir araya gelmesinin yaratacağı sinerjiden yoksun kalacaktık.

Marka kimliği, ilk günden itibaren, onun için çalışacak herkesin katkısıyla ortaya çıkmalı. Bu, yorucu bir çalışmadır ve çok zaman alabilir. Ama markayı diğerlerinden bir adım öteye götürebilecek o temel fikrin tam ve tutarlı olması, harcanan tüm çabalara değer.

Herkesin kafasında aynı resim oluştuktan sonra, artık birbirinizi çok sık görmeseniz bile bir 'ekip' olmuşsunuzdur. Ekibin her üyesi, neyi, niçin, nasıl yapacağını daha iyi bilir ve daha hızlı yapar. Hem tasarım için harcayacağınız zaman azalır, hem de uzun tartışmalardan, çatışmalardan, düzeltmelerden ve yeniden tasarlamalardan kurtulursunuz.

En önemlisi; marka için yapılan her şey, kim tarafından yapılırsa yapılsın, aynı marka kimliğini, aynı marka vaadini anlatır. Ki bu da markanın 'olmazsa olmaz'ıdır.

(İlhan Bilge)

Tekrar ortak tasarım konusuna dönecek olursak, burada, tasarımın aktörleri arasında bir hiyerarşik pozisyonun söz konusu olduğunu/olacağını söylemeliyiz. Bir mimari eser tasavvuru, mimarın zihninde bütüncül bir yapı arz eder. Bu bütüncül yapı, elbette organik diyebileceğimiz bileşenlerden oluşur. Bu noktada peyzaj mimarı veya iç mimar, kendi tasavvurunu, mimarın genel tasavvuruyla birleştirmek ve bu genel tasavvura hizmet etmek zorundadır. Mimarın, farklı disiplinlerden, örneğin grafik tasarımdan alacağı hizmette grafik tasarımcının pozisyonu da aynıdır. Grafik tasarımcı da mimarın genel tasavvuruna hizmet eder.

Ünlü Hollandalı tasarımcı Gert Dumbar, kendisiyle yapılan bir söyleşide (Grafik Tasarım, Temmuz 2007, Sayı: 10) tam da bu ilişki ve işbirliğine işaret ediyor: “Mimar yıkılmayacak bir bina yapar. Grafik tasarımcı ise binanın sinyalizasyon sisteminden sorumludur. Bu durumda, mimarla çalışmak durumundadır. Bazen bina için görsel kimlik önerir. Bu birlikte uyum içerisinde çalışma meselesi. Bu tip bir işbirliğinin herhangi bir kuralı yok; tamamen mimarın ve grafik tasarımcının entelektüel kalitesi ile ilgili bir durum; eğer bu kalite yüksekse, mimar ve tasarımcı bir arada çok güzel işler ortaya çıkarabilirler. Mimarlar, her şeyi yapabileceklerini iddia etseler de, bu olanaksız, her şeyi yapamazlar. Ben öğrencilerimi de farklı disiplinlerle çalışmaya teşvik ediyorum. Onları moda tasarımı bölümüne, kuram bölümüne, hatta konservatuara yönlendiriyorum. Çünkü grafik tasarım diğer disiplinlerle çalışmaya çok açık bir disiplin. â€ËÅ“Dutch Post’ için yaptığımız kurumsal kimlik çalışması buna iyi bir örnek. Logo ve logoda kullanılan grafik elemanları hem posta binasının cephesinde hem de postanenin porselen fincan takımları üzerinde uyguladık. Bu grafik elemanlar Hollanda’da tanınıyor ve posta binasını da tanımlıyor. Grafik tasarım, kurum ile bina ve nesneleri ilişkilendirme konusunda çok güçlü bir araç, binanın ya da nesnenin üzerine isim yazmaktan çok daha güçlü.”

Ortak tasarımın ortak bir dile sahip olması da kaçınılmazdır. Mimari eserin dilini kurgulayan mimardır. Bu noktada, grafik tasarımcının bu dile uyması, hatta daha doğru ifadeyle bu dilin örülmesine katılması gerekir.

Dil, üzerinde epeyce konuşulması gereken geniş bir konudur. Bu genişliği daraltmamasını dileyerek, John D. Berry’nin Kamusal Mekanda Okunaklılık (Yazılar, Ekim 2008, Sayı: 73, Çev. Aslı Martan) başlıklı yazısından bir paragrafa göz atmak yararlı olacak: “Antik Roma harfleri birer rastlantı eseri olarak yaratılmamışlardı. Roma İmparatorluğu’nun yürüttüğü marka çalışmasının bir parçasıydılar. Romalılar şehirler kurdular, gittikleri her yerde anıtsal binalar inşa ettiler ve böylece fethettikleri topraklar üzerine kendi kimliklerini damgalamış oldular. Bu kimliğin bir parçasını Latin dili ve bu dili vücuda getiren etkileyici kitabeler oluşturmaktaydı. Bu kitabeler bütün şehirlerde forumların ve kamusal mekânların üzerinde tüm heybetleriyle yükselirlerdi. Bugün bir kamu binasının (ya da kamu binası görünümünde olmaya çalışan özel bir binanın) üstüne klasik kitabe harflerinin taklitlerini koyduğumuzda, onlardan bu â€ËÅ“marka dilini’ ödünç almış oluyoruz.”

Ülkemizdeki kamu binaları ve kamusal mekanlarla grafik tasarım ilişkisini hiç irdelemeyelim bile! Çünkü öncelikle tartışılması gereken şey, kamu binaları ve kamusal mekanların bizzat mimari varlıkları... Hatta â€Åââ‚¬Å“İş, bu mimari yozlaşmanın grafik tasarımla ilişkisine mi kaldı?” diye soranlar bile olacaktır.

| Tasarım el birliğiyle yüceltilebilir-A. SELIM TUNCER

Bir vaka anlatmama daha izin verin. Doksanlı yılların sonu... Uydu telefonu ve uydu takip teknolojileri konusunda faaliyet gösteren, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya’da pazarı olan bir Türk şirketi müşterimiz olmuştu. Şirket, yurt dışına pazarlamak üzere sabit uydu telefonları üretimiyle ilgileniyordu ve bu telefonların endüstriyel tasarımları da Türkiye’de yapılıyordu. Tasarımlar yapılıyor, biz de üzerindeki yazıları, işte o bildiğiniz rakamları falan dizayn ediyorduk. Belki bana inanmakta güçlük çekeceksiniz, ama iki vaka birbirinin neredeyse aynısıydı, yani telefona markanın logosunu yerleştirilecek bir alan düşünülmemişti. Ciddi maliyetleri olan enjeksiyon kalıpları yapılmış, epeyce mesafe alınmış bir iş, gelip grafik tasarımcının bir mucize yaratması beklentisine takılıp kalmıştı.
http://selimtuncer.blogspot.com.tr/2...sinema-ve.html

Neticede grafik tasarım sektörü bu platformda da bolca örneğini görebileceğiniz ahlâksız ve beyinsizlerin göz yaşartıcı işbirliği sayesinde çoktan dibi bulmuştur ama düşünmeyi ve çizmeyi iyi öğrenen biri her tasarımın üstesinden gelebilir ve mezkur ayak takımının arasından sıyrılma ihtimalini yükseltmiş olur:

Tasarım disiplinleri arasında en düşük profile sahip olanların grafik tasarımcılar olduğu şeklinde çarpıcı bir tespitiniz var. Bu kesimin niceliğinin fazla ama niteliğinin yetersiz olduğunu söylüyorsunuz. Zanaatkâr olarak tasarımcıların mesleki tipolojisi nasıl oldu da bu hâle geldi?

20. yüzyılın başı, sanayi devrimiyle beraber mühendislerin çağıydı. 21. yüzyıl ise, iletişim teknolojilerine paralel gelişen iletişim tasarımı ve pazarlaması ile beraber yaratıcıların, tasarımcıların çağı hâline geldi. Fen bilimlerinden sosyal bilimlere, oradan plastik sanatlara, oradan da görsel ve endüstriyel tasarıma doğru artan bir yöneliş gerçekleşti. Hâliyle, yükselen bir değer olarak görünen tasarımcılık çok kişinin gelecek planı oldu.

Yaratıcılık, gelişmiş toplumlarda sadece sanat, tasarım gibi alanların tekelinde değil. Yaratıcılık kavramı, estetik duyarlılıkla beraber çekirdek ailenin büyümesinde, ilkokullarda, toplumu oluşturan her adımda devreye girmekte ve bireysel gelişimin yapı taşlarından biri olarak değerlendirilmekte. Bizde ise â€Åâ€ņœÇok okuma, gözün bozulur!" anlayışı hâkimdir. Bilgisiz, altyapısız kişiler, ellerindeki araçları da ancak bildikleri kadar kullanabiliyorlar. Sennett, iyi bir zanaatkârın yetişmesi için yaklaşık on bin saatlik bir deneyime gereksinim olduğunu söylüyor. Türkiye'de bu süre, birkaç aylık kurslarla karşılanmaya çalışılıyor. Sonuç olarak nicelik artıyor, ama nitelik azalıyor.

http://www.solakkedi.com/tasarim/omer%20durmaz.html

Peki her tasarımcı resim yapabilir mi?
Her tasarımcı çizim içeren her sanatı yapamaz. Çünkü çizimin de çeşitli disiplinleri var. Mesela benim bir arkadaşım çok iyi karikatür çiziyor, ama ben çizemiyorum. Da vinci gibi sanatçılar her sanatı icra edebilir belki ama normal bir tasarımcı yetenekli olsa da çizimle ilgili her sanatı yapamaz.

Mazdaâ€âââââââââââ‚ ¬Å¡¬Å¡¬Å¡¬Å¡¬ž¢nın dünyaca ünlü tasarımcısı bir Ä°zmirli

Halbuki "çizimle ilgili her sanatı" yapabilenler var; konsept artistler:

Emrah Elmaslı: Özellikle çizmeyi amaç edinen ve hayatını bu şekilde idame ettirmek isteyenler bilgisayarı, tableti bir köşeye koyup her gün doğru düzgün, kağıt kalemle çizip desen tekniklerini geliştirsinler. Direk dijital ortama dalıp hüsrana uğrayan çok kişi gördüm. Eninde sonunda boyamayı öğrenirsiniz ama çizginizi ve form algınızı yeteri kadar geliştirmediyseniz yanlış çizgileri ve formları boyarsınız. Geçen zaman bir daha geri gelmiyor. Bu bence akıllarının bir köşesinde bulunsun...
Emrah Elmaslı ile Röportaj â€ââââ ¡¬Å¡¬Åâ€Åâ€Åââââ⠀š¬Å¡¬Å“ FRPNET
EMRAH ELMASLI

Cevapla

Benzer Konular
Konu Konu Bilgileri Forum Cevaplar Son Mesaj
Koçtaş Ürünleri İç Mekan Tasarımı Öğrenci Yarışması (Endüstriyel Tasarımlar) Ultio Yarışma Organizasyonları 4 03-12-2013 10:52:57
Toyota Lojistik Uluslararası Tasarım Yarışması (Endüstriyel Tasarımlar) (Kısıtlı Süre) Ultio Sonuçlanan Grafik Tasarım Yarışmaları 2 19-11-2013 11:26:19
Endüstri Mühendisi olup grafik tasarım yapmak... furkandundar Reklam Sektörü 1 10-11-2011 11:38:52
3ds max mimari, 3d tasarımlar, çizimler, Grafik işleri - Kocaeli dark1nq İş Arayan İlanları 2 28-10-2011 13:55:20
Mimari Kent ve Endüstriyel Tasarımlar Sonay Görkem Vektörel 2 07-12-2009 12:05:05

Kapat
Şifremi Unuttum?