Grafiker-Patron-Müşteri Şeytan Üçgeni

Grafik Tasarımcıların Soru ve Sorunları - Grafiker-Patron-Müşteri Şeytan Üçgeni ...

Cevapla
Grafiker-Patron-Müşteri Şeytan Üçgeni
arda46 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

arda46

Grafiker / Kahramanmaraş

Standart

Grafiker-Patron-Müşteri Şeytan Üçgeni

Alt 08-07-2011 #1
Sponsorlu Bağlantılar

Arkadaş uzun zamandır bu işin içindeyim çalıştıgım yerlerin içinde kaç tane patrona iş öğrettim bilemiyorum bazı kendinden eminler mi diyim artık çok bilmişlermi diyeyim yıllardır yaptıgımız işi bize yeniden ögretmek isterler... eski patronum gibi beyinleri 100 yıl geride kaldıgından henüz yeni tasarım sistemine geçememiş insanlar bunlar hala fırçayla tabelalara yazı yazılan dönemde olduklarını zannediyorlar... sen ona bir işin ne kadar da dogrusunun bu oldugunu anlatırsan anlat o biyerleriyle dinler seni yine kendi dediği olacak... şundan nefret eder grafikerler genelde ( bir çalışma yaparsın ugraşırsın emek sarfedersin sonunda heh tamamdır bu süper oldu dersin sonra kendini işine adamış yıllardır bu işlerin içinde dibi çürümüş patronun gelir o çalışmayı sana baştan sona degiştirtir.) aynı şekilde müşterilerde böyledir.... müşteri gelir senden bir tabela yapmanı ister bilgileri vs vs.. alırsın sen kafana göre yap der... saatlerce ugraşıp 2 örnek yaparsın gösterirsin adam begenmez sonra her grafikerin masasının yanında küçük bir tabure vardır hemen oraya oturur müşteri sonra sana başlar komut vermeye şunu büyült şunu kısalt diyeee adam kendi tabelasını kendi yapar eeeeeee... ben bunu anlatamadım hiçbir kendini patron zannedenlere....

Grafiker-Patron-Müşteri Şeytan Üçgeni
Bu mesajdan alıntı yap
Sponsor Links

Grafikerler.net Reklamları

yazarcizer isimli Üye şuanda  online konumundadır

yazarcizer

Grafiker / Kocaeli

Standart
Alt 09-07-2011 #2
                             Sponsorlu Bağlantılar


http://www.dailymotion.com/video/xe6...n-macerasy_fun

4. Cevap vermişim: “Her şeyden önce, bana göre, insanın özünde renk, grafik denge, oran, leke, perspektif, derinlik, müzik, resim gibi bilgiler ‘a priori’ olarak vardır. Altın oran dediğimiz şeyin ölçüsü nerede sanıyorsunuz? Eğitim, görgü gibi etmenler veya çeşitli deneyimlerle algı kapasitesi ve kalitesi gelişir. Ancak bu deneyimler ilk temel üzerine inşa edilir. Yani çoğu insan bu türden eserleri kritize edemez, ama kendi ortamında ve doğal bir biçimde maruz kaldığında reddetmez, tam tersine eğer kriterlere uygunsa benimser ve bunlardan olumlu yönde etkilenir. (Fokus grup çalışması falan yaparsanız devreler sapıtır ama!)”

6. İşte zurnanın zart dediği yer burası: “Tabii, bu duyarlılıklara özen göstermezseniz o hedef kitlede konjonktürel olarak belki de çok büyük bir hüsran yaşamayabilirsiniz. Ancak, işin başka boyutları var. Televizyonlarda birçok reklam, gazetelerde birçok ilan görüyorsunuz ki, ‘reklamın iyisi kötüsü olmaz’ saçmalığının kötülerini ve pespaye örneklerini oluşturuyorlar. Hedef kitleleri nezdinde nasıl olsa iş görüyorlar mıdır bunlar, ne dersiniz? Markanın, hedef kitlenizde meşruiyet algısı sağlaması sadece o hedef kitle tarafından itibar görmesiyle mümkün değildir. Çok daha geniş bir kitlede en azından süfli, aşağı ve pespaye görünmemesi şarttır. Bilgi akışkandır ve yukarıdan aşağıya doğru akar. Meşruiyet de yukarıdan aşağıya doğru yayılır. Zaten iletişimde zaman zaman tanıklıklar (testimonial) ve şöhretler (celebrity) bu nedenle kullanılır. Markanızı yukarılarda konumlandırmamış olabilirsiniz, hatta satmazsınız da, ama orayı dikkate almanız gerekir. Çünkü orası, bir nevi kanaat önderliği makamıdır.”

7. Yazıların bağlantılarını veriyorum, ama yalnızca ilgili bölümü kesip aktarmak için alıntılıyorum. Bir de burayı okuyalım: “Hiçbir tüketici maruz kaldığı bir ambalaj dizaynını kritize etmez. Dizayn estetiğinin etkisi gayri iradidir ve insan zihnindeki kodlamalardan bağımsız değildir. Bu kodlamaları zihnimize kazıyansa temelde doğadır. Hem dünyaya gelmeden önce doğadır hem de dünyaya geldikten sonra duyularımızla algıladığımız doğadır. Uzmanlığı grafik dizayn olan bir tasarımcı, doğadaki renk ve leke değerlerini, perspektif ve derinlikleri, denge ve oranları beyninde harmanladığı bir iş haline getirmiştir. Başarılı bir tasarımcı için yetenek şarttır, ancak eğitimsiz olmaz. Uzmanlığı bu olmayan ve yaratılmış bir grafik eseri değerlendirme konumunda bulunan kişilerde gayri iradi ve insiyaki etki kaybolur, zihnindeki kodlamalar radyasyona maruz kalmış bir elektronik cihaz gibi sapıtır ve saçmalar. Bu alandaki kantitatif ve kalitatif araştırma sonuçları da bu bakımdan kirlidir. Oluşan parazit etkisinden kendisini ancak uzmanlar koruyabilir. Bu çalışmaları satın alanların çok önemli bir çoğunluğunun uzmanlığı o yönde olmadığı için böyle bir durumda ‘kriter’ de yok demektir.”

11. Şimdi önemli bir sonuca da ulaşmış olalım ve yazımızı gevezelik kategorisinden çıkaralım. Önce yukarıdaki yargıyı tekrarlayayım: Eğer özel kültürel kodlamaları dışarıda tutacak olursak, doğru tasarlanmış bir grafik eserden, hangi segmentte olursa olsun, herkes bir biçimde, iradi ya da gayri iradi olarak bir estetik algılamaya sahip olur. Ancak zaman zaman şöyle bir argüman kulağınıza gelmiştir: “Abi, reçel ambalajımı güzel yapma, benim müşterilerim anlamaz!” Bu, doğru bir kaygı, ancak yanlış bir sorudur ve tamamen kodlamalarla ilgilidir. Aslında kaygı “güzel” ambalajla değil, “pahalı” algılanan ambalajla ilgilidir ve grafik tasarımcının kodlamaları dikkate alarak çözeceği bir sorundur, ambalajı çirkinleştirerek değil.
http://selimtuncer.blogspot.com/2006...al-grafik.html


İletişimi elbette hedef kitlenize uygun kodlamalısınız, ama bu kıldan tüyden işler için, ürettiğiniz enstrüman filmse en iyi yönetmen, grafikse en iyi grafiker, metinse edebiyat ve gramer uzmanları, resimse ressamlar ve resim öğretmenleri, müzikse en iyi müzisyenler, fotoğrafsa en iyi fotoğraf sanatçıları gölgeniz, hatta korkulu rüyanız olmalıdır. Ben en üst makamları saydım, ama nicel açıdan daha da önemlisi, oradan sizin hedef kitlenize inene kadar çeşitli kabiliyet ve kapasitelerde milyonlarca göz ve kulağın(makam) olmasıdır.
http://selimtuncer.blogspot.com/2006...nizi-atee.html

Zurnanın malum sesi çıkardığı yer işte tam burasıdır. Bu halk sanatı örnekleri yüzyıllar boyunca öyle bir süzgeçten geçerler ki, bu süzgeç sayesinde kendilerini eleştirilerden koruyacak mukavemeti kazanırlar. Tamam, bu sanatlarda formlar ve kalıplar , ‘template’ler gibi fazlaca statiktir ve bireysel katkılara az izin verir, kabul. Ani sıçramalar ve devrimler yaşanmaz, ama bu durum aynı zamanda bir güvence oluşturur.

Bu süzgeç nedir? İnsanın kendisinde ‘a priori’ olarak var olan, Mehmet’in de zaman zaman değindiği sağlam bir sistemdir bu. Altı aylık bir bebekten yetmiş yaşındaki dedeye, okumuşundan cahiline, zengininden fakirine kadar her yaş ve katmandaki insanı etkileyebilen bir havai fişek gösterisine verilen ortak tepkiyi sağlayan insandaki en ilkel şey neyse, odur süzgeç. Bir kusuru vardır, çok ağır çalışır.

***

Daha önceki yazımda da belirtmiştim, tüm acemilikler ve kirlilikler henüz doğallaşmamış bir aracın primitif örneklerini oluşturuyorlar. Bu alandaki uzman desteği belki ‘template’lerden öteye de taşınabilir, ama daha fazlasını “süzgeç”ten bekleyeceğiz. Bu durum, ele geçen ve henüz içselleştiremediğimiz imkanların bolluğundan kaynaklı bir “kasap ve yağ” ilişkisi kapsamında değerlendirilebilecek afallamalardan ibarettir. Ortaya çıkan ürünler ise rezalettir, bunları doğallık falan gibi gerekçeler adına onaylamak, zaten çok ağır çalışan süzgecin daha da ağırlaşmasına neden olur Mehmet Hocam! Sen Karadeniz sahilini iyi bilirsin; durum, Laz müteahhitlerin betonarmeyi ele geçirmeleriyle birlikte oluşturdukları vahametten farklı değildir.

İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli farklardan biri “güzelleştirme” iradesine sahip olmasıdır. Yine onu bir kelebekten ayıran, aynı zamanda elinde infilak gücü yüksek “çirkinleştirme” bombaları bulundurmasıdır. Eğer niyetimiz kalıcı değerler yaratmaksa tutunacağımız dal “güzellik”tir. “Çirkinlik” de geçici parlamalar sağlayabilir, hatta bunu daha da gürültülü bir şekilde yapabilir, ama bir gün süzgece takılacağı için elimizde patlaması kaçınılmazdır.
http://selimtuncer.blogspot.com/2006...tt-mimari.html

MÜŞTERİ GÜZELDEN ANLAMAZ MI?
Avamdan bir tüketicinin, iyi tasarımlara karşı bir an için mesafeli ve mütereddit davranmasının nedeni; başarılı örneklere pek muhatap olmamasıyla birlikte, çirkinliğe ve bayağılığa yoğun olarak maruz kala kala alışmasından başka bir şey değildir aslında. Tıpkı, uzunca bir süre doyurulmayan açlığın bir süre sonra açlık hissini iptal etmesi ve ölümle sonuçlanması gibidir bu. Halbuki her insanın, güzele karşı duyarlı bir şekilde yaratılmış ve kodlanmış olduğu açıktır. Muhteşem bir gökyüzüne veya rengarenk çiçeklerle bezenmiş bir bahçeye hayran olmayacak bir tek insan görmüş müyüzdür mesela..? Zaten tasarımcı dediğimiz kişi de; doğada ki güzelliğin prensiplerini formüle edip eserlerinde taklit etmekten başka bir şey yapmaz. Şu “altın oran” dediğimiz matematiksel formül de zaten nedir ki?

Özellikle Karadeniz’li amatör mucitlerin tasarladığı ilginç araçlar zaman zaman haber konusu edilir… Yurt insanının araştırma geliştirme merakı her ne kadar takdir edilse de, aslında bu araçların tasarımları görenler tarafından içten içe gülünç bulunmaz mı?
http://www.cnnturk.com/2011/yasam/di...4.0/index.html
http://www.haber7.com/foto-galeri.php?cID=12935

Müşteri, bir eserin neden güzel, neden çirkin göründüğünü bilimsel olarak izah edemez. Edemez ama başarılı ve başarısız tasarımı yanyana görüp mukayese edebildiğinde, tercihini daima doğru ve güzelden yana kullanmakta hiç tereddüt etmeyecektir. Hatta ve bazen, güzeli anlamak ve ayırt etmek için bir tek “vav” meşkini görmesi bile yeter:
http://www.lifeinbursa.com/chc/8/8/8...b5d96a7b9d.jpg
http://1.bp.blogspot.com/_yKZWUYSN4g.../s400/vav9.jpg

Yani, Ken Okuyama tasarımı bir Ferrari’yi gören bir kişinin, Karadeniz’li ustanın takasına burun kıvırmaması artık imkansızdır.
http://www.turkdesignstudio.com/modu...iewtopic&t=213
http://ibrahimerguden.blogspot.com/2...tore-dair.html

Siz yeter ki Okuyama ve benzerlerinin çapında bir tasarımcı olmaya bakın...
Bu mesajdan alıntı yap
vivo isimli Üye şimdilik offline konumundadır

vivo(33)

Grafiker / İstanbul

Standart
Alt 09-07-2011 #3
Merhaba arkadaşım ben 12 yıldır bu işi yapıyorum ve engin tecrübelerime dayanarak şu eleştrilerde bulunacağım bir grafiker bir tasarımı yapıp sonrasında dış etkenlerden sebep değiştiriyorsa bunun 2 nedeni vardır birincisi işi alırken müşteriyi dinleyip ne istediğini tam anlayamamak yada müşterinin istediği şeyi anlatamamış olması ikinci sebep doğru ihtiyaca uygun tasarım yapamamak benim sana tavsiyem işi almadan önce patronunla beraber müşteri ile yapılan ön mülakatan katılman ne yapacağını bilirsen iki kere yapmazsın.
Bu mesajdan alıntı yap
Murat VARDAR isimli Üye şimdilik offline konumundadır

Murat VARDAR(46)

Hiç Biri / Bursa

Standart
Alt 09-07-2011 #4
Merhaba arkadaşım ben 12 yıldır bu işi yapıyorum ve engin tecrübelerime dayanarak şu eleştrilerde bulunacağım bir grafiker bir tasarımı yapıp sonrasında dış etkenlerden sebep değiştiriyorsa bunun 2 nedeni vardır birincisi işi alırken müşteriyi dinleyip ne istediğini tam anlayamamak yada müşterinin istediği şeyi anlatamamış olması ikinci sebep doğru ihtiyaca uygun tasarım yapamamak benim sana tavsiyem işi almadan önce patronunla beraber müşteri ile yapılan ön mülakatan katılman ne yapacağını bilirsen iki kere yapmazsın.
tebrik ederim Grafiker-Patron-Müşteri Şeytan Üçgeni
düşüncelerime tercüman olmuşsunuz.
Bu mesajdan alıntı yap
zender61 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

zender61

Grafiker / Trabzon

Standart
Alt 14-10-2011 #5
benımde meslekte 11.yılım ! ve sana katılıorum kardeş !!!
Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla

Benzer Konular
Konu Konu Bilgileri Forum Cevaplar Son Mesaj
Manipule Şeytan NRKZ Serbest Çalışmalar 0 07-01-2011 03:01:47
burgerturk büyük patron delikarga Afiş Tasarımı 0 01-07-2010 18:50:14
Yarı yarıya çalışacak müşteri potansiyeli olan müşteri temsilcileri aranmaktadır. pankemart Sonuçlanan İlanlar 1 08-02-2009 11:19:23
kızgın patron veya işten çıkarılnş eleman fotoları lazım hisarbuse Fotoğraf - Resim 6 31-01-2009 22:18:19

Kapat
Şifremi Unuttum?