Kisisel Gelisim

Temel Tasarım İlkeleri - Kisisel Gelisim Sponsorlu Bağlantılar KARAR VERME 2 5. Çözüm alternatiflerini değerlendirmek: Çözüm alternatiflerini değerlendirirken her seçenekle ilgili gerçekleri ve her seçeneğin size sunduğu gelecekle ilgili duygularınız/hissettiklerinizi göz önünde bulundurmalısınız. İlk olarak her ...

Cevapla
Kisisel Gelisim
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Alt 18-12-2007 #11
Sponsorlu Bağlantılar

KARAR VERME 2



5. Çözüm alternatiflerini değerlendirmek: Çözüm alternatiflerini değerlendirirken her seçenekle ilgili gerçekleri ve her seçeneğin size sunduğu gelecekle ilgili duygularınız/hissettiklerinizi göz önünde bulundurmalısınız.

İlk olarak her alternatifin yararlarını ve zararlarını topladığınız tüm nesnel bilgileri ekleyerek yazın. Daha sonra her alternatif için kendinize şu soruları sorun:

  1. Ne olur?
  2. Nasıl hissederim?
  3. Başkaları nasıl hisseder?
  4. Olabilecek en iyi ve en kötü şeyler neler?
  5. Hedefime ulaşmamda nasıl yardımcı olur?
  6. Önümdeki engeller neler?
  7. Ne kadar zaman, enerji, maddi kaynak gerekli?

Her alternatifi değerlendirirken olumsuz gibi görünen taraflarının değiştirilip, değiştirilemeyeceğini, bunlarla baş edip edemeyeceğinizi de göz önünde bulundurun. Mesela tıp ya da psikoloji mesleklerini değerlendirirken pek çok insan "Ben insanların acı çekmesini görmeye dayanamam" ya da "Danışanların/hastaların sorunlarının içine çok girer, etkilenirim," diye düşünüp, kendileri için çok uygun olabilecek meslekleri seçmez. Ya bu zorluklarla baş etme yolları bulunabilirse? Bu nedenle ani ve dürtüsel kararlar vermekten kaçının.

6. Alternatiflerden en uygun olanı seçmek: Şimdilik sizde olmayan beceri ve kaynakları gerektirdiği için uygulanamayacak olan seçenekleri elimine ederek seçim yapabilirsiniz.

Bazı seçimler ve kararlar karmaşık olabilir. Pek çok alternatif ve düşünülmesi gereken pek çok avantaj ve dezavantaj olabilir. Mesela kariyer seçiminde pek çok faktörü göz önünde bulundurmak gerekebilir: eğitim süresi, iş bulma oranı, gelir, çalışma saatleri ve şartları, mesleki tatmin, statü gibi. Bu nedenle seçimizi yaparken en uygulanabilir olanını belirlemek önemlidir.

7. Seçilen alternatifi kabullenmek: Bir seçim yaptıktan sonra diğer seçeneklere takılmamaya çalışmak çok önemlidir yoksa uygulamaya geçmek uzayabilir ve karar verme süreci gereğinden fazla uzayabilir. Bilmemiz gereken yaşamda "mükemmel seçim" diye bir şey olmadığı gibi, karmaşık kararların çoğunda mükemmel bir alternatifin de olmadığıdır.

8. Seçimi uygulamak: Uygulama olmadıktan sonra karar da bir işe yaramaz. Başarmak ve olası engellerin/zorlukların üstesinden gelebilmek için detaylı bir plan yapmanız iyi olacaktır. Planın tüm adımlarını önceden belirleyin, nasıl davranacağınızı, neler söyleyeceğinizi önceden prova edin, hayal edin. Böylece uygun olmadığını düşündüğünüz noktaları değiştirme fırsatınız olacaktır.


KARARSIZLIKLA BAŞ ETMEK

Çoğu zaman kararsızlık yanlış bir karar vermekten daha zararlı ya da yorucu olabiliyor. Bu süreç içinde karar vermekte geç kalabiliriz ya da kararımız oldukça yorucu bir süreç sonrası ortaya çıkabilir. Kararsızlık anında yaşadığımız belirsizlik, çözümü geciktirmeye, seçimi bizim değil koşulların belirlemesine neden olabilir. Bunun için:
  • Sorumluluk almaktan çekinmeyin.
  • Yeni fikirler yaratmak için sahip olduğunuz zamanı kullanın.
  • Karar verme ve hatalardan öğrenme yeteneğinize güvenin.
  • Kendiniz için gerçekçi olmayan beklentiler belirlemeyin.
  • Çok gerekmediği sürece, ani kararlar vermeyin.
  • Kendinizi kandırmayın: sadece daha çabuk ve rahat ulaşacağınız bir sonuç için daha az uygun bir seçim yapmayın.
  • Gereksiz yere harekete geçmeyin, bazen de hiç bir şey yapmamak ve beklemek en iyi çözümdür.
Bu mesajdan alıntı yap
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Alt 18-12-2007 #12
                             Sponsorlu Bağlantılar
İŞ GÖRÜŞMELERİ 1


Bir iş başvurusu yaptınız ve bir süre sonra görüşme için arandınız, bu ilk elemeden başarıyla geçtiniz demektir. Çünkü iş için başvuran herkes görüşmeye kabul edilmez. Günümüzde iş mülakatları çok karmaşık bir hal almış durumdadır. İşverenler çeşitli psikolojik testler, rol paylaşımları, hızlı zeka testleri ile kendilerine en uygun adayı seçmeye çalışmaktadırlar.
  • Görüşmenin hedefi işi almanızdır.
  • İlk yaratacağınız etki çok önemlidir; genellikle görüşmenin ilk beş dakikası görüşmede en önemli andır.
  • İş görüşmesi yetkinliğinizi, eğitiminizi, yeteneğinizi ve hevesinizi göstereceğiniz, sunacağınız bir arenadır.
  • Eğer hazırlanmamışsanız kağıt üstünde nasıl göründüğünüzün bir önemi yoktur. İşvereni, kuruma sunacak özel bir şeyiniz olduğu konusunda ikna etmelisiniz. Bu şansla ilgili değil hazırlanma ile ilgili bir konudur.
  • Hazırlanın, hazırlanın ve hazırlanın... Sizi zor durumda bırakacak her türlü soruya hazırlıklı olun ve cevaplarınızı belirleyip rahatça ifade edene kadar öncesinde pratik yapın.
  • Unutulmaması gereken bu işi alabilecek miyim? iş beni tatmin edecek mi? gibi kaygılarınız varken, işverenin de "doğru kişiyi mi işe alıyorum" kaygısında olduğudur. Bu düşünceden hareketle, adayın da "doğru kişi" olduğuna dair bir ikna yöntemi kullanması yararlı olacaktır. Yanlış seçim ile iş başına getirilen çalışanların firmalara yüklüce para, zaman kaybettirdikleri, firmaların başarı grafiklerinin düştüğü ve en önemlisi firmanın piyasadaki prestijinin çalışanların kalitesinin düşmesiyle azaldığı gözlemlenmiştir. Bunun firmalar için anlamı ise sahip olduğu müşterilerini kaybetmektir. Bu noktadan yola çıkarak işverenin de hata yapma ve hata yapmaktan korkma ihtimali nedeniyle son derece temkinli davrandığını unutmamak gerekir.

Sanılanın aksine iş görüşmeleri sadece işverenin sizi tanıyacağı bir ortam değil, sizin de işle ilgili bilgi sahibi olacağınız iki yönlü bir alış veriştir
İş görüşmeleri işverenin sizin sahip olduğunuz: Yetenek, ilgi, kişilik özellikleriniz, iş deneyiminiz, eğitiminiz, motivasyon düzeyiniz hakkında bilgi sahibi olmasını sağlar. Sizin ise görüşmeye gittiğiniz kurum veya kişi ile ilgili: İhtiyaçları, firmanın tarihçesi, iş ortamı, iş etkinlikleri ve kurumun gelecek planları hakkında bilgi sahibi olmanızı sağlar.

İstediğimiz işte çalışmak yaşantımız boyunca bizi en zorlayan konulardan birisidir. İş bulma başarısı için aşağıdaki soruları cevaplamak işinizi kolaylaştıracaktır:

Hedefiniz:
Ne tür bir çalışma şekli sizi heyecanlandırıyor? Ne tür bir işi gerçekten istiyorsunuz?

Becerileriniz:
Ne tür becerileriniz var? Neler yapabileceğinize inanıyorsunuz?

Eğitiminiz:
Diploma, sertifika ve benzeri eğitimleriniz nelerdir?

Deneyiminiz:
Daha önce çalıştığınız yerler ve yaptığınız görevler?

Değerleriniz:
Kendiniz diğer insanlar ve dünya ile ilgili çevrenizle, hangi temel düşüncelere sahipsiniz?

Geliştirilebilir ve güçlü yanlarınız:
Hangi alanlarda iyisiniz? istediğiniz işi elde etmede hangi yanlarınızı geliştirmelisiniz?

Hedeflerinizi bilin:
Kendinize 5 yıl sonra nerede olmak ve ne yapmak istediğinizi sorun. Bu sorunun cevabını verdiğinizde aslında iş görüşmesi kendinizden daha emin ve ne yapmak istediğini bilen biri olarak görünürsünüz. Kısa ve uzun süreli hedeflerinizi belirleyin.


İş görüşmesine giderken:
Uygun profesyonel giyim ve tutumunuz çok önemlidir. Pozitif bir ilk etki için uygun kıyafet seçin. Şık giyinin ancak abartılı makyaj, takılar, parfüm kullanımından kaçının.
Baylarda; koyu renk takım elbise, koyu renk çorap ve koyu renk ayakkabı, uçuk mavi ya da beyaz gömlek, lacivert ya da koyu gri kravat, saç ve traş yapılmış, bayanlarda hafif makyaj, ince çorap, kapalı ayakkabı, etek/ceket veya pantalon/ceket, içine beyaz gömlek, hafif bir koku veya sadece deodorant). Görünüşle ilgili önemli bir başka konu da sağlığınızın iyi görünmesidir.

Zamanında orada olun:
10-15 dakika önce randevu yerinde olmanız yeterli olacaktır. Eğer herhangi bir sebeple görüşmeye geç kalacak veya katılamayacaksınız muhakkak önceden telefonla haber verin.

Gördüğünüz herkese kibar ve nazik olun-unutmayın bu kişiler de görüşmecinin bilgi kaynakları içinde olabilir.

  • Görüşmeye başlamadan önce bir bilgi formu doldurmanız istenebilir. Çok dikkatlice doldurun ve bazı sorular için "CV'ye bakabilirsiniz" gibi cevaplar yazmayın. Ayrıca yanınızda bu formlar için fotoğraf bulundurun.

Görüşmeye gittiğinizde yanınıza fazla sayıda CV alın.

Görüşmeye gittiğiniz firma ve pozisyon ile ilgili mutlaka önceden bilgi toplayın. Bunun için internet, sektörel dergi ve yayınlardan yararlanabilirsiniz.
Bu mesajdan alıntı yap
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Alt 18-12-2007 #13
İŞ GÖRÜŞMELERİ 2

İş görüşmesi sırasında:

Dostça olun: Görüşmeciye "...." Bey ya da Hanım şeklinde ismiyle hitap edin. Nazik ve profesyonel tarzda yaklaşın.

Hevesli olduğunuzu gösterin: Pek çok işveren karşılarındaki adayı yaşam enerjilerinin düşük olmasından dolayı elemektedirler. Hevesli olmak ve mizahı kullanmak iyi bir etki oluşturmanızı sağlayacaktır.

Göz temasını sağlayın: Göz teması, ilişki kurmanın ve karşı tarafta güven oluşturmanın anahtarıdır.

Beden dili: Beden dili, çoğu zaman kelimelerden daha önemlidir. Kollarınızı bağlamanız, telaşlı ya da sürekli bacağınızı sallamanız gibi davranışlar görüşmeci tarafından olumsuz algılanacaktır. Düşük omuzlar ve öne eğilerek oturmak yerine dik bir şekilde oturmanız sizi daha dinamik gösterir. Elinizi veya kolunuzu görüşmecinin masasına dayamayın, karşı taraf için çok hoş bir görüntü oluşturmayabilir. Görüşmeci size bir şey ikram etmek isterse, en pratik olanı tercih edin, örn. sadece su.

İyi bir dinleyici olun: Görüşmecinin anlattıklarını dinlerken göz temasınızı kaybetmeyin ve başınızla küçük hareketlerle takip ettiğinizi gösterin.

Kendiniz olun: Kişiliğinizi değiştirmeye çalışmayın. Görüşmecinin sizi tanımasını sağlayın.

İpuçlarını yakalayın: Siz giyiminizle, konuşmanızla nasıl izlenim yaratıyorsanız, görüşmeci de masa düzeni, fotoğraflar gibi kişisel eşyalarıyla size bir izlenim verir. Kısa bir süre içinde görüşmecinin ne tip cevaplardan hoşlandığını anlayabilirseniz, vereceğiniz karşılıkları bu şekle sokarak başarı şansınızı arttırabilirsiniz.

  • Görüşmeden önce tipik görüşme sorularına hazırlanın.
  • Herkese kibar ve nazik olun ve herkesle tanışın.
  • Görüşmeye güven vererek girin. Görüşeceğiniz kişinin elini güven verecek şekilde sıkın ve görüşme boyunca göz kontağınızı kaybetmemeye çalışın.
  • Size sorulan soruya konsantre olun ve eğitiminizle, iş deneyimleriniz, gönüllülük/dernek faaliyetlerinizle ilgili somut cevaplar verin.
  • Kurum için uygun ve faydalı olacak eğitim, beceri ve yeteneklerinizi tanıtın ve pazarlayın.
  • Görüşmenin sonunda görüşmeciye sormak için iş ve kurumla ilgili 2-3 soru hazırlayın.

Rahat olun: İş görüşmesi sırasında rahat olmak ve sorulan sorulara doğru cevaplar vermek çok önemlidir. Görüşme öncesinde veya sırasında çok heyecanlanabilirsiniz bu normaldir. Derin nefes alın ve sakin kalmaya çaba gösterin. İş görüşmeleri, her gün yapmakta olduğumuz bir faaliyet değildir; yeni bir durum olduğundan, kendimizi baskı altında hissedebiliriz. Üstelik görüşmecilerin bize karşı avantajlı olduğunu, onların karşısında sınandığımızı düşünür biraz daha heyecanlanırız. Baba, eş, öğrenci, uzman veya arkadaş rollerimizi iyi biliriz. İş görüşmelerinde ise bizden, çok iyi bilmediğimiz bir rolü canlandırırız. Yoğun hissettiğimiz bu rol belirsizliği korkumuzun asıl nedenidir. Bundan kurtulmak için, ne kadar çok prova yaparsanız o kadar rahatlarsınız. Eğer eski işinizin kötü yönlerinden bahsediyorsanız, birkaç iyi yönünden de bahsetmeye özen gösterin. Eski işiniz ya da çalışma arkadaşlarınız hakkında durmadan şikayet etmeniz, karşı tarafta sizin hakkınızda olumsuz bir fikir doğurabilir.
Bu mesajdan alıntı yap
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Alt 18-12-2007 #14
İŞ GÖRÜŞMELERİ 3


İş görüşmesi soruları;


Görüşmecilerin karşılarındaki adayları değerlendirirken ya da sordukları soruların arkasında aşağıdaki soruların cevabını bulma istekleri yatar:
  1. Bu kişi bu işi yapabilir mi?
  2. Bu kişi bu işi yapacak mı?
  3. Bu kişi kuruma uyum sağlayacak mı?
Bu yüzden sadece sorulan sorunun cevabıyla yetinmeyin. Cevabınızı, sorunun cevabıyla birlikte görüşmecinin yukarıdaki kuşkularını da giderecek şekilde oluşturmanız daha uygun olacaktır.

Ayrıca:

Sorulan sorulara kısa fakat soruya tam karşılık gelen bir cevap verin ve soru gerektirmedikçe "Evet-Hayır" şeklinde kestirme cevaplardan kaçının.

Sorulara cevap vermek için acele etmeyin. Cevap vermeden önce kısa bir duraklama soruyu değerlendirdiğiniz ve düşündüğünüz şeklinde yorumlanacaktır ancak duraksamanın uzamamasına dikkat edin.

Cevabını bilmediğiniz sorularla karşılaştığınızda, bunu itiraf edin ama bu tip durumların sayısının mümkün olduğunca az olmasına gayret edin.

Bazı görüşmeciler size sorduğu soruları o sorunun cevabına ulaşmak için değil sizi konuşturmak ve tanımak amacıyla sorar. Görüşmeciler onlara verdiğiniz bilgi kadarını öğrenirler.

İş görüşmesi sonunda görüşmenin iyi geçmediğini düşünseniz bile görüşme yerinden güler yüzlü ve soğukkanlı olarak ayrılın.

Görüşmeciye size ayırdığı zaman için teşekkür edin. Görüşmeyi çok yararlı bulduğunuzu ve memnun kaldığınızı belirtin.

Soru örnekleri:

Sizi neden işe alalım?

Bu soruyu çok genel olarak cevaplamaktan kaçının. Bu soru kendinizi tanıtmanız için bir fırsat. Güçlü yönlerinizi, özelliklerinizi, yapabileceklerinizi aktarabilirsiniz. Herkes çok çalışkan olduğunu veya dürüst olduğunu söyler. Siz, kişisel özelliklerinizden bahsedin. Yeteneklerinizi vitrine çıkaracağınıza karar verin, görüşmeciyi kendi dünyanıza çekin. Kısaca, iş için ideal kişi olduğunuz söylemek yerine bunu gösterin.

Neden burada çalışmak istiyorsunuz?
Bu, dersinize çalışıp çalışmadığınızı anlamak için sorulan bir sorudur. Şaka bir yana, şirket ve sektör hakkında bilgi edinmeden görüşmeye katılmak, tüpsüz dalış yapmak gibidir, nefesiniz bitince yapacak bir şeyiniz kalmaz. Eğer bir araştırma yaptıysanız, bilginiz varsa, bu soruyu deneyimleriniz ve özelliklerinizin işe uygunluğunu anlatmak için bir fırsat olarak görebilirsiniz.

En zayıf yönünüz nedir?
Bu soruya vermemeniz gereken tek cevap "Zayıf bir yönüm yok" cevabıdır. Görüşmeci bu soruyu sorarken sinirli olup olmadığınızı, kendiniz hakkında bilgi sahibi olup olmadığınızı, ve en sonunda da zayıf yönlerinizi yenmek için bir şeyler yapıp yapmadığınızı öğrenmeye çalışmaktadır. Bu soruyu cevaplarken sadece zayıflığınızı belirtmekle yetinmeyin. Bunu nasıl olumlu yöne çevirdiğinizden bahsedebilirsiniz. Ör. Fazla mükemmeliyetçiyim ancak bunu zaman kaybı yaşamadan daha iyiyi üretmek için kullanmaya çalışıyorum. Ya da eski işyerinizde yaşadığınız bir problemi, iş üretmek için motive edici bir unsur olarak gördüm demek.

Karşılaştığınız zor bir durum veya problem karşısında ne yaparsanız?
Bu soruya cevap bulmak zor gelebilir. Görüşmeci, bu soruyu sorarken sizin sorun çözme yeteneğinizi görmek ister. Cevabınızı bunu bilerek oluşturabilirsiniz.

Kendinizi başarılı bulduğunuz yanlarınız, güçlü yanlarınız nelerdir?
Bu soruya cevap oluştururken sektörün ve görüştüğünüz kurumun ihtiyaçlarını gözeterek cevap verebilirsiniz.

Bana kendinizden bahsedin.
Çok kolay bir soru gibi görünse de, cevaplanması aslında çok zor bir soru çünkü alanı çok geniş. Önemli olan şu, görüşme yaptığınız kişi sizin hafta sonları ne yaptığınızı öğrenmekten çok sizi kişisel olarak tanımak istiyor. Kendinizle ilgili birkaç nokta belirleyin, profesyonel deneyimlerinizden, kariyer hedeflerinizden bahsedin ve bu konulara bağlı kalın. Konuyu toparlayıp sonucu o şirkette çalışmak istediğinize getirin.

Bu sektörde daha önce çalıştınız mı?
Cevap hayırsa cevabınızı sadece "hayır" ile bırakmayın. Verdiğiniz bilgiyi olumsuz bir yönünüzden, olumlu bir özelliğinize doğru kaydırmaya çalışmanız lehinize olacaktır.
Bu mesajdan alıntı yap
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Alt 18-12-2007 #15
İŞ GÖRÜŞMELERİ 4


Karşılaşabileceğiniz bazı sorular


  • Bu işin size en ilginç gelen yönü hangisidir?
  • Bu çok stresli/gerilimli bir iştir. Altından kalkabileceğinize inanıyor musunuz?
  • ... konusunda bilginiz/tecrübeniz olmaması beni düşündürüyor.
  • Biz çok sık gece geç saatlere kadar çalışırız. Bu sizin için bir problem yaratır mı?
  • Boş zamanlarınızda ne yapmayı seversiniz?
  • Sizi harekete geçiren/motive eden nedir?
  • Uzun vadede amaçlarınız nelerdir?
  • Ne kadar yaratıcı? Ya da Ne kadar bir sorun çözücüsünüz?
  • Başkalarını harekete geçirebilir misiniz? motive edebilir misiniz?
  • Bir lider olarak kendinize 10 üzerinden kaç puan verirsiniz?
  • Okulda en çok sevdiğiniz konu/ders neydi?
  • Okuldaki notlarınız nasıldı?
  • Hangi tip kimselerle birlikte çalışmaktan hoşlanırsınız?
  • Sinirli mizaçlı biri misiniz?
  • Kendi kendine harekete geçebilen bir kimse misiniz?
  • Bir üst pozisyona terfi etmeden, bu işi ne kadar süre ile yapmak sizi mutlu edecektir?
  • Sağlığınızla ilgili bir probleminiz var mı?
  • Çalışmayı gerçekten sever misiniz?
  • Eleştiriye ne kadar duyarlısınız? Eleştirilmekten hoşlanır mısınız?
  • Şu anda, kişiliğinizi/şahsi değerinizi geliştirmek için ne yapıyorsunuz?

Size soru sorulduktan sonra, cevabınızı düşünerek cevap verin.

Genellikle görüşmenin sonunda bize sormak istediğiniz bir şey var mı? diye sorulur. Burada dikkat etmeniz gereken, gerçekten bir soru sormanız isteniyor mu yoksa görüşmeci kibarlık mı yapıyor. Burada işle ilgili merak ettiklerinizi çekinmeden sorabilirsiniz. Örneğin; Çalışma saatleri, Şirket kültürü, Şirket öncelikleri.

Görüşmeciyi işi alma şansınızın ne olabileceği ile ilgili cevap vermesi için zorlamayın, "Bana şirketinizden biraz bahseder misiniz?" sorusunu sormayın, Görüşmeci ikram etse de sigara içmeyin. Ayrıca soruları cevaplarken savunma pozisyonuna geçmekten her zaman kaçının, soru bombardımanı altında kaldığınızı düşündüğünüzde siz de saldırmayın, ya da kendinizi savunma pozisyonuna almayın. Sakin ve uzlaşmacı bir ses tonu ve tavırla cevap verin. İş için uygun olduğunuzu yaşantınızdan örneklerle anlatın, "Neden bu iş için uygunsun?" denildiğinde sadece CV bilgilerinizi değil yaşantınızdan yaptıklarınızdan örneklerle cevaplamanız etkileyici olacaktır.

Eğer görüşme performansınızı etkileyecek düzeyde gerginseniz, görüşme başında mülakatı yapan kişiye bunu söyleyebilirsiniz. Bunun iki getirisi olur: hem aranızdaki ilişkinin daha samimi olmasını sağlar hem gerginlik ve çekingenliğiniz nedeniyle mülakatı yapan kişinin bir sorununuz olduğunu veya içine kapanık biri olduğunuz şeklinde düşünmesini engellemiş olursunuz.
Bu mesajdan alıntı yap
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Alt 18-12-2007 #16
İŞ GÖRÜŞMELERİ 5


Maaş

Hatırlamanız gereken iş aramanın ayıp olmadığı, gelişmesi gereken yönlerinizi geliştirerek gurur duyacağınız ve tatmin olarak mutlu çalışacağınız bir işiniz olacak olması.

İş görüşmesi esnasında veya 'İş başvuru formu' doldururken her zaman en çok tereddüt edilen veya boş bırakılan bölüm 'ücret belirtmek' için ayrılan kısımdır. 'Ya verebileceklerinden daha az bir maaş ister ve daha çok para kazanma fırsatını kaçırırsam', 'Ya çok yüksek bir maaş istediğim için beni değerlendirmeye almazlarsa', 'Sektördeki fiyatları hiç bilmiyorum, ya çok mantıksız bir rakam söylersem.' Bunlar genellikle ilk aşamada aklınıza gelen ve ücret belirtmemenize sebep olan etkenlerden bazıları. Belki de iki taraf için de iş görüşmelerinin en zorlayıcı kısmıdır maaş pazarlıkları. İş görüşmeleri, genelde birden fazla basamaklı olmaktadır. Maaş görüşmeleri, genellikle ikinci görüşmede yapılır.

"Düşündüğünüz ücret nedir?" sorusuyla maaş konusuna girilmiş olur. Bu, özellikle iş deneyimi az olanlar için çok zor yanıtlanacak bir soru. İş görüşmesine gitmeden önce, piyasayla ilgili bir araştırma yapın ve bu iş veya benzeri pozisyonlardaki ücret aralığını belirleyin. Burada maaş konusunda gücünüz kadar pazarlık edebilirsiniz. 100 aday içinde güçlü sayılmazsınız. Sonraki aşamalara geçtiyseniz pazarlık gücünüz artar. Eğer ki kalan tek aday konumunda iseniz çok daha büyük bir gücünüz var demektir. Ancak bunu yaparken ince bir çizgidesiniz, pazarlık yapar bir tarzda değil hakkınızı isteyin. Aksi halde işveren taraf sizin yeteneklerinizden şüphe edebilir ya da onunla pazarlık yapmak istediğiniz fikrine kapılabilir.

İş teklifini almadan önce maaş konusunu konuşmaktan uzak durun. Size ücret sorulduğunda cevap vermek yerine siz karşı tarafa bu pozisyon için en azından ne kadar bir bütçe düşünmüş olduklarını sorabilirsiniz. Verilen cevaba yönelik sizin düşündüğünüz bedeli söyleyebilirsiniz. Tatmin edici bir maaş olmazsa sonraki adımda kaç ayda bir zam alındığını sorabilirsiniz (6 aylık veya yıllık) - O zamana kadar performansım tatmin edici olursa bir şeyler yapmak mümkün olabilir mi? Böylece bir sonraki zam sürecinde istediğiniz orana daha yaklaşmış olursunuz. Bunu dışında yan gelirler üzerine de konuşabilirsiniz. Yol, yemek sağlanma durumu, özel sağlık sigortasının karşılanması. Böylece maaşın yan gelirlerini artırabilirsiniz. Ücret konuşurken son aşama hariç kesin bir sayı vermektense bir aralık vermeyi tercih edin.

Maaş, kazancınızın sadece bir boyutudur. Aylık olarak elinize geçen net maaş değil; brüt maaşınız, ikramiyeler, sigorta, alacağınız zamlar, kariyer olanakları, tatiller, edinebileceğiniz bilgi ve beceriler, özlük haklarınız, bütün bunlar da kazacınızın bir parçasıdır. Bu sebeple bir teklifi değerlendirirken, tüm koşulları göz önünde bulundurmanızda fayda vardır.

Kısa vadede kazançlı bir iş isteği içindeyken, aynı zamanda uzun vadede kariyer olanaklarınızı da göz ardı etmeyin. Karşınızdakini ikna edebilmek için, firmanın ihtiyaçlarının da farkında olduğunuzu ve hatta size verecekleri maaşın şirketin yararına olacağını söyleyebilirsiniz. Kazanan siz olmalısınız, karar vermek için zaman istemenizde hiç bir sakınca yok. Doğru bir karar vermek ve kararınızın hem sizi hem de işvereni memnun etmesi için bu süreye ihtiyaç olabilir.
Bu mesajdan alıntı yap
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Alt 18-12-2007 #17
TAKIM ÇALIŞMASI


Yüksek performanslı ekipler ve takım çalışması bugünün rekabetçi iş dünyasında giderek yükselen eğilimler. Firmalar sorunlarının çözümünü takım çalışmasında arıyor, çalışanlar ise bir takımın parçası olmak istiyor. Takım çoğu zaman daha kolay ve daha verimli bir yol olduğu için seçilse de, iyi bir takım oluşturmak sanıldığı kadar kolay değil.

İyi bir takım nasıl oluşur ve nasıl çalışır?

Sorgulama:
Bilgi toplama, fikir yaratma ve test etme, olanakları araştırma ve sunma, yeni yaklaşımların uygulanabilirliğinin tespiti, işlerin yürümesi için organizasyon yapma ve uygulama, üretim ve çıkarımların yapılması, sistemlerin nasıl çalıştığının kontrol edilmesi, işlemlerin ve standartların korunması ve sürdürülmesi, başkalarının çalışmaları ile bütünleştirilmesi ve işbirliği yapılmasını kapsar.

Çok sesliliğe değer verme: En iyi sonuçların çıkması için çok farklı düşüncelerin bir araya gelmesi gerekir, diğer yandan da çok sesliliğin kargaşaya dönüşmemesi önemlidir.

İletişim kurma: Takımı birbirine bağlayan iletişimdir. Takım içindeki iletişim dinamiktir. Farklı insanlarla farklı yollarla iletişim kurabilmek, herkesi dinlemeyi bilmek, problem ve çözüm odaklı fikir paylaşımlarını yürütebilmek gerekir. Tüm çalışanların yaratıcılığını harekete geçirerek rekabet avantajı sağlamak son zamanların temel çabasını oluşturuyor.

Takım çalışmasının örgütler açısından ortaya çıkaracağı sonuçlarsa şöyle sıralanabilir:
Birçok insan takım kurmayı rekabetin değersiz bir tarafı olarak görüyor. Örneklerimiz maalesef spor dünyasından seçiliyor. Hepimiz bu şekilde düşünmek için programlanmış durumdayız.
Örneğin çocukluk yıllarınızı düşünün. Çocukluk yıllarımız okul ve oyunla geçti. Okulda öğretmen soru sorduğunda genellikle ilk parmak kaldıran kişi olmak, sınavlarda da en yüksek notu almak için uğraşırdık. Tüm bunlar bireysel başarımızı belirlerdi. Tenefüs geldiğinde ise bahçeye oyun oynamak için çıkardık. Oyunlar genelde takımlar halinde oynanır, takımın başarısı için herkesin ortak çabası gerekirdi. Böylece okul yıllarımızda şunu öğrendik: sınıfta başarılı olmak için kendin çaba göstermelisin, oyun bahçesindeyse takım halinde başarılı olmalısın. İş dünyasında takım çalışmasının önemsenmemesinin nedenlerinden biri de çocukluk yıllarımızda öğrendiğimiz bu nokta. Takım çalışması oyun içindir, iş için değil.

İşbirliği: Takım kurmanın temeli olan işbirliği kelimesine bir durup göz atalım. İşbirliğinin özü anlamlı bir sonuca ulaşmak için beraber çalışmaktır. İnsanlar bilgilerini ve yeteneklerini birleştirerek ortak bir işbirliğine ulaşırlar, böylece tek başlarına elde edemeyecekleri toplam bir başarı elde ederler.
İşbirliğinin gücünü anlayan biri, tek taraflı kararı kendi isteğiyle verebilir. İşbirliğiyle alınan karar bir diğerinin fikirleriyle geliştirilerek daha fazla verim sağlanır.
Bunu test etmek için herhangi bir konuda vermeniz gereken kararı düşünün, sonra bir başkasını konu hakkındaki fikirlerini sorun. Olasılıkları genişletmek istiyorsanız birkaç kişiyi bir araya toplayın ve konuyu tartışmalarını isteyin. Konuşma sırasında not alın. Tartışmanın ardından aldığınız notlara bakın ve eklediğiniz yeni gerçekleri ve fikirleri gözden geçirin.

Organizasyonlar uygulamalarıyla ilgili çeşitli zorluklarla ve çözülmesi gereken problemlerle karşılaşır. Bazen yönetim de dışarıdan çalışılan uzmanlar da bu problemleri çözmekte başarısız olabilirler. Ancak şirket içinde rastgele seçilmiş çalışanlardan oluşan grupların bu problemleri çözmede ne kadar başarılı olduğunu görebilirsiniz. İlk başlarda farklı bilgi birikimine, yeteneğe ve becerilere sahip insanların bir araya gelince, çözülmeyeceğini sandığınız problemlerin ne kadar zekice ve basit bir yöntemle çözüleceğini görünce şaşıracaksınız.

Takım kurmak bilinirlik kurma sürecidir. İnsanlara beraber çalıştıklarında tek başlarında olduğundan daha fazla fayda sağlayacaklarını anlamalarına yardım etmektir. İlk başta bu yaklaşımı insanlara kabul ettirmeniz zor olabilir, ancak yönetici kadrosundan daha fazla kişi bu yaklaşımı benimseyip uyguladıkça işiniz daha da kolaylaşacaktır.

Takımlar işbirliğinin gerçekleştirilmesini sağlayan bir yoldur. İşbirliği başarılı karar almanın temelidir. Takım kurma çeşitli çalışma grupları oluşturmak için veya sırf düzenli olmak için yaptığımız bir şey değildir. Takım kurma, bireyler arasındaki işbirliği gücünü somutlaştıran bir yoldur. Aynı zamanda muhtelif insanların özündeki yaratıcılığı, becerilerini, yeteneklerini harmanlar. Bu işbirliğini kullanan bir çalışma grubu; becerilerini, zamanını ve kaynaklarını kendi ve organizasyona fayda sağlamak için arttırabilir.

Aynı zamanda bir şirkette yöneticilerin davranışları da takım çalışmasının yaratılmasında önem taşır. Çalışanlar yöneticilerin takım çalışmasına yönelik gösterdiği yaklaşımlara bakıp bir şey göremediklerinde çok da önemsenmemesi gereken bir yaklaşım olduğunu düşünerek ilgilenmezler. Bu yüzden takım konseptiyle boğuşmaya ve bunun nedenini aramaya devam ederiz.

İş dünyası yarışı yeniden destekliyor

Okuldan mezun olup iş dünyasına girdiğimizde bizi farklı bir sistem bekliyor. Performans değerlendirme, liyakat yükselmesi, zorunlu derecelendirme, ödüllendirme süreci, tedarikçi kuralları ve sendika ilişkileri gibi kavramlar yine yarışmayı ve kişisel başarıyı destekliyor.
İnsanlara beraber çalışmalarını söylerken onları aynı zamanda rekabetçi bir sistemin içine koyarsanız bu ahenksiz ortam sonuçtan çok sonuçsuzluk yaratır. Aynı insanlara başka bir çalışma grubunda çalışmaları söylendiğinde ve bir takım halinde idare edilmeleri istendiğinde harekete geçmek için çok az bir enerji duyarlar. Kendilerine söylenenle gerçekte yapılan uygulama arasındaki aykırılık, takımın işleyicinde bir durgunluk yaratır.

Takım çalışmasının yararları

  • Verimlilik artışı
  • Maliyetlerin azalması
  • Çalışanların moralinin yükselmesi
  • Rekabet gücünün artması
  • Kalitenin artması
  • Çalışanların sosyal ihtiyaçlarının giderilmesi
  • Ortak amaçlar etrafında yoğunlaşma
  • Yapılan işin daha zevkli hale gelmesi
  • Hiyerarşinin azalması
  • Sistem anlayışı
  • Bürokrasinin azalması
  • Yöneticilerin rollerinin değişmesi
  • Örgütsel süreçlerin iyileştirilmesi
  • İletişimin artması
Bu mesajdan alıntı yap
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Alt 18-12-2007 #18
ÜRÜNÜ SATTIRAN TADI VE FİYATI DEĞİL İMAJI


Pazarlama dünyası yeni bir stratejiye iki elle sarılmış durumda: Nöro pazarlama. Yani tüketicilerin beynini okuyarak, hangi markayı neden tercih ettiğini tespit etme. Bilimsel araştırmalar da beğeniyi markaların imajının belirlediğini doğruluyor.

Örneğin 2 dev içecek firması üzerine yapılan bir araştırmada hangisinin tadının daha iyi olduğu, kişisel beğeninin veya damak zevkinin bir göstergesi olmadığını ortaya koymuş. Neyi içtiğini biliyor olmak bu beğeniyi belirliyor. Tüketicilere yapılan testlerden sonra çekilen beyin tomografileri markaların ve reklamın gücünü bilimsel olarak kanıtlıyor. ABD'de Houston'daki Baylor College of Medicine'de yapılan çalışmalar marka yaratıcıları ve pazarlama uzmanlarının ekmeğine yağ sürüyor. Samuel McClure başkanlığındaki ekibin yürüttüğü ve Neuron adlı tıp dergisinde yer alan araştırmanın sonuçlarına göre, kişinin bir ürünü beğenmesini o markanın imajı belirliyor.

McClure ve ekibi, çalışmalarında efsane haline gelen 'Cola Testi'ni uygulamış. Nedeni basit. Araştırmacılara göre Pepsi ile Coca Cola kimyasal olarak birbirine benziyor. Bu nedenle, test için en uygun ürünler olarak görülüyorlar.

Araştırmacılar önce 67 gönüllüye hangi markayı tercih ettiklerini sormuş. Ardından deneklere hangi marka ürün olduğu söylenmeden, Pepsi ve Coca Cola verilmiş. Deneyin devamında gönüllülere içecekleri marka önceden gösterilmiş ve ardından içmeleri istenmiş.
Tüm bu deneyler arasında yapılan fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRT) sayesinde deneklerin beyinlerinin belirli bölgelerinde kandaki oksijen oranına bağlı olarak meydana gelen hareketler tespit edilmiş.
Bilim insanları beyin taraması sayesinde deneklerin beyinlerinin hangi bölgelerinde hareket olduğunu görüntülemiş. Bu testlerde kişisel beğeni merkezinde tüketim sırasında, deneklere marka bilgisi verilmeden önce ve sonra ne tür değişiklikler meydana geldiği görüntülenmiş.

Araştırmacıların Neuron dergisinde yazdıklarına göre, Coca Cola markasının denek tarafından bilinmesi, beğeni testinde belirgin fark yaratmış. MR'da beynin sadece duygularla hareketlenen bölgesinin dışında, kültürel bir bilginin hatırlanmasında etkili olan bölgede de hereket tespit edilmiş. Buna göre sevilen bir içeceğin seçiminde iki ayrı beyin fonksiyonu etkili oluyor: Tat ve kültürel etki.

NÖRO PAZARLAMA

Pazarlama dünyası son dönemde bu tür araştırmalara merak sardı. Büyük şirketler müşteri profili çıkarmak için nörolojik testlere başvuruyor ve geliştirdikleri yönteme 'neuro marketing' diyorlar.

DaimlerChrysler de uyguladı

Almanya'da Ulm Üniversitesi'nden nöropsikiyatrist Henrik Walter, insanların beyinlerini düşünme anında inceliyor. DaimlerChrysler adına yürüttüğü araştırmada, otomobillerin erkek beyni üzerindeki etkisini incelemiş. MR cihazına bağlı 12 erkek deneğe farklı sınıf ve modellerde otomobil resimleri gösterilmiş. Spor araba gösterildiğinde beyinlerin 'ödüllendirme' bölgesinde belirgin hareklilik tespit edilmiş. Bu bilgi şirketin otomobil pazarlarken veya reklam kampanyası hazırlarken kullanabileceği bir veri olarak kayıtlara geçmiş.
Bu mesajdan alıntı yap
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Alt 18-12-2007 #19
İŞ TOPLANTILARI


İş yaşamında toplantı yapmadan duramıyoruz. Peki toplantılar her zaman bu kadar gerekli mi?

Toplantılar bazen tamamen bir zaman kaybı olurken kimi zamanda problemlerin çözülmesini, fikir alışverişini sağlayan, takım çalışmasını ve harekete geçmeyi arttıran etkili bir iletişim aracı olabilirler. Sonuç tamamen toplantının nasıl yönetildiğine bağlıdır.Doğru organize edilmiş ve iyi yönetilen toplantılar ister istemez verimli sonuçlar yaratacaktır. Dolayısıyla kötü yönetilen ve amaçsız, odaksız toplantılar şirketin zamanını ve parasını boşa harcamaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Ancak insanlar gittikçe daha fazla toplantı düzenlemeye, bundan daha az zevk almaya ve gerçek işlerini yerine getirmek için daha az zamanları kaldığı için bundan sıkılmaya başladılar. UCLA (University of California, Los Angeles) ve Minnesota üniversitelerinin yaptığı bir araştırmaya göre üst düzey yöneticiler, iş içindeki zamanlarının yaklaşık yüzde 40-50'sini toplantılarda harcıyor. Araştırmalar ayrıca gösteriyor ki toplantıların yüzde 50'si verimsiz geçiyor ve toplantı süresinin yüzde 25'e varan kısmı gereksiz konular tartışılarak harcanıyor.

İş hayatında hepimiz bu iyi ve kötü toplantılardan kendimize düşen payı alıyoruz. Verimli geçen toplantılardan ne kadar kâr sağlıyorsak, verimsiz toplantılar yüzünden de bir o kadar bıkkınlık ve öfke duyuyoruz. Bir toplantının başarısındaki anahtar unsurlar hazırlık ve organizasyon olsa da nasıl yönetildiği de toplantının başarısında büyük rol oynar. Egolar ve güç dışarıda tutulabilirse katılımcılar ellerindeki işlere ve önlerindeki konuya odaklanabilirler.

Tüm bunlar şu soruyu sormak için çırpınıyor: "Toplantılar gerçekten gerekli mi?" Gerçek şu ki bazen evet bazen hayır. Önemli olan ikisinin arasındaki farkı bulmak ve soruyu gerçekten anlamak.

Toplantılar gerçekten gerekli mi?

Toplum içinde yaşamanın bir gereği olarak insanlar; bilgiyi paylaşma, karar alma, plan yapma, tartışma, bir şeyler üzerine konuşma, soru sorma, farkılıkların üzerinden geçme, fikirleri karşılaştırma, dedikodu yapma ve benzeri pek çok amaçla bir araya gelme ihtiyacı içindedirler. Aileler, okullar, kulüpler, iş yerleri ve devletler ortak bir amaç için insanlar tarafından meydana gelir. Tüm bunlar gösteriyor ki toplanmak varoluşumuzun doğal fonksiyonlarından biridir.

İnsanoğlu, yaşamak için diğerleriyle bağlantı içinde olmaya ihtiyaç duyar. Pek az insan inzivaya çekilerek kendilerini başkalarından tecrit eder. Bazı zamanlar günlük yaşamın tüm sıkıntılarından ve problemlerinden kurtulmak için, herkesten uzak ve ıssız bir adaya gitmeyi hayal etmiş olabiliriz. Ancak aynı zamanda bir yere ait olma, iletişim kurma ve benzer düşünce yapısına sahip bireylerle ortak amaçlar paylaşmaya da ihtiyaç duyarız.

Gerçek şu ki bir işi tek başına gerçekleştirmek, amaçlananın aksine süreyi uzatacaktır. Başkalarıyla beraber çalıştığımızda ve kaynaklarımızı ortak bir havuzda topladığımızda işler daha verimli ve hızlı ilerleyecektir.
Toplantılar günümüzde, ev ofislerinden çalışan girişimcilerin ve bilgisayar başında saatlerce oturan çalışanları çokluğunu düşünürsek, insanların varolması için çok daha gerekli bir hale geldi. İnsanların birbiriyle iletişimi artık kritik derecede önemli. Toplantıların zaman kaybına yol açan sonsuz telefon görüşmeleri, gereksiz e-mail'ler ve kağıt yığınlarını azalttığı gerçeğinden söz etmeye gerek bile yok.

Toplantıların yerine geçecek bazı çözümler;

  • Bir sayfadan uzun olmayan bir not yazın.
  • Kısa bir rapor hazırlayın.
  • Bilgileri fakslayın.
  • Bilgileri e-mail'le yollayın.
  • Bilgileri şirketin intranetinde yayınlayın.
  • Bir seri halinde bire bir görüşmeler ayarlayın.
  • Özellikle karşınızdaki insanı tanımak istiyorsanız, onunla bir kahvaltıda ya da öğle yemeğinde buluşun.
Bu mesajdan alıntı yap
Gökhan TEKİN isimli Üye şimdilik offline konumundadır

Gökhan TEKİN

ARTniyetli

Fotoğrafçı / Bursa

Standart
Alt 18-12-2007 #20
Baştan sona okunması gereken bilgiler . Teşekkürlerimi sunarım...
Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla

Tags
ozgecmis cv ornegi, ozgecmis, motivasyon, marka, liderlik, kriz oncesi, kisisel gelisim, kariyer dergi, karar verme, isten cikarma, is gorusmesi, imaj, ekip calismasi, dinleme, dilara kantemir toros, degisim, beden dili, basari, anlamak, pazarlama, profesyonellerle calismak, psikoloji, sihirli degnek, stres, toplanti, yeni yil, yoneticilik, zaman

Benzer Konular
Konu Konu Bilgileri Forum Cevaplar Son Mesaj
Kisisel Deneme sadikerdogann Edebiyat 6 27-08-2009 15:54:56
Yeni Kisisel Logo'm MEMO-LINE Logo Tasarımları 18 10-01-2009 21:56:47
Kisisel Logo Calismam MEMO-LINE Logo Tasarımları 7 05-04-2008 01:33:34

Kapat
Şifremi Unuttum?