Kisisel Gelisim

Temel Tasarım İlkeleri - Kisisel Gelisim Sponsorlu Bağlantılar VECİZ LAFLAR Artık sadece hayatını kazanmak için çalışmak yetmiyor; işe de bir hayat kazandırmak gerekiyor. - Peter Drucker İnsan ömrü: 0 - 5 arası NİÇİN? 5 - 12 ...

Cevapla
Kisisel Gelisim
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Alt 18-12-2007 #21
Sponsorlu Bağlantılar

VECİZ LAFLAR


Artık sadece hayatını kazanmak için çalışmak yetmiyor; işe de bir hayat kazandırmak gerekiyor. - Peter Drucker

İnsan ömrü: 0 - 5 arası NİÇİN?
5 - 12 ARASI NİÇİN OLMAZ?
12 - 70 arası NİÇİN OLAMAZ? sorularını açıklamakla geçer. - Edward De Bono (Yönetim Bilimcisi)

Amerika'da bir yöneticinin başarı ve başarısızlığının ölçen nedir?
Şirket hisselerinin borsadaki değeri.

Aptallık ayni şeyi aynı şekilde yaparak farklı sonuç almayı beklemektir. - Einstein

İlk üçten ilk iki olacaksın. Üçüncü olursan dışlanırsın.

Düşünmeden konuşmak, nişan almadan ateş etmeye benzer. - Readers Digest

İyi bir yönetici, sıradan insanları sıra dışı işleri ustalıkla yapar hale getirir. - Peter Drucker

Rüzgar yoksa kürek çek.

Ödüllendirilmeyen davranış oturmaz, yerleşmez. Ödüllendirilen davranış
tekrarlanacaktır.

Zafer, zafer benimdir diyebilenindir. Başarı, başaracağım diye başlayan ve başardım diyebilenindir.- Mustafa Kemal ATATÜRK

Başarı bir yolculuktur, varılacak bir yer değildir. - Ben Sweetland

Çok çalışmak ile sonuç almayı karıştırmayın. - Zig Zigler

İnsanın bütün gayreti ile uyguladığı sıradan bir plan, isteksiz uyguladığı müthiş bir plandan daha iyi sonuç verir. - Zig Zigler

Hayatın sunduğu en iyi ödül, yapmaya değer bir işte çok çalışabilme şansıdır. - Theodore Roosevelt

Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, varacağınız yerin önemi yoktur. - Peter Drucker
Bu mesajdan alıntı yap
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Alt 18-12-2007 #22
                             Sponsorlu Bağlantılar
LİDERLİKTE MOTİVASYON


İyi bir liderin çalışanlarıyla ilişkisi ve onları motive etmeleri için işte size ipuçları...

İnsanları daha fazla çalışmaları ve daha çok şey başarmaları için nasıl etkilersiniz? Sizi desteklemelerini nasıl sağlar, yaptıkları her işte daha fazlasını ve ilerisini elde etmeyi nasıl başarırsınız? Verdiğiniz işle ilgilenmelerini ve önemsemelerini nasıl sağlarsınız? Onları önemsediğinizi göstererek... Çalışanlarınızı işe dahil ederek... motive ederek...

Bugünün rekabetçi iş dünyasında kimseyi hafife almak veya arka planda bırakmak gibi bir lüksünüz yok. Herkesle toplantı yapacak vaktiniz olmayabilir ancak mutlaka onların fikirlerini almayı, karar alırken onlara da söz vermeyi ihmal etmeyin. İnsanlar yaptıkları işte ne kadar söz sahibi olurlarsa işlerini o kadar sahiplenirler.

Kontrollü olun... Yüz ve ses tonunuzu kontrol altına alarak gerek kendiniz gerekse ekibinizdeki birisi sorun yaşadığında bunu en iyi şekilde idare edin.

Davranışlarınızda pozitif olun....İnsanlara karşı davranışlarınız her şeydir. Buna içtenlikle inanmalı ve uygulamalısınız. Çalıştığı kişilere karşı rahatsız edici tavır içinde olan kimse başarılı bir lider olamaz.

İnsanlarla iletişim kurup liderlik etmenin en iyi yolu onlara karşı olumlu bir tavır benimsemek, işine karşı heyecan duymak ve bu heyecana onları da katabilmekten geçer. Heyecan bulaşıcıdır... tutku bulaşıcıdır. İşinize karşı ne kadar heyecan duyarsanız etrafınızdakiler de bundan etkilenip heyecanınıza ortak olacaklardır. İşinizle ilgili bu heyecanı onlarla paylaşmaya, onları da işe dahil etmeye özen gösterin.

Sorumluluk verin... İyi bir lider çalışanlarına güvenir ve sorumluluk verir. İşin her aşamasında onları denetlemeyi bırakın, işin kontrolünü onlara da verin ve sonuçları değerlendirin. Çalışanlarınızın bu esnek davranışınız ve güveniniz karşısında daha iyi bir performans gösterdiklerine tanık olacaksınız.

Başarınızı kutlayın...Sizin için gerçekten önemli olan bir konuda başarı yakaladıysanız bunu kutlayın. Başarınızı ekibinizle beraber kutlamak sizi güçlendirecek, yeni mücadeleler ve başarılar için hazırlayacaktır.
Bu mesajdan alıntı yap
HORUS isimli Üye şimdilik offline konumundadır

HORUS

Hiç Biri / İstanbul

Standart
Alt 18-12-2007 #23
konunun arasına mesaj yazarak bölmek istemezdim ama üyelerimize bir kere daha hatırlatmak isterim
bu konuların eğitimini veren şirketler binlerce YTL alıyor dersler için
ve büyük firmalarda biryerlere gelmek için bunları bilmeniz lazım
bu bilgiler iş hayatı dışında normal yaşantınızdada size yön verecektir
Bu mesajdan alıntı yap
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Standart
Alt 24-12-2007 #24
KADINLAR NE İSTER?

Artık ulaşılması gereken kadınlardır!


Kadınların gelirden aldıkları pay artıyor. Bununla beraber parayı erkekler kazansa bile alışveriş kararlarını büyük ölçüde kadınların verdiği ve aile bütçelerinin yönetiminde kadınların daha çok sözü geçtiği günümüzde; "Kadınlar Ne İster" isimli kitap kadınlara yönelik pazarlamanın kapılarını aralıyor.

Bütçe üzerindeki bu etkinlikleriyle asıl ulaşılması gerekenlerin, yani gerçek tüketicilerin kadınlar olduğunu örnekler ve istatistiklerle ortaya koyan Berenice Kanner, pazarlamacılara; ürünlerini geliştirip iletişim stratejilerini oluştururken kadınların bu yükselişini göz önünde bulundurmalarını tavsiye ediyor.

Finans, gıda, otomotiv, tekstil, kozmetik, sağlık, perakende ve konut gibi sektöründe kadınların satın alma kararlarını ne şekilde verdiği ve bu kararlarını etkileyen unsurlarında ayrıntılı olarak ele alındığı "Kadınlar Ne İster" isimli kitap ojeli iktidar sahiplerini anlamamıza kılavuzluk ediyor.

Kanner, kitabında ayrıca kadınlara doğru yoldan ulaşmak için gerekli olan bazı ipuçları da veriyor. İşte o ipuçlarından bazıları:

- Problemini çözün
- Onun dilini konuşun
- Uçağın kumandasını ona verin
- Ona saygı gösterin ama yağcılık yapmayın
- Gerçeği sunun
- Arkadaşlarına ulaşın
- Sezgilerini hedef alın
- Sürmesini sağlayın (Devamlılık)
- Güvenlik battaniyesi serin
- Kolaylaştırın
- Anlaşma yapın
- Hayır işlerine önem verin
- Yumuşakça yürüyün ve büyük sopayı unutun


Kitaptan İnciler?

Havva'nın zamanından bu yana onlar, tüketici harcamaları krallığının eşit bekçileri, en son karar mercii oldular.

Amerika'daki perakende alışverişlerinin %88'ini kadınlar gerçekleştiriyor.

Erkeler statü ve bağımsızlığın dilini konuşup; sadece ona kulak verirken, kadınlar ise ilişki ve samimiyetin dilini konuşurlar ve ona kulak verirler.

Kadınların %85'i dünyada olumlu bir değişiklik yaratmak istiyor.

Kadınlar üzerinde başarılı olmak için, bankalar ve kredi kooperatifleri, ürünün özelliklerini sıralamak yerine hizmet anlamında her şeyi anlatmalı ve bu hizmetlerin normal yaşamla nasıl bağlantılı olduğu gösterilmeli.

Bugünün kadınların söylemi "Ben özelim" yerine "Ben benim"..


Kadınlar C.H.A.R.G.E istiyor. Yani:

Control (Kontrol)
Harmony and love /relationship (Uyum ve aşk / ilişki)
Amusement / fun (Eğlence / Zevk)
Recpect (Sevgi)
Greatness / meaning / spirituality (Büyüklük / anlam / ruhanilik)
Enough (Yeterlilik)

Kadınların gücü; alkollü içecek, prezervatif, silah ve diğer "erkek" ürünlerinin pazarlamacılarını, gün geçtikçe önemi daha da artan diğer cinse seslenmeleri ve hatta hizmet etmeleri için zorladı.

Onun çevresel vizyonuna pazarlama yapın. Böylece size bakış açısı tamamen değişecektir.

Kadınların üçte ikisi reklamlarda gördükleri kadınlarla kendilerini özdeşleştiriyor.

Kadınlar her zaman ne sevdiklerini bilmeyebilirler ama genellikle bildiklerini severler.

Kadınlar tarafından gerçekleştirilen satın almaların nerdeyse %70"i anlık kararlarla yapılmaktadır.

Kadınlar yaşam tarzı değil, yaşam istiyorlar, dolu dolu, heyecanlı ve ödüllendirildikleri bir yaşam.

Kadınlar oyun oynamayı sever ama oyuncak yerine konmak istemezler.


Kimler Okumalı?...

"Kadınlar Ne İster"i öncelikle pazarlamacılar ve reklamcıların okumasında yarar var. Tabii bir de kadınları ve kadınların toplumdaki yeni işlevi ve yaşamlarını merak eden herkes kitaptan yararlanabilir.
Bu mesajdan alıntı yap
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Alt 24-12-2007 #25
BİLDİĞİMİZ REKLAMCILIĞIN SONU...
Sergio Zyman & Armin Brott

Önce pazarlama, şimdi reklamcılık...


Zyman, "Bildiğimiz Reklamcılığın Sonu" kitabıyla geleneksel reklamcılığı sorguluyor.

Şirketlerin kendi pazarlama ve reklam çalışmalarının denetimini kendi ellerine alarak; reklamı da kapsayan stratejileri şirketlerin kendilerinin belirlemesi gerektiğini vurgulandığı kitapta Zyman, reklam ajanslarının rolünün strateji yaratıp talimat vermek yerine stratejiyi uygulamak ve talimat almak olacağını dile getirerek ajansları kızdırmaya devam ediyor.

Geleneksel reklamcılığın nasıl yok olduğu, veriye dayalı stratejilerin yaratılması gerektiği, marka müşteri ilişkisi, reklamlarda ünlü kullanımı, ambalaj, sponsorluk, halkla ilişkiler ve çalışanların mesaj taşımasına kadar pek çok konuya yer verilen kitapta örneklere bolca yer verilmiş.

İnsanları eğlendiren geleneksel reklamların işe yaramadığı, tanınırlığın ise satış getirmediği, reklamın asıl işlevinin sattırmak olduğunun altı çiziliyor kitapta. Bu düşüncelerin gerek reklam verenler gerekse de reklam ajanslarında ne kadar var olduğunu sorgulamak gerek belki de...

Reklamverenlerin reklam stratejilerinde nelere dikkat etmeleri gerekli olduğundan, seçilecek reklam ajansına kadar pek çok noktada yol gösteren Zyman; reklam ajansı kullanma yöntemlerini de ortaya koyuyor.

Yapılan pazarlama ve reklam çalışmalarının bir strateji doğrultusunda yürütülmesi ve her pazarlama aktivitesinin bir mesaj olarak değerlendirmesi ve tüm bu çalışmaların bir şekilde ölçümlenmesi gerekliği vurgulanmaktadır.

Sponsorluk alanında fazla bir kaynak olmadığı ülkemizde kitaptaki sponsorluk ile ilgili bölüm önemli noktalara işaret ederek; sponsor olacak firmaların bu çalışmalardaki mali riskleri göz önüne almalarını ve sponsorluktan neler beklediklerini net bir şekilde belirlemeleri gerektiğini ortaya koyuyor.

Ayrıca cephanelikte reklam araçlarından biri olan sponsorluk çalışmalarından elde edecekleri kazancın (marka pazarlaması, müşteri gelişimi ve kurumsal gelişim) iyi değerlendirilmesi kitapta ayrıntılı bir şekilde inceleniyor.

Reklamlarda ya da markanın sözcüsü olarak ünlülerin kullanılması noktasında Zyman, kullanılacak ünlünün hatırda kalırlığı, marka ile ne kadar bağdaştığı yanında markanıza katkısının ölçülmesi gerekliliği konusunda reklamverenleri uyarıyor. Hatırlanmanın ve bağdaşmanın, satışa dönüşmedikten sonra faydasız olduğu unutulmamalı.

Zyman'dan inciler...

Reklamcılık bir sanat biçimi değildir. Daha çok malı, daha fazla paraya, daha çok kişiye, daha sık satmakla ilgilidir.

Reklam ajansları ve reklam yöneticileri müşterilerinin tüketicilerine odaklanmak yerine kendilerine aşık oldular.

Reklam ürününüzü bugün satmalıdır.

Pazarlama incik boncuk, çerçöp ile ilgili değildir; satışla ilgilidir.

Pazarlama için harcadığınız paranın geri dönüşü olmuyorsa, başınız derde girecek demektir.

Birçok şirketin sponsorluk ücretlerinden geri dönüş olması gerektiğini fark etmemesi beni şaşırtmıştır.

İnsanların ne kadar televizyon seyrettiği önemli değildir, çünkü her reklamı seyretmeleri mümkün değildir.

Stratejinizi oturtur oturtmaz, ilk işiniz müşterilerinize nasıl ulaşacağınızı bulmaktır.

Farklı olmak, ancak müşteriniz farklılıkları gerçekten umursuyorsa işe yarar.

İnsanların kalpleri ve zihinleri yerine istekleri ve ihtiyaçları ile aranızda bağ kurarsanız, cüzdanları arkadan gelecektir.

Sadakat inşa etmek, insanların sizi sevmesi değil, çok şey satın almasını sağlamaktır.


Kimler okumalı?

"Bildiğimiz Reklamcılığın Sonu" isimli kitabı öncelikle reklamverenlerin dikkatli bir şekilde okuyup gerek ajans seçimlerinde gerekse de yapacakları reklam çalışmalarında nelere dikkat edeceklerini bilmelerini öğrenmelerinde yarar var.

Her ne kadar bir reklam kitabı görünse de pazarlama üzerine çalışan herkesin ve özellikle de reklamcıların başucu kitabı olarak değerlendirilecek olan bu kitap, bu alanda çalışma isteğinde olanlar için de iyi bir kaynak.
Bu mesajdan alıntı yap
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Alt 26-12-2007 #26
KIRIK CAMLAR TEORİSİ

Kırık Camlar Teorisi, Wilson ve Kelling adında iki Amerikalı teorisyen tarafından 1980'lerin başında ortaya atıldı. Bu teori, Wikipedia'da aşağıdaki örnekle anlatılıyor:

"Bir kaç camı kırık olan bir bina düşünün. Eğer camlar tamir edilmezse, kimi insanlar başka camları da kırmakta bir sakınca görmeyecektir. Bu şekilde devam ettiği görüldüğünde, binaya daha büyük zararlar vereceklerdir, ve sonunda bina ve devamında o sokaktaki diğer binalar, yaşanmaz hale gelecektir."

Bu teoriye dayanarak, en küçük sorunlara ve kural ihlallerine öncelik vererek çok daha büyük sorunların çözülebileceğini öngören yetkililer, sonraki 20 yılda New York gibi kimi büyük şehirlerde suç oranının sıfıra yakın bir seviyeye inmesini sağladılar.

Kırık Camlar Teorisi, iş yaşamımızda da bir çok büyük soruna çözüm oluşturabilir. "Kırık Camlar, Başarısız İşler" kitabının yazarı Michael Levine, iş dünyasında kırık camları "güzel bir mağazanın boyası çıkmış duvarı, ya da bir müşteri hizmetleri telefon görüşmesinde yirmi dakika boyunca tekrarlayan bir müzikle bekletildikten sonra hattın kesilmesidir" diye özetliyor.

Kendi işinizde ya da çalıştığınız şirkette, önemsiz görünen sorunları hızla çözmeniz, benzeri hataların tekrarlanmasını, ve bu ufak sorunlardan güç alan daha büyüklerinin oluşmasını önleyecektir.
Bu mesajdan alıntı yap
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Kriz Iletisimi

Alt 27-12-2007 #27
KRİZ İLETİŞİMİ


Kriz ve kriz iletişimi nedir?

Kriz, bir kuruluşun üst düzey hedeflerini tehdit eden, kuruluşun varlığını tehlikeye sokan ve kuruluşun hızla tepki göstermesini gerektiren özel durumdur. Krizden söz edilebilmesi için üç koşulun birlikte ortaya çıkması gerekmektedir. Bunlar sırasıyla, kuruluşun itibarının sarsılması, sorunun çözülmesi için sürenin çok sınırlı olması ve kuruluş tarafından beklenmeyen zamanda meydana gelmesidir.

Kriz iletişimi ise, kriz dönemlerinde izlenecek iletişim stratejisi ve taktikler bütünüdür. Yani, olası krizlerin yaşanmaması için önlemler alınması, krize neden olabilecek unsurların ortadan kaldırılması, çözümler üretilmesi, kriz yönetiminin, çözümlerin ve gelişmelerin hedef kitleyle paylaşımı kriz iletişiminin konusunu oluşturur. Kriz dönemi halkla ilişkiler planı, iletişim zinciri, kriz ekibi görev dağılışı, medya ile ilişkiler ile olağan koşullarda kurulan iletişimin oluşturulması ve sürdürülmesi üzerine yapılanır.

Kriz öncesinde nasıl bir kriz yönetimi planlaması yapılmalıdır?

Kriz öncesinde proaktif bir kriz planı hazırlanmalıdır. Bunun için:

Potansiyel krizler gruplandırılmalıdır.
Krizin önlenebilmesi için gerekli tedbirler belirlenerek strateji ve taktikler geliştirilmelidir.
Simulasyon çalışmaları yapılmalıdır.
Krizden etkilenen kitleler belirlenmelidir.
Kriz yönetim ekibi oluşturulmalı ve söz konusu ekip eğitilmelidir.
Krizden etkilenebilecek dahili ve harici hedef kitleye yönelik olarak etkin iletişim kanalları oluşturulmalı ve kuruluşun itibarının krizden en az zarar görmesine çalışılmalıdır.
Kriz planının gözden geçirilmesi ve değerlendirilmesi gereklidir.
Bir kriz yönetimi planının etkin olabilmesi için planın güncelleştirilmesi, çalışanların bilgilendirilmesi, her şeyin ters gideceğinin düşünülmesi ve ayrıntılı bir listenin hazırlanması elzemdir.

Kriz esnasında izlenmesi gereken süreçler nelerdir?

Kriz meydana geldiğinde önceden hazırlanan kriz planı uygulamaya sokulmalı, üst yönetim durum hakkında derhal bilgilendirilmeli, kriz komitesi oluşturulmalı, planlama aşamasında eğitilmiş bir sözcü görevlendirilmelidir.
Sonrasında basınla 7/24 iletişim halinde olunmalı, basın mensuplarına mülakat yapabilecekleri ortam yaratılmalı ve en önemlisi krizi yaratan sorunu yok saymak yerine sorunu kabullenmek ve soruna sahip çıkmak gerekmektedir.

Kriz iletişimi yönetiminde dikkat edilmesi gereken unsurlar nelerdir?

Unutulmaması gerekir ki kriz yönetimi uzun bir süreci kapsamaktadır. İşte bu noktada en önemli unsur, işletmeleri tehdit edecek olayları önceden tahmin ederek onları ortadan kaldırmaya yönelik çalışmayı gerçekleştirmenin gerekliliğidir.
Biz iletişimciler, bu çalışmaya 4R modeli diyoruz: kriz nedeni olabilecek unsurların, kriz boyutunun ve etkilerinin önceden bilinerek hafifletilmeleri ve/veya ortadan kaldırılmaları (Reduction), krizin başlangıcında uygulanacak tekniklerin etkinliğinin arttırılması (Readiness), krize neden olan olayın etkilerine karşı verilecek cevabın detaylandırılarak geliştirilmesi (Response) ve krizin etkilerinin ortadan kaldırılması için zarar gören maddi ve manevi kaynakların etkili ve süratli bir şekilde tekrar yerine konulması (Recovery).

Kriz iletişiminde 'şirket / kurum sözcüsü'nün etkinliği nedir?

Kriz iletişiminde dışarıdan gelecek muhtemel sorulara tek bir ağızdan verilmek üzere hazırlanan cevaplara herkes tarafından uyulması gerekmektedir. Kriz komitesi içerisinden, dışarıya karşı soğukkanlılığını koruyacak ve çalışanlar, aileler, tedarikçiler, bayiler, satış noktaları, müşteriler, yerel yönetimler, kamu bürokrasisi, medya, akademik çevreler, sivil toplum örgütlerine, bu kesimlerin lisanına yabancı olmayan kişinin temsil etmesi gerekmektedir.
İlk anda gösterilen tepkinin ve söylenen sözcüklerin etkinliği yeni bir krizin tırmanmasını engellemek açısından kriz yönetiminde büyük bir öneme sahiptir.

Kriz iletişimini yönetecek halkla ilişkiler / iletişim ajansının sahip olması gereken yetkinlikler nelerdir?

Halkla ilişkiler uzmanı, krizlerin üstesinden gelebilmek için krizi yönetmek, krizi yönetmek için de kriz yönetimini bilmek ve bunu iletişim süreçlerine taşımak gerektiğini bilmelidir. Unutulmamalıdır ki, kriz dönemleri iyi yönetilebilirse ve değerlendirilebilirse şirketlerin güven tazeledikleri ve itibarlarını toplumun her kesimine etkili bir şekilde yansıttıkları dönemler de olabilir. Dolayısıyla, kurumların kriz yönetiminde omuz omuza çalışmaya karar verecekleri iletişim ajansını seçerken özellikle bu konuda uzmanlaşmış ve kriz iletişimi mutfağını bilen ajans olmasına çok dikkat etmeleri gerekmektedir.

Hazırlayan
Dilara Kantemir Toros
Bu mesajdan alıntı yap
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Sihirli degnek ister misiniz?

Alt 27-12-2007 #28
SİHİRLİ DEĞNEK İSTER MİSİNİZ?

Yeni yılda birçok dileğimiz, gerçekleştirmek istediğimiz hedeflerimiz vardır. Ama nedense bunların birçoğu sadece lafta kalır. Peki, yeni yıl hedeflerimize sadık kalmak için ne yapmamız gerekir?

Herkes sihirli değnek ister

Şimdi düşünüyorum da bu isteği ilk anda bu kadar ciddiye alma sebebim, acaba hayallerimde, rüyalarımda böyle bir sihirli değneğe sahip olmayı istemiş olmam mı? Belki de bu yazıyı okuyan sizler gibi. Haydi ama dürüst olalım, kim istemez ki sihirli bir değneğe sahip olmayı? İsteklerini çaba göstermeden gerçekleştirmeyi, hayallerine bir anda ulaşabilmeyi? Bir manken gibi görünmek, yeni bir ev ya da araba, maaşa zam, yeni bir iş ya da bir terfi... Belki de bir kız/erkek arkadaş. Hani Sertap Erener'in şarkıda söylediği gibi: 'Yeni bir iş, yeni bir eş, yeni bir hayat...'

Yeni yıl sanki yeni bir hayatın başlangıcı gibi gelir çoğumuza. Yeni yıl başlarken birçok konuda kararlar alırız. Önemli konularda önemli kararlardan bahsediyorum. Değişimin mihenk taşı olabilecek kararlar... Alınan kararlardan bu kadar bahsetmişken, en önemli soruyu atlamak olmaz. Soruyorum: 'Bugüne kadar yeni yılda hayata geçirmek üzere aldığınız kararlardan kaç tanesini uyguladınız?' Sanırım gelen cevaplar sıfır ile bir kaç tane arasında değişiyor. Pek ümit verici değil galiba. Belki bu yıl hiç bir konuda plan yapmamalı, karar almamalıyız. Ne de olsa uygulamıyoruz... Kolay değil mi? Niyet yoksa değişim de yok. Belki de her şeyin alıştığınız gibi olmasını istiyorsunuzdur. Belki de bir yandan şikayet edip, diğer taraftan bir şey yapmamayı seçiyorsunuzdur. Belki de aslında uygulamayı gerçekten istemediğiniz konularda kararlar alıyorsunuzdur.

Neden aldığımız kararları uygulayamıyoruz?

Bu konu üzerinde biraz düşününce insanın aklına bir soru geliyor. Acaba aldığınız kararları uygulamama sebebiniz yılbaşı gecesi kendi kendinize verdiğiniz sözlerin başkaları tarafından duyulmaması, bir bağlayıcılığı olmaması olabilir mi? Bilimsel çalışmalar bir kez bir seçim yaptıktan ya da bir görüş için ayağa kalktıktan sonra bu seçtiklerimizle/bağlandıklarımızla tutarlı davranmak için kişisel ve kişilerarası baskılara karşı koyduğumuzu kanıtlıyor. Leon Festinger 1957, Fritz Heider 1946, Theodore Newcomb 1953 gibi araştırmacılar tutarlılık arzusunu davranışın ana güdüleyicisi olarak görmüşlerdir. İnsan davranışını yönlendirmede tutarlılığın gücünü etkin hale getirmek için bağlanmayı sağlamak gerekiyor. Eğer sizi bir şeye bağlayabilirsem yani bir görüşü bir kez savunmanızı ya da herhangi bir biçimde kayda geçmenizi sağlayabilirsem bu, yani daha önceki bağlanım ile otomatik ve iyi düşünülmemiş tutarlılık eğiliminizi işe koşmak için gerekli sahneyi hazırlamış olurum.

Hedeflerinize bağlanmak için kalem kağıt yeterli

Bağlanmayı sağlamanın çok kolay yolları vardır. Özellikle bir tanesi gerçekten çok basit bir yöntem. İhtiyacınız olanlar sadece bir kağıt ve bir kalem; yazmak sizin bağlanmanızı sağlar. Uzmanlar yazılı beyanların bağlayıcı gücünü bilirler ve bunu pek çok alanda kullanırlar. Yazılı ifadeler gerçek kişisel değişikliğe neden olmada çok etkilidirler. O halde sizlerde yeni yıl için kendinize bir amaç belirleyin ve onu yazın. Bazı şeyleri bir yere yazmada sihirli bir şeyler vardır. Belki de ihtiyaç duyduğumuz sihirli değnek budur. Hatta ulaşmak istediğimiz hedefin yazılı olduğu kağıdı sürekli görebileceğimiz bir yerlerde tutmakta fayda var.

Hedeflerinizi paylaşın

Bir diğer bağlayıcı yöntem ise amacımızı başkaları ile paylaşmaktır. Bir kişi ne zaman başkalarınca görülebilecek bir şey yapar söyler ya da yazarsa tutarlı bir kişi olarak görünebilmek için o konumu koruma gereksinimi doğar. Tedeschi, Schlenker ve Bonoma, 1971 yılında yaptıkları bir araştırma bu konuyu kesin bir şekilde desteklemektedir. Başkaları önünde bağlanma taktiği pek çok insan üzerinde etkili olur. Tarihteki en güzel örneklerden biri, Fransa için unutulmaz başarılara imza atmış olan Charles de Gaulle ile ilgili olarak D. Cook tarafından yazılmıştır. Herkese çok içtiği sigarayı bırakacağını ilan etmesinin niçin onu sigarayı bir daha hiç içmemek üzere bırakmaya zorladığı sorulduğunda ciddi bir tavırla, "De Gaulle sözünden dönmez" dediği söylenmektedir. De Gaulle olmayabiliriz ama sevdiklerimizin ve değer verdiklerimizin karşısında bizlerde sözümüzden dönüyor olmayı, başaramamış olmayı, zayıf bir insan imajı çizmeyi istemeyiz. Amacımızı başkaları ile paylaşmanın ilk akla gelen yolu ise bu konuları sevdiğimiz insanlarla paylaşmaktır. Bu size biraz alaturka bir yöntem olarak gelebilir ki, evet doğrudur.

Profesyonellerle çalışmak gerçeklik getirir

Bunun bir adım ötesi de bu konuda profesyonellerle çalışmaktır. İşte bu batılı meslektaşlarınızın rakiplerinden bir adım öne geçmek için başvurduğu yöntemdir. Günümüzün rekabetçi ortamında kendinize farklılık kazandırmanın en doğru yolu profesyonellerle çalışmak değil midir zaten? Böylece amaçlarımızı belirlerken olaylara daha objektif yaklaşabilir, değerlerimizi yansıtan, gerçekçi ve ulaşılabilir hedefleri tespit edebiliriz. Bir profesyonelin süzgecinden geçmiş yaşanmış tecrübelerin aydınlattığı bir yolda yürümek hedeflerimize ulaşmamızı kolaylaştırmaz mı?

'Her sabah daha mutlu bir şekilde gidebileceğim bir iş istiyorum ve bu konu ile ilgili 2007 yılında mutlaka bir şeyler yapacağım.' Belki çevrenizdekilerden bu sözleri duymuşsunuzdur ya da belki siz de böyle düşünüyorsunuzdur. Eğer gerçekten harekete geçmek istiyorsanız, yıllardır olduğu gibi bu yıl da ertelemek istemiyorsanız öncelikle düşüncenizi yazılı hale getirin. Sonuçta belki şu anda çalışmakta olduğunuz şirkette bir takım değişikliklerle mutlu olabileceksiniz ya da bir iş değişikliği kararı vereceksiniz. Kendinize bir takım sorular sorarak konuyu kendiniz için netleştirin. İşimde mutlu olmak için nelere ihtiyacım var? Şu an çalıştığım firmada mutlu olmamı engelleyen faktörler neler? Bunları değiştirmek için neye ihtiyacım var? Çalışma arkadaşlarımla ve üstlerimle iletişimim nasıl? Kendimi doğru ifade etmeme sebep olan eksikliklerim neler? Daha pek çok soru ile halen çalışmakta olduğunuz şirkette neler yaparsanız, şartları değiştirebileceğinizi belirleyebilirsiniz. Ancak bazı durumlarda bu değişiklikleri yapmak mümkün olmaz, kararınız yeni bir iş arayışına girmek olabilir.

Nihai kararınız ne olursa olsun, artık elinizde net bir hedef var. Bir sonraki adım ise bu hedefe ulaşmak için yapılabilecekler listesi çıkarmaktır. ?En çok ben çalışıyorum, en az ben fark ediliyorum, kimse beni takdir etmiyor; mutsuzum.? diyorsanız eğer, yapılacaklar listeniz sözlü ve sözsüz iletişiminizi geliştirmenizle başlamalıdır. Fark edilmeyi, kendinizi göstermeyi öğrenmeniz gerekir.

Neden siz de kendinize bir yol arkadaşı bulmayı denemiyorsunuz? Birileri ile yolculuğunu paylaşmayı ya da? En basitinden eşiniz, sevdiğiniz bir arkadaşınız, değer verdiğiniz bir yakınınız veya bir profesyonel.. Birlikte yürüyebileceğiniz, size destek olabilecek, sizin destek olabileceğiniz biri... Ne kadar güzel bir hediye olurdu amaca doğru yürürken verilecek doğru bir destek. Sanki sihirli bir değnek gibi...

Kaynak: Kariyer Dergi
Bu mesajdan alıntı yap
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Marka isimleri: Kökenleri ve Türleri

Alt 27-12-2007 #29
MARKA İSMİ KÖKENLERİ VE TÜRLERİ


Gün içinde hiç fark etmeden binlerce marka ile karşı karşıya kalıyoruz. Birlerce isim karşımıza çıkıyor. Kimileri aklımıza kolayca giriyor, kimilerini hatırlamakta zorlanıyoruz, kimilerini ise fark etmiyoruz bile.

Kötü de olsa iyi de olsa marka isimlerinin kökenlerini ve konuluş hikayelerini hep merak etmişimdir. Bu isimleri kim koyar, isim nereden aklına gelmiştir, kimlere danışmıştır, hangi isimleri elemiştir, öğrenmeye çalışırım. Zaman zaman elime geçen bu hikayelerin en ilginç olanlarını aşağıda okuyabilirsiniz.

Vakko: Vitali ve Alber Hakko kardeşlerin isimlerinin baş harfleri ve Hakko soyadının 'kko' kısmının birleştirmesiyle oluşan bir marka.
DYO: DYO adı, Durmuş Yaşar ve Oğulları Boya ve Vernik Fabrikaları A.Ş.'nin kısaltılmışıdır. 1954 yılında kurulan DYO, Yaşar Holding Boya Grubu'nun ilk boya fabrikası.
KVK: K.V.K, Mehmet Emin Karamehmet, Murat Vargı ve Osman Kavala'nın soyadlarının baş harflerinin bir araya gelmesiyle oluştu.
YUMATU: Yusuf, Mahmut ve Tuncer kardeşlerin isimlerinin ilk hecelerinin bir araya getirilerek oluşturuldu.
Rodi: Ramazanoğulları Dikimevi.
Akbank: Sabancı ailesinin geçmişi, Hacı Sabancı'nın memleketi Kayseri'ye uzanıyor. Aile iş dünyasındaki başarıyıysa Adana'da yakaladı. Adana ve Kayseri'nin baş harfleri birleştirilerek 1959'da Akbank kuruldu.
ENKA: Enişte ve kayınbirader unvanlarının ilk heceleri birleştirilerek oluşturulmuş. Enişte Şarık Tara, kayınbirader de Sadi Gülçelik.
Beymen: Boyner Grubu'na ait Beymen, Türkçe'deki 'bey' ile küresel bir kimlik kazanmak için İngilizce'de 'adamlar' anlamına gelen 'men' kelimelerinin birleştirmesiyle oluşturulmuş.
Mercedes: 1897 yılında Fransa'nın Nice kentinde yaşayan Avusturyalı tüccar ve Avusturya Nice Başkonsolosu Emil Jellinek, Daimler fabrikasını ziyaret ederek bir otomobil satın aldı. Uluslararası finans dünyası ve aristokrasi ile iyi ilişkiler içinde olan Jellinek, Daimler otomobili ile Fransız Riviera'sında büyük ilgi topladı. Daha sonra Jelinek 1899'da 23 beygir gücünde motorla donatılmış bir Daimler yarış otomobiline büyük kızı Mercedes'in adını vererek bu araçla Nice'de bir yarışa katıldı ve birinci oldu. Bu başarıdan sonra Jelinek, Daimler fabrikasına 36 otomobil sipariş verdi ve bu araçların 'Mercedes' adını taşımalarını şart koştu. (Mercedes İspanyolca konuşulan ülkelerde kullanılan bir kadın ismidir. İspanyolca anlamı ise 'Mars' gezegenidir.)

Gördüğünüz gibi markalar isimlerini çok farklı çıkış noktalarından alabiliyor. Tam da bu noktada beni bir merak sarıyor; Kaç tür isim koyma alternatifimiz var? Ticari varlıklara (kurum, ürün, hizmet, model) verilen isimleri sınıflandırabilir miyiz?

Söyleniş, yazılış ve anlam açısından hapsi de birbirinden farklı olan isimlerin birbirine benzer yanları da vardır. Benzerlikleri ve farklılıkları kullanarak marka isimlerini sınıflandırmamız mümkündür. Bu alanda yaptığım araştırmalar sonucunda kapsamlı bir sınıflandırma bulamadım. Bunun üzerine ben kendi sınıflandırmamı yaptım. Umarım size mantıklı ve doyurucu gelir.

1. Kurucunun veya kurucuların 'Adı ve/veya Soyadı'nı tamamen veya kısmen taşıyan markalar. Ör: Adil Işık, Yves Saint Lourent, Tomy Hilfiger, Kenzo, Forbes, Boyner, Sabancı Holding, Harley-Devidson, P&G (Procter & Gambling), Levi's, McDonald's.
2. İnsan isimlerini kullanan markalar. Ör: Elif Cafe, İdil Bebe, Zeynep, Nergis Holding, Yeşim Tekstil, Mercedes, Colin's.
3. Canlı veya cansız nesnelerin adlarını kullanan markalar. Ör: Diesel, Puma, Camel, Apple, Gold, Pardus, Zebra, Kristal Kola, Çilek Mobilya, Falcon Projesi.
4. Kavramları, sıfatları isim olarak kullanan markalar. Ör: Capital, Kırmızı (Dergi), Mavi Jeans, Referans Noktası, İyi Matbaa, Fark Yeri, Ören Bayan, Filli Boya, Hayal Kahvesi, Kristal Elma Ödülleri, Altın Portakal Film Yarışması.
5. İçeriği anlatan, vurgulayan markalar. Ör: Coca Cola, Internet Explorer.
6. Mesajları, vaatleri isim olarak kullanan markalar. Ör: Bonus, Advantage, Speedy, ACL, Energizer, Die Hard (Akü), Pathfinder (Nissan), Akıllı Posta.
7. Uydurulmuş (anlamsız) isimler kullanan markalar. Ör: Kodak, Exxon, Sony, Aventis.
8. İki kelimenin bileşiminden türetilmiş markalar. Ör: Avea (Area ve Aycell), Novartis (Nova ; yeni + artes ; bilgi birikimi, başarma gücü), Swatch (Swizerland + Watch), Duracell (Durabale + cell), Eveready (Everytime + Ready), Linspire (Linux + Inspire), Veezy (Vestel + Eazy), Banvit (Bandırma Vitaminli Yem Sanayi), Promat ('Profesyonel matbaacılık' sloganından türetilmiştir), Fenerium, Aviva.
9. Kelime kökünden türetilmiş markalar. Ör: 'Excellent' kelimesinden türetilenler: Excellect, Excellerate, Excellex, Excellion. 'Select' kelimesinden türetilenler: Selligence, Selexity, Selectria, Selectium.
10. İki kelimenin kombinasyonundan oluşan markalar. Ör: Demirdöküm, MediaCat, PowerBook, ProfitVision, SmartRent, HairPalace.
11. Kısaltma (baş harfleri) kullanan markalar. Ör: IBM (Internetional Business Machines), BMW (Bayerische Motoren Werke), HP (Hewlett-Peckard), P&G (Procter&Gamble), HSBC (Hongkong and Shanghai Banking Corporation), CA (Computer Assosiation), HBB (Has Bilgi Birikim), TÜBİTAK (Türkiye Bilim Teknik Araştırma Kurumu), PO (Petrol Ofisi).
12. Lokasyonların isimlerini kullanan markalar. Ör: Saturn (otomobil), Uludağ Gazozları, Avrupa-Amerika Holding, Trakya Peynirleri, Denizli Seyahat, Pamukkale Şarapları, Sultanahmet Köftecisi, Koksa.
13. Ülke/ırk isimlerini kullanan markalar. Ör: British Airways, French Connection, Cola Turka, Digitürk, Turkcell, AOL, BP, JTI, THY.
14. Sayıları isim olarak kullanan markalar. Ör: 3M, 121, 212, 404 , U2, C4, 4.Kat, Levi's 501, BMW 330ci, Peugeot 206, TV8, Radyo 5, Chanel 5, CK One, Migros 3M.
15. Resmi ünvanlarını adında kullanan markalar. Ör: Borusan, Otosan, Esman, Bisan, Yataş, Sütaş, Mepaş.
16. Celebrity isimleri kullanan markalar. Ör: Nicole Kidman (Chanel), Air Jordan (Nike), Radyo Tatlıses, Intimately Beckham (David Beckham Perfume), Tarkan parfüm/deodorant/jöle (Temsu Kozmetik), Jlo (tekstil), Ken (tekstil).
17. Yazımıyla başkalaştırılmış markalar. Ör: Neremy ('Neremi' kelimesinin İngilizce'ymiş gibi yazımı), Deppo (Depo'nun farklı yazımı), Geay&Shmar ('Giy ve Şımar' demenin bir başka yolu).
18. Satış noktasının adını kullanan markalar (private label). Ör: Tansaş, Migros markalı ürünler (un, deterjan, zeytinyağı vb).
19. Taklit isimler kullanan markalar. Ör: Sunny (Sony), Armine (Armani), Nursage (Versage), Casper.
20. Ek verilerek oluşturulmuş alt markalar: Mevcut ürüne/hizmete ek olarak piyasaya sürülecek yeni versiyon mevcuttan farklıysa ekler kullanılır. Ör: Bonus Plus, Pepsi Max, Pentium 3, Pentium 4. Diğer popüler ekler: Premium, Gold, Platinium, XL, Min, Eko, Pro, Standart, Professional.

Gördüğünüz gibi 20 farklı isim türü sınıfı oluşturdum. Belki atladıklarım veya yanıldıklarım vardır. Ama bu sınıflandırma çalışması isim bulma çalışması yapanlara ışık tutacaktır diye düşünüyorum.

Başka sınıflandırmalar da yapılabilirdi. Mesela isimleri hece sayısına göre de sınıflandırmak mümkün.

- Tek heceli markalar: Lux, Gold, Zen.
- Çift heceli markalar: Sony, Omo, Alo, Casper, Migros, Carrefour, Google, Yahoo.
- Üç heceli markalar: Ariel, Elidor, Pegasus, Benetton, Teknosa
- Çok heceli markalar: Electrolux, Güllüoğlu, Accessories.
- İki kelimeden oluşan markalar: Head&Shoulders, White Westinghouse, Adil Işık.

İsimleri markanın karakteri hakkında ipucu verenler ve vermeyenler diye iki sınıfa da ayırabiliriz.

Marka isminin ürünle ilintili olması gerektiğini savunanlar, marka isminin en önemli unsur olduğunu, ürünün markalaşma sürecinde belirleyici bir rolü olduğunu söylerler ve marka isminin, potansiyel müşterilere satın almadan önce ne aldıkları hakkında bir fikir vermesi gerektiğini ve satın alma kararlarını daha kolay yapmalarını sağlaması gerektiğini öne sürerler.
Diğer görüş ise Coca-Cola, Pepsi, Google, Starbucks ve Yahoo gibi büyük markaların isimlerinin, markanın karakteri hakkında hiçbir ipucu vermediğini, tüm anlamı marka kişiliğinin yarattığını iddia ediyor. Markaya herhangi bir ismi verebileceğinizi söylüyor.

Mevcut isimlerin çıkış noktalarını anlamak ve türlerini belirlemek bizlere isim bulma çalışmalarımızda kolaylıklar sağlayacaktır. Sizlerin de sınıflandırmaları varsa, dinlemek isterim.

Alıntıdır. Yazarı bilinmiyor.
Bu mesajdan alıntı yap
moonlight34 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

moonlight34(49)

Sanat Yn. / İstanbul

Isten Cikarma

Alt 31-12-2007 #30
EN BÜYÜK "10 İŞTEN ÇIKARMA" HATASI

Yeni bir yıla girerken, işten çıkarma gibi sevimsiz bir konuyu sizlerle paylaşmak istemezdim, ancak yılın ilk ayları maalesef sektörümüzde işten çıkarmaların en yoğun yaşandığı dönemlerdir. Yönetici veya işveren arkadaşlarımızın işten çıkarma konusunda bilgilenmesinin, bu sürecin her iki taraf için de kolaylaşmasını sağlayacağı inancındayım.

Bir çalışanın işine son vermek ne kadar rahatsızlık verici olsa da sürecin sahiplenilmesi ve yapılandırılması şart. Kurumsal itibarınızın zarar görmemesi ve hukuki sorunlarla karşı karşıya gelmemek için geçmişte yaptığınız hatalardan ders almak ve bunları tekrarlamamak çok önemli. En sık karşılaşılan 10 işten çıkarma hatasını sizler için derledik. Belki bir kaçı size de tanıdık gelecektir:

1. Çalışanlar ile bir iş sözleşmesi imzalamamak: İşe yeni başlayan çalışanlarınız ile şirket politikaları, prosedürleri, işe alım ve işten çıkarma koşulları ile ilgili bir sözleşme imzalamak her zaman sizin yararınıza olacaktır.

2. Yazılı politikalara sahip olmamak: İster bir çalışan el kitabı isterse bir araya getirilmiş farklı sayfalar şeklinde olsun şirket politikalarınızı yazılı hale getirmek çalışanların kendilerinden beklenenler ve beklenmeyenleri açıkça görmesi ve buna göre hareket etmesi, yazılı kurallara uymadıkları takdirde karşılaşacakları prosedürler hakkında bilgi sahibi olmaları açısından oldukça yararlı olacaktır.

3. Düzenli dokümantasyon eksikliği: Eğer çalışanlarınızdan birinin performanısının düşük olduğunu ya da başka herhangi bir sebepten dolayı işten çıkarılabileceğini düşünüyorsanız gelecekte bunun nedenini kanıtlayacak bir takım dökümanlara ihtiyacınız olabilir. Bu yüzden performans değerlendirme sonuçları ve çalışana önceden yapılan yazılı uyarılar düzenli olarak kaydedilmeli.

4. İşten çıkarmanın nedeninin işle ilgili olmaması: Bir çok yerde halen işverenler çalışanların işine son vermek için geçerli bir nedeni olması gerektiğini düşünmüyor. Bununla birlikte (bunu çalışana açıklayın ya da açıklamayın) gelecekte ayrımcılık ya da herhangi bir sebepten bir hukuki davayla karşı karşıya kalmak istemiyorsanız çalışanla ilgili hukuki bir neden olmalı.

5. İşten çıkarma konusunda bilgi eksikliği: Çıkış görüşmesi sırasında çalışana söyleyeceklerinizi düşündünüz, tüm kağıt işlerini tamamladınız. İkinci adımda çalışanın işine son verirken alacağı tazminat ve diğer ödemeler ile yakından ilgilenmek geliyor. Çalışan ile karşı karşıya gelmeden önce hakları ve alması gereken tazminat vb ödemeler hakkında bilgi sahibi olun.

6. Süreci gereğinden fazla uzatmamak: Eğer bir çalışanın işine son vermeyi düşünüyorsanız fakat bir türlü 'doğru zaman'ın gelmediğine inanıyorsanız bir takım sorunlarla karşı karşıya gelmeniz de söz konusu olabilir. İlk olarak çalışan durumu fark etmeye başladıysa kurum için zarar verici olmaya başlayabilir. İkinci olarak durum departmandaki diğer çalışanlar tarafından fark edilirse bu kez motivasyon kaybına uğrayacaklardır. Eğer kararınız kesinse bir an önce aksiyon alın.

7. Süreci önceden planlamadan başlatmak: Bir çalışanın işine son vermek bazen bşr sorunu çözmek adına atılacak en iyi adım olabilir. Fakat bir sonraki adımda olacaklara önceden hazırlıklı olmanız gerekiyor. Çalışan işten çıkarıldıktan sonra görev paylaşımı değişecek mi, değişecekse kim hangi görevleri üstlenecek, yeni biri işe alınacak mı ya da görevler outsource mu edilecek gibi sorulara yanıt bulmak gerekiyor.

8. Konuşmayı gereğinden fazla uzatmak: Çıkış görüşmeleri sırasında genellikle işverenler sözü gereğinden fazla uzatarak belki de hiç söylenmemesi gereken şeyleri dile getirirler. Çalışana asla tutamayacağınız sözler (örneğin, yeni bir iş ararken destek olacağınız vb.) vermekten kaçının. Ne özür dileyin ne de karşı tarafı suçlayın. Üzgün olduğunuzu söylemenizin tabii ki bir sakıncası yok ama sarf ettiğiniz diğer kelimelere çok dikkat edin.

9. İşten çıkarmanın nedenini diğer çalışanlara anlatmak: İşten çıkarmanın diğer çalışanlarla paylaşırken oldukça hassas davranmanız gerekiyor. Artık sizinle çalışmıyor olsa bile herkesin saygıyı hak ettiği gerçeğini asla aklınızdan çıkarmayın. Artık sizinle çalışmayan bir çalışan hakkında yapacağınız yorumların diğer çalışanlar üzerinde yarattığı etkiyi her zaman göz önünde bulundurmalısınız.

10. Tartışma ortamı yaratma: İşten çıkarmalar konusunda yapılan en büyük hatalardan bir diğeri de çalışan ile tartışmaya girmektir. Bunun olmasına kesinlikle izin vermemelisiniz. Karşı taraf tartışmaya başladığı anda konuşmayı orada kesin. Eğer tartışmayı başlatan sizseniz zaten baştan kaybettiniz demektir.

Kaynak: HR
Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla

Tags
ozgecmis cv ornegi, ozgecmis, motivasyon, marka, liderlik, kriz oncesi, kisisel gelisim, kariyer dergi, karar verme, isten cikarma, is gorusmesi, imaj, ekip calismasi, dinleme, dilara kantemir toros, degisim, beden dili, basari, anlamak, pazarlama, profesyonellerle calismak, psikoloji, sihirli degnek, stres, toplanti, yeni yil, yoneticilik, zaman

Benzer Konular
Konu Konu Bilgileri Forum Cevaplar Son Mesaj
Kisisel Deneme sadikerdogann Edebiyat 6 27-08-2009 15:54:56
Yeni Kisisel Logo'm MEMO-LINE Logo Tasarımları 18 10-01-2009 21:56:47
Kisisel Logo Calismam MEMO-LINE Logo Tasarımları 7 05-04-2008 01:33:34

Kapat
Şifremi Unuttum?