Loreena McKennitt - The Highwayman

Müzik Videoları - Loreena McKennitt - The Highwayman Sponsorlu Bağlantılar The Highwayman the wind was a torrent of darkness among the gusty trees the moon was a ghostly galleon tossed upon the cloudy seas the road was a ...

Cevapla
Loreena McKennitt - The Highwayman
_Anathema_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır

_Anathema_(31)

Hiç Biri / İstanbul

Standart

Loreena McKennitt - The Highwayman

Alt 18-04-2011 #1
Sponsorlu Bağlantılar




The Highwayman
the wind was a torrent of darkness among the gusty trees
the moon was a ghostly galleon tossed upon the cloudy seas
the road was a ribbon of moonlight over the purple moor
and the highwayman came riding,
riding, riding,
the highwayman came riding, up to the old inn-door.

he'd a french cocked hat on his forehead, a bunch of lace at his chin,
a coat of claret velvet, and breeches of brown doe-skin;
they fitted with never a wrinkle; his boots were up to the thigh!
and he rode with a jewelled twinkle,
his pistol butts a-twinkle,
his rapier hilt a-twinkle, under the jewelled sky.

over the cobbles he clattered nd clashed in the dark innyard,
and he tapped with his whip on the shutters, but all was locked and barred;
he whistled a tune to the window, and who should be waiting there
but the landlord's black-eyed daughter,
bess, the landlord's daughter,
plaiting a dark red love-knot into her long black hair.

"one kiss, my bonny sweetheart, i'm after a prize tonight,
but i shall be back with the yellow gold before the morning light;
yet if they press me sharply, and harry me through the day,
then look for me by the moonlight,
watch for me by the moonlight,
i'll come to thee by the moonlight, though hell should bar the way.

he rose upright in the stirrups; he scarce could reach her hand
but she loosened her hair i' the casement! his face burnt like a brand
as the black cascade of perfume came tumbling over his breast;
and he kissed its waves in the moonlight,
(oh, sweet black waves in the moonlight!)
then he tugged at his rein in the moonlight, and galloped away to the west.

he did not come at the dawning; he did not come at noon,
and out of the tawny sunset, before the rise o' the moon,
when the road was a gypsy's ribbon, looping the purple moor,
a red-coat troop came marching,
marching, marching
king george's men came marching, up to the old inn-door.

they said no word to the landlord, they drank his ale instead,
but they gagged his daughter and bound her to the foot of her narrow bed;
two of them knelt at the casement, with muskets at their side!
there was death at every window
and hell at one dark window;
for bess could see, through the casement,
the road that he would ride.

they had tied her up to attention, with many a sniggering jest;
they had bound a musket beside her, with the barrel beneath her breast!
"now keep good watch!" and they kissed her.
she heard the dead man say
"look for me by the moonlight
watch for me by the moonlight
i'll come to thee by the moonlight, though hell should bar the way!"

she twisted her hands behind her, but all the knots held good!
she writhed her hands till her fingers were wet with sweat or blood!
they stretched and strained in the darkness and the hours crawled by like years!
till, now, on the stroke of midnight,
cold, on the stroke of midnight,
the tip of one finger touched it!
the trigger at least was hers!

tlot-tlot! had they heard it? the horse-hoofs were ringing clear
tlot-tlot, in the distance! were they deaf that they did not hear?
down the ribbon of moonlight, over the brow of the hill,
the highwayman came riding,
riding, riding!
the red-coats looked to their priming!
she stood up straight and still!

tlot in the frosty silence! tlot, in the echoing night!
nearer he came and nearer! her face was like a light!
her eyes grew wide for a moment! she drew one last deep breath,
then her finger moved in the moonlight,
her musket shattered the moonlight,
shattered her breast in the moonlight and warned him with her death.

he turned; he spurred to the west; he did not know she stood
bowed, with her head o'er the musket, drenched with her own red blood!
not till the dawn he heard it; his face grew grey to hear
how bess, the landlord's daughter,
the landlord's black-eyed daughter,
had watched for her love in the moonlight, and died in the darkness there.

back, he spurred like a madman, shrieking a curse to the sky
with the white road smoking behind him and his rapier brandished high!
blood-red were the spurs i' the golden noon; wine-red was his velvet coat,
when they shot him down on the highway,
down like a dog on the highway,
and he lay in his blood on the highway, with the bunch of lace at his throat.

still of a winter's night, they say, when the wind is in the trees,
when the moon is a ghostly galleon, tossed upon the cloudy seas,
when the road is a ribbon of moonlight over the purple moor,
a highwayman comes riding,
riding, riding,
a highwayman comes riding, up to the old inn-door...



eşkiya
fırtına rüzgârın ağaçları arasında karanlığın seliydi.
ay fırtınalı denizler üzerinde sarsılan bir hayalet gemiydi.
yol mor boş arazinin etrafında ayışığından bir şeritti.
ve eşkiya atını sürerek geldi,
atını sürerek, atını sürerek,
eşkiya atını sürerek geldi,
eski han kapısına.

alnında bir tane fransız şapkası vardı, çenesinde bir demet bağ
bordeaux şarabı renkli kadife bir palto, kahverengi geyik derisi pantolon(vücudu sıkı sıkıya saran türden)
kırışıklık yoktu , çizmeleri uyluğuna kadar uzanıyordu.
ve o mücevheri bir parıltıyla sürüyordu.
ince kılıcının kabzası parıldıyordu
tabancasının sapı parıldıyordu cevheri gökyüzünün altında.

kaldırım taşlarının etrafında bağırdı ve çarptı karanlık han kapısına
kırbacı ile bütün pancurlara dokundu, ama hepsi kilitli ve demir korkuluklarla çevriliydi.
pencereye doğru bir ıslık çaldı, birileri bekliyor olmalıydı
ama hancının siyah gözlü kızı
Bess, hancının kızı
karanlık kırmızı bir aşk onun uzun saçlarına örülmüştü.

“bir öpücük, güzel sevgilim, bu gecenin mükafatı
ama gün ışığından önce geri dönmek zorundayım sarı altınlarla,
henüz bugün onlar beni zorladı ve taciz etti.
ay ışığıyla birlikte beni ara,
ay ışığıyla birlikte beni bekle
ay ışığıyla sana geleceğim, düşünce cehennemi bu yolu kapatsa da.

dik durdu üzengilerin üzerinde, onun eline uzandı nadiren yaptığı gibi
ama o saçlarını açtı, pencere kanadına doğru savurdu. yüzü dağlanmış gibi yanıyordu
parfümün siyah çağlayanı gibi ciğerlerine dökülüyordu
ve onun dalgalarını ay ışığında öptü
(ay ışığının güzel siyah dalgaları)
ardından ay ışığında dizginleri kendine çekti ve batıya doğru dört nala gitti.

o, şafakta gelmedi, öğle vakti de gelmedi
ve kumral günbatımından sonra, ay ışığı çıkmadan önce
yol çingenelerin yolu olduğu zaman, mor araziye renk verdiklerinde
bir kızıl grup yürüyerek geliyordu
yürüyerek, yürüyerek
King George’un adamları yürüyerek geliyordu, eski iç avluya.

hancıya hiçbir şey söylemediler, bunun yerine birinci sınıf birasından içtiler
ama onlar onun kızını susturdu ve onu dar yatağının dibine attılar
ikisi pencere kanadına diz çöktü, yanlarında misket tüfekleriyle
her pencerede ölüm vardı
ve cehennem kara bir tanesinde
Bess görebiliyordu, pencereden görünen kısmı
onun at sürdüğü yolu

onlar kıza dikkat etmek için bağladılar, bıyık altından gülümsemelerle
bir tüfek bağlamışlardı onun yanına, namlusuyla göğsünün altından
“şimdi iyi izle” ve hepsi onu öptü
kız ölü adamın sözlerini duydu
“ay ışığıyla birlikte beni ara,
ay ışığıyla birlikte beni bekle
ay ışığıyla sana geleceğim, düşünce cehennemi bu yolu kapatsa da.”

ellerini vücudunun yanına büktü, ama bütün bağlar çok iyi bağlanmıştı
parmakları terden veya kandan sırılsıklam olana kadar ellerini kıvırdı.
onlar karanlıkta gergin ve sinirliydiler ve saatler yıllar gibi ilerliyordu.
şu ana kadar, gece yarısı çalıncaya kadar
soğuktu gece yarısında
bir parmağın hafif vuruşu ona ulaşabilirdi
en azından o dokunuşla tetik onunda

tlot-tlot! acaba onlar da duymuş muydu? açıkça bir atın toynak sesleriydi
tlot-tlot, uzak bir yerde! duyamayacak kadar sağır mıydılar?
ay ışığı şeridinin sonunda, tepenin etrafında
eşkiya atıyını sürerek geliyordu
atını sürerek, atını sürerek
kızıl ceketliler tüfeklerini yağladılar!
kız ayağa kalktı dik ve sakin.

tlot dondurucu soğukta, tlot yankılayan gecede
yakına, daha yakına geldi, kızın yüzsü ışık gibi aydınlanmıştı
bir anlığına kızın gözleri genişçe büyüdü ve derin bir son nefesi içine çekti.
kızın parmakları ay ışığında kımıldadı
misket tüfeği ayışığını parçaladı
ay ışığında göğüslerini parçaladı ve onu ölümüyle uyardı

döndü, batıya doğru yöneldi, bilmiyordu onun ayakta durduğunu
başı pencere kepenginin üzerinde eğilmiş ve kendi kanında iliklerine kadar ıslanmıştı.
şafağa kadar olayı işitmedi, yüzü soldu duyduğu zaman
nasıl, bess, hancının kızı,
hancının siyah gözlü kızı,
ay ışığında beklemişti aşkı için ve orada karanlığıniçinde ölmüştü.

geriye yöneldi delirmiş gibiydi, gökyüzüne doğru bir isyan küfrü etti
ardında beyaz toz bulutu bırakan beyaz yola birlikte ve kılıcını havada sallayarak
kan kırmızısıydı mahmuzlar altın ay ışığının altında, bordoeux şarabı renkliydi kadife ceketi
onu anayolda vurdukları zaman
bir köpek gibi anayola düşmüştü
ve kendi kanında yatıyordu anayolda, boğazında bir demet bağla

hâlâ bir kış gecesinde, söylerler, rüzgâr ağaçlardayken
ay fırtınalı denizler üzerinde sarsılan bir hayalet gemiyken
yol mor boş arazinin etrafında ayışığından bir şeritken
bir eşkiya atını sürerek gelir,
atını sürerek, atını sürerek,
bir eşkiya atını sürerek gelir, hanın eski kapısına.
Alıntıdır.
Bu mesajdan alıntı yap
Sponsor Links

Grafikerler.net Reklamları

ma®tin isimli Üye şimdilik offline konumundadır

ma®tin

O®jinal

Hiç Biri / İzmir

Standart
Alt 18-04-2011 #2
                             Sponsorlu Bağlantılar
Teşekkürler paylaşım için madam, kulağımızın pası gitti. Loreena McKennitt - The Highwayman

Dizlerimin üstünde yaşamaktansa, ayaklarımın üstünde ölmeyi tercih ederim...

Bu mesajdan alıntı yap
_Anathema_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır

_Anathema_(31)

Hiç Biri / İstanbul

Standart
Alt 18-04-2011 #3
Teşekkürler paylaşım için madam, kulağımızın pası gitti. Loreena McKennitt - The Highwayman
Kulaklarda pas bırakmayacak kadar etkili ve güzel gerçekten. Loreena McKennitt - The Highwayman
Bu mesajdan alıntı yap
özgüll isimli Üye şimdilik offline konumundadır

özgüll

Hiç Biri / İstanbul

Standart
Alt 19-04-2011 #4
Türkçe'sini de hiç görmemiştim. Çok severim kendilerini. Tabi işyerinde sevmiyorlar bu tarz müzikleri, yalnız dinliyorum.

Teşekkürlerimi sunuyorum.Loreena McKennitt - The Highwayman
Bu mesajdan alıntı yap
_Anathema_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır

_Anathema_(31)

Hiç Biri / İstanbul

Standart
Alt 19-04-2011 #5
Türkçe'sini de hiç görmemiştim. Çok severim kendilerini. Tabi işyerinde sevmiyorlar bu tarz müzikleri, yalnız dinliyorum.

Teşekkürlerimi sunuyorum.Loreena McKennitt - The Highwayman
Türkçesini çok aradım bende, merak uyandıran bir şarkı.
Rica ederim Loreena McKennitt - The Highwayman
Bu mesajdan alıntı yap
özgüll isimli Üye şimdilik offline konumundadır

özgüll

Hiç Biri / İstanbul

Standart
Alt 19-04-2011 #6
Bu da çok güzel. Arkadaki adamın sesi müthiş.Loreena McKennitt - The Highwayman

Bu mesajdan alıntı yap
_Anathema_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır

_Anathema_(31)

Hiç Biri / İstanbul

Standart
Alt 19-04-2011 #7
Bu da çok güzel. Arkadaki adamın sesi müthiş.Loreena McKennitt - The Highwayman

O for a voice like thunder, and a tongue
To drown the throat of war! - When the senses
Are shaken, and the soul is driven to madness
Who can stand? When the souls of the oppressed

Fight in the troubled air that rages, who can stand?
When the whirlwind of fury comes from the
Throne of God, when the frowns of his countenance
Drive the nations together, who can stand?

When Sin claps his broad wings over the battle,
And sails rejoicing in the flood of Death;
When souls are torn to everlasting fire,
And fiends of Hell rejoice upon the stain.

O who can stand? O who hath caused this?
O who can answer at the throne of God?
The Kings and Nobles of the Land have done it!
Hear it not, Heaven, thy Ministers have done it!

Şarkıda geçen sözler william blake şiiriymiş. Öğrenmiş oldum. Türkçesini bulamadım. Çok teşekkür ederim Loreena McKennitt - The Highwayman
Bu mesajdan alıntı yap
özgüll isimli Üye şimdilik offline konumundadır

özgüll

Hiç Biri / İstanbul

Standart
Alt 19-04-2011 #8
Rica ederim.Loreena McKennitt - The Highwayman Ben asıl o arkadaki adamın kim olduğunu merak ediyorum. Sesinden çok etkilendim. Onu da araştırabilir misin rica etsem? Loreena McKennitt - The Highwayman

Not: Yüksek sesle dinlendiğinde fena etkiliyor bu ses.Loreena McKennitt - The Highwayman
Bu mesajdan alıntı yap
ma®tin isimli Üye şimdilik offline konumundadır

ma®tin

O®jinal

Hiç Biri / İzmir

Standart
Alt 19-04-2011 #9
İtiraf ediyorum o adam benim. Loreena McKennitt - The Highwayman

Al gülüm ver gülüme dönmüş burası. Loreena McKennitt - The HighwaymanDLoreena McKennitt - The Highwayman

Dizlerimin üstünde yaşamaktansa, ayaklarımın üstünde ölmeyi tercih ederim...

Bu mesajdan alıntı yap
_Anathema_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır

_Anathema_(31)

Hiç Biri / İstanbul

Standart
Alt 19-04-2011 #10
Rica ederim.Loreena McKennitt - The Highwayman Ben asıl o arkadaki adamın kim olduğunu merak ediyorum. Sesinden çok etkilendim. Onu da araştırabilir misin rica etsem? Loreena McKennitt - The Highwayman

Not: Yüksek sesle dinlendiğinde fena etkiliyor bu ses.Loreena McKennitt - The Highwayman
Evet gerçekten güzel, bulamadım bakınıyorum. Loreena McKennitt - The Highwayman Bulursam söylerim hemen Loreena McKennitt - The Highwayman

İtiraf ediyorum o adam benim. Loreena McKennitt - The Highwayman

Al gülüm ver gülüme dönmüş burası. Loreena McKennitt - The HighwaymanDLoreena McKennitt - The Highwayman
Daha neler. Sen ve o ses Loreena McKennitt - The Highwayman İnanmıyorum mardin Loreena McKennitt - The Highwayman
Biraz öyle oldu evet Loreena McKennitt - The Highwayman1:Loreena McKennitt - The Highwayman1:Loreena McKennitt - The Highwayman1:
Bu mesajdan alıntı yap
Sponsor Links

Grafikerler.net Reklamları

Cevapla

Kapat
Şifremi Unuttum?