Mektuplar

Edebiyat - Mektuplar ...

Cevapla
Mektuplar
Standart
Alt 16-12-2007 #11
Sponsorlu Bağlantılar

Dinle böceğim, uzun bir seyahate çıkacağım, hareketimden evvel bazı şeyleri söylemek arzusundayım. Yokluğum fazla uzayabilir, zaman zaman, dediklerimi dinleyerek saptarsın ki: hayatta kimse kimseyi anlayamaz, kimse kimsenin yerini tutamaz; aşk dediğimiz, ya vahim bir yanlış anlaşılmadır, ya kötü bir hayal kurma tarzı: iki kişinin ikisi de, öbürünün yerine hayal kurmaya kalkıştığından, sükût-u hayaller eksik olmaz!
Sen dediğime kulak ver, kendimizden başkasını sevemiyoruz; sevdiğimiz, şahsiyetimizin dışlaştırılmış, bir başkasının üzerinde somutlaştırılmış hayali; o başkası da kendisini üçüncü bir şahıs üzerinde dışlaştırır, somutlaştırır: arada ahenk kurulamaz, nasıl kurulsun, sevdiğimizle sandığımız farklı!
Muvaffak bir çift, yalnızlığa tahammülü yüksek iki insan manasını taşır: çift demek, yanyana iki yalnızlık demek, beraber bile olamamış, kesişmesi bile zor! onun için böyle bir hayatı, içine girip kurbanı olmadan yaşayacaksın, yani uzaktan.
Uzaktaki, soyut, hemen hemen yok bir şahsı sevmekten güzelini tasavvur edemiyorum. Yakında olmayan sevgili tahayyülde yaşatılır, hayalde yaşamak az evvel açıkladığım kaideye uygun olarak, onu kendine benzetmektir; yanında bulunmayacağından, o buna ne itiraz edebilir, ne müdahale: sevdiğini hayalinde değiştirdikçe, kendine benzettikçe daha çok seversin, böylece denge korunmuş olur.
Sevmek!
Sevmek esasında alıp başını gitmektir, sevgiliden uzaklaşan mutlak aşka yaklaşır, sevdiğini gönlünde kendi bildiğince yeniden yaratarak.

Attila İlhan
Bu mesajdan alıntı yap
toprakasi isimli Üye şimdilik offline konumundadır

toprakasi

Grafiker / İstanbul

Standart
Alt 24-12-2007 #12
                             Sponsorlu Bağlantılar
Sevmek esasında alıp başını gitmektir, sevgiliden uzaklaşan mutlak aşka yaklaşır, sevdiğini gönlünde kendi bildiğince yeniden yaratarak.

Attila İlhan

Attila İlhan senin kalemindeki toz olsam, şiirindeki özne kalsam, dursam dursamda şöle seni gördüğüm yerde sarılsam, yinede anlamassın seni nasıl yücelttiğimi.. bu adamı seviyorum ya üstad işde napacan Mektuplar
Bu mesajdan alıntı yap
Standart

Gabriel Garcia Marquez'in Veda Mektubu

Alt 20-03-2008 #13
[COLOR="Red"]Yakalandığı lenf bezi kanseri nedeniyle, sağlık durumu kötüleşen ve inziva kararı alan Marquez'in yakın dostlarına gönderdiği veda mektubu[/COLOR]

Gabriel Garcia Marquez'in değişik dillere çevrilerek internet üzerinden dünyayı
dolaşan veda mektubu:

Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni
ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en
azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm.
Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı
yitirdiğimi düşünürdüm. İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır. Başkaları
durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın
tadından zevk almaya bakardım. Eğer tanrı bana birazcık can verse, basit
giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm
çıplaklığıyla açardım. Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun
üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim. Gökyüzündeki aya,
yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve
serenatlar söylerdim. Gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan
dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek
isterdim. Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı... Gün geçmesin ki,
karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna
ederdim. Ve aşk içinde yaşardım. Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı
bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı
bırakınca yaşlanır. Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım. Yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil
unutma ile geldiğini öğretirdim. Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok
şey öğrenmişim. Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı
olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim. Yeni doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu
kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkûm ettiğini öğrendim.

Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak.
çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. Mutsuz bir şekilde...
Artık ölebilir miyim?
Bu mesajdan alıntı yap
Standart
Alt 20-03-2008 #14
Mektuplarla ilgili bir bölümümüz var zaten, hepsini tek başlık altında topluyoruz.

Ayrıca konunuza içeriğe uygun başlık veriniz, sonuçta bu sizin mektubunuz değil.

Saygılar.
Bu mesajdan alıntı yap
ibram-84 isimli Üye şimdilik offline konumundadır

ibram-84(33)

Hiç Biri

Standart
Alt 28-05-2008 #15
PaylaŞim İÇİn TŞkler
Bu mesajdan alıntı yap
efsunlu_kizz isimli Üye şimdilik offline konumundadır

efsunlu_kizz

Hiç Biri / İstanbul

Standart
Alt 28-05-2008 #16
[FONT="Comic Sans MS"]KADINLAR gittiklerinde arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.
Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde
[COLOR="RoyalBlue"]"yetim-öksüz"[/COLOR]kalan çok
olur:
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler,
özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki
kurdeleler...
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim
kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.
Sık sık boynunu büker [COLOR="RoyalBlue"]"sarıkız"[/COLOR].
O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini
kimse anlayamaz krom hac tasının.
Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.

[COLOR="RoyalBlue"]Bir kadın gittiğinde...[/COLOR]

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır
işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci. ..
Bir anne gider...
[COLOR="RoyalBlue"]Bir dost...
Bir arkadaş...
Bir sevgili...[/COLOR]
Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.

Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar,
yakınmalar, dualar yetim kalır.
Kapı eşiğindeki [COLOR="RoyalBlue"]"Dikkat et..."[/COLOR] duyulmaz, annesi gitmiştir[COLOR="RoyalBlue"]"geç kalma"[/COLOR]nın.
Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.
Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında.

Ve bir
[COLOR="RoyalBlue"]kadın[/COLOR]
gittiğinde pek çok [COLOR="RoyalBlue"]"yetim" [/COLOR]bırakmıştır arkasında.[/FONT]
çok güzel okudukca insanın okuyası geliyor emegine sağlık Hürrem
Bu mesajdan alıntı yap
Rüveyda SALIK isimli Üye şimdilik offline konumundadır

Rüveyda SALIK

MissGraphic

Grafiker / Bursa

Standart
Alt 31-05-2008 #17
Öldüğüm zaman geride bıraktığım herşeyi çocuklarıma verin...
Bana ağlamak yerine, yanıbaşınızdaki kardeşiniz için ağlayın...
Herhangi birine sarılın ve bana vermek istediklerinizi ona verin...
Sizlere bırakmak istediğim bir şey var, sözlerden daha anlamlı birşey;
Beni, tanıdığım ve çok sevdiğim insanlarda arayın...
Eğer bensiz yaşayamazsanız; bırakın o zaman gözlerinizde, aklınızda ve yaptığınız iyiliklerde yaşayayım...
Beni en çok başkalarının elini tutarak ve özgürlüğe kavuşmak isteyen çocukları özgür bırakarak sevebilirsiniz...
Ölen insanlardır; sevgi değil...


(Schlatter)
Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla

Tags
attila ilhan, ali ihsan uzun, cuneyt ozdemir, mektup

« Çocuk! | Öğreti »
Kapat
Şifremi Unuttum?