Pierre-Auguste Renoir - Art

Resim - Pierre-Auguste Renoir - Art Sponsorlu Bağlantılar Pierre-Auguste Renoir - Art 77 JPG | 2200 x 1700, ... | 12.58 MB Pierre-Auguste Renoir (February 25, 1841–December 3, 1919) was a French artist who was a ...

Cevapla
Pierre-Auguste Renoir - Art
tumer isimli Üye şimdilik offline konumundadır

tumer

Hiç Biri / İzmir

Standart

Pierre-Auguste Renoir - Art

Alt 26-06-2007 #1
Sponsorlu Bağlantılar

Pierre-Auguste Renoir - Art

Pierre-Auguste Renoir - Art
77 JPG | 2200 x 1700, ... | 12.58 MB

Pierre-Auguste Renoir (February 25, 1841–December 3, 1919) was a French artist who was a leading painter in the development of the Impressionist style. As a celebrator of beauty, and especially feminine sensuality, it has been said that \"Renoir is the final representative of a tradition which runs directly from Rubens to Watteau\".


Buradan


[COLOR="SeaGreen"]Wallpapers : 74 Works of Pierre-Auguste Renoir[/COLOR]

Pierre-Auguste Renoir - Art

Pierre-Auguste Renoir - Art

Wallpapers : 74 Works of Pierre-Auguste Renoir
74 JPG | 301x600...1162x876 | 8.1MB


Buradan
Bu mesajdan alıntı yap
Sponsor Links

Grafikerler.net Reklamları

Hatice ÇAVDAR isimli Üye şimdilik offline konumundadır

Hatice ÇAVDAR

Kargacık Burgacık

Grafiker / İstanbul

Standart
Alt 26-06-2007 #2
                             Sponsorlu Bağlantılar
Auguste Renoir


Fransa''da Limoges''de doğdu. Aile daha Renoir küçükken Paris''e taşındı. On dört yaşında bir porselen ressamının çırağı oldu ve 1858''e kadar bu işle uğraştı. Bu yıllarında ışık ve parlak renk konusunda tecrübe kazandı. On yedi yaşını yelpazeler, avize ve perdeler üzerine büyük ressamların resimlerini geçirdi. 1862''de Ingres''nin bir öğrencisi olan Marc-Gabriel-Charles Gleyer''in stüdyosuna girdi ve orada Monet, Sisley ve Bazzile''den oluşan ve İzlenimciler olarak sanat tarihinde kendilerine önemli bir yer yapacak olan bir küme ressamla kalıcı dostluk kurdu. Ancak daha o sıralar klasiğin "yüce biçem"leriyle alay eden bu sanatçılardan ayrı olarak, Renoir bu ustalara çok önem veriyor, resimlerini dikkatle inceliyordu.

Renoir yoksul bir hayat sürüyordu. Kendisi gibi parasız olan Monet ile birlikte Seine Irmağı (İzlenimciliğin çıkış yeri) kıyısında ressam sehpalarını kurdular. Bu iki ressamın resimleri öyle benzeşiyordu ki kırk yıl sonra bu dönemin resimlerine baktıklarında Monet hangisinin kendisine ait olduğunu çıkaramayacaktı. Aynı fırça darbelerini ve aynı arı renkleri kullanıyorlardı.
Renoir Monet’in ışığı kullanma biçiminden etkilenmişti, ancak o Monet gibi doğa resimleri değil insen betimlemeleri çiziyordu. Sanatçının etkilendiği diğer bir kişi de Delacroix’du. Renoir özellikle onun renklerinden çok etkileniyordu. Bu çalışmalar sürerken Renoir biriktirdiği bir miktar parayla Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim ve anatomi dersleri almaya başladı. Fakat hiçbir zaman akademik bakış açısını beğenmedi. Öte yandan da ona bir ressam olması için sunduğu temel bilgi ve disiplini almaktan geri kalmadı. Bu dönemde Raphael, Titian ve Rubens her zaman beğendiği ve dikkatle incelediği ressamlardı. Yaşadığı yer tipik bir 18. yüzyıl felsefesinin oluşturduğu kültürel bir ortamı yansıtıyordu. Orta sınıfın yaşamın tadını çıkardığı bir dönem ahlaki yapısı Renoir’in tablolarında da göze çarpıyordu. Özellikle sanatçı gençlik yıllarında, bu ruh durumunun sevincini, mutluluğunu ve gevşekliğini yansıttı tablolarına. Onun ilk başarısı “Ateşin Çevresinde Geyiğiyle Dans Eden Esmeralda” resmiyledir. 1864''’de bu resim Paris''te Fransa''nın resmi sergi sarayı olan Salon''da sergilendi. Ama Renoir bilinmeyen bir nedenle sergiden sonra bu resmi yok etti. Bu da 1866 sergisinde geri çevrilmesine sebep oldu. Ancak izleyen yıllarda resimleri düzenli olarak kabul edilmeye başlandı.

1870''de bir portre ressamı olarak başarılar elde etmeye başladıysa da bu uzunca bir süre ekonomik bir başarıya dönüşemedi. Tersine sanatçı sık sık resimlerini yemek ve erzağa karşılık değiş tokuş etmek zorunda kalıyordu. 1873''lere gelindiğinde Salon, renkleri kullanma yöntemi yüzünden sanatçının resimlerini yine reddetti. Ertesi yıl Renoir, Monet ve başka sanatçılar bu sergiye almaşık yeni bir sergi düzenlemeye giriştiler. Bir yıl sonra, ilkbaharda Salon''un dışında yeni bir sergi açıldı. İzlenimcilerin ilk sergileri olan bu sergi, onları çok tatmin etmese de karamsarlığa da itmedi. Ancak ertesi yıl sergide izleyiciler bir açık arttırma sırasında o denli saldırganlaştılar ki sonunda araya polisin girmesi gerekti. Bu saldırganlaşma ne yazık ki resimleri önce kim kapar yüzünden olmamıştı. Tersine, bir eleştirmene göre bu resimlere bakabilmek için insanın "on beş metre ötede durup gözlerini şaşı yapması" gerekiyordu.

İZLENİMCİLİKTEN AYRILIYOR
Renoir uzlaşmacı bir kişiliğe sahipti. 1878''de yeniden Salon''a başvurduktan sonra kendini İzlenimcilerden uzaklaştırmaya başladı. 1881''de bir tecimcinin resimlerini düzenli olarak satın almaya başlamasıyla parasal kaygılardan büyük ölçüde kurtuldu. Ertesi yıl açık olarak onu korkuttuğunu söylediği devrimci görünüşten uzaklaşmak istediğini söyledi. Bu yıllara geldiğinde Renoir artık kendini ''İzlenimciliğin götürebileceği denli uzağa gelmiş'' görüyor ve artık bu akımın yalnızca ''görsel'' olan yanının doyurucu bulmuyordu ve onun "bir çıkmaz-sokak" olduğunu düşünüyordu. Bu uzaklaşma sadece uzlaşmacı kişilikle de açıklanamazdı.
Onun İzlenimcilerden uzaklaşmasının en büyük sebebi İtalya yolculuğuydu. Bu yolculuk sırasında büyük İtalyan yağlı boya ustalarını keşfetti. Bu da İzlenimcilik konusundaki eleştirilerini güçlendirdi. Döndüğünde resimlerinde daha büyük bir birliğe ulaşmak için çaba göstermeye karar verdi.
O sıralar beğendiği ressamlar arasında Courbert, Watteau ve Fragonard vardı, ve onu izlenimcilerden ayıran en büyük tavır da “hala müzedeki büyük ustaların resimlerini incelemenin çok yararlı olacağı düşüncesiydi. Zira İzlenimciler geçmişi ve klasik olanı reddetme eğilimindeydiler. İzlenimciler klasik 18. yüzyıl ahlakını yansıtıyorlar iyiye doğru bir gidiş olduğunu savunuyorlardı. Ama Renoir kötülüğün de resme girebileceğini ve yaşananın darlık içinde gerçekleştiğine inanıyordu. Yani karamsar bir tutum içine girmişti. Zamanla "Klasiğin dışında hiçbir şey yoktur" vargısına ulaşan sanatçı ne denli usta olursa olsun bir sanatçının her zaman öğrenebileceği yeni pekçok şey olduğuna inanıyordu. Bu değişikliği gösteren eser de Şemsiyeler adlı tablosudur. Sanatçının değişimi gösterir Şemsiyeler. Yolculuk esnasında başlamıştı esere ve bitirdiğinde eskiden çok farklı bir tarza ulaştığını fark etti. İzlenimciliğe şu sözle karşı çıktı: Bu dönemde zamanının temalarından daha kalıcı temalara yöneldi ve çıplak resimlerine ağırlık verdi.

1880''lerde Renoir''in İzlenimciliğin hafif renklerinden git gide uzaklaştığı görülür. Aynı zamanda bu döneminde yoğun olarak belli belirsiz ortamlarda genç kızların tablolarını yapmaya girişti. Biçemi ustalaşıp yalınlaştıkça mitolojik temalara yöneldi ve yeğlediği kadın tipi daha olgunlaşıp büyüdü. Renoir, zamanın büyük bestecilerinden sayılan Richard Wagner''e karşı Fransız ustalarını yeğliyordu. 1887''de Yıkananlar olarak bilinen bir dizi çıplak resim çalışmasını tamamladı. Sanatçı romatizmaya yakalandıktan kısa bir süre sonra 1897''de aile Nice yakınlarındaki Cagnes''e taşındı. İlerleyen yıllarda Renoir''nın romatizması onu iyice zayıflattı ve 1903''den başlayarak yaşamını güney Fransa''nın sıcağında sürdürmesi gerekti.

1912''de romatizması o denli ilerlemişti ki artık koltuksuz gezemiyordu. Buna karşın yaşamının son günlerine dek resim yapmayı sürdürmeye kararlıydı. Tarihe kattığı her bir parça güzelliğin kar olduğunu düşünüyordu. Son zamanlarda parmaklarının arasına bir fırça bağlıyor, o şekilde resimleri üzerinde çalışıyordu. Bu dönemde ayrıca heykeltıraşlığa da el attı ve kendi gücü yetmediğinden yanında bulundurduğu yardımcılarını yönetiyor, onların ellerini kendi elleri gibi kullanıyordu. 1915''te karısı, I. Dünya Savaşı''nda yaralanan oğullarına bakmaktan yorgun düşerek öldü. Kendisi bundan dört yıl sonra öldü. Ölmeden bir gün önce "Henüz ilerliyorum," diyordu ve aynı gün Louvre''da son bir kez beğendiği resimleri görmek için gitti. Ertesi gün bir çiçek çalışmasını tamamladı ve "Bugün yeni birşeyler öğrendiğimi düşünüyorum," dedi


Alıntıdır...

Yaşam Hakkına Saygı

“ Bilim ve sanat, bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu iki kanadı kullanabilen toplumlar uçar ve özgür olurlar.
Uçamayanlar ise tavuk olur...
"Tavuk toplum", önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz!"
DARWİN


Tanrım beni baştan yarat yoksa durur durur merak ederim...

Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla

Tags
renoir

Kapat
Şifremi Unuttum?