anneye veda…
şubat yazından esti ona ayrılık
bu kadar serin bir sıcağı
bıçak gibi hissetti üşüyen ellerinde
ellerini tutan yoktu ziira
bilmiyordu kabuk bağlayacak mıydı bu yara?
saçlarını kulağının arkasını aldı
bu sabah saçları bağlanmamış
mendili konulmamıştı cebine
gözyaşlarını kollarına sildi veda ederken
kanatlanıp gidesi geldi yanına
yalnız çıkmak istemiyordu yarına…
veda bile dört harfe sığmışken
sığdıramadı annesinin vedasını yüreğine
koÅŸturup durdu
el sallayamadı sadece
dizleri kabuk bağladı, ayaları soyuldu şimdilerde
ağlıyordu, gönderirken annesinin naaşını
aÄŸlıyordu, umarsızca bırakıyordu yanaklarına yasını…
babası da öpermiydi annesi gibi kara gözlerinden?
gamzelerini sever miydi?
koklar mıydı saçlarını, örebilir miydi?
sahi babası saç örmesini biliyor muydu?
büyüsün diye bekler miydi?
yoksa annesi gibi gidecek miydi bir gece?
telaÅŸlandı, babasına sarıldı…
bırakma diye yalvardı
o’ da giderse daha çok aÄŸlardı…
gecikmiÅŸlerdi
düşlerinde birlikte olacaklardı artık
esir kalacaktı geceye
hiç uyanmak istemeyecekti güne
çok çoşkun yaşıyordu acısını
özleyecekti, biliyordu…
gelen bahardan haberi olmadı hiç…
giden kış da aynı artık onun için…
Rüveyda SALIK
05.09.08
cuma (17.03)