”Varoluşum müzik” Cem Adrian

Müzik Videoları - ”Varoluşum müzik” Cem Adrian ...

Cevapla
”Varoluşum müzik” Cem Adrian
namasteeee isimli Üye şimdilik offline konumundadır

namasteeee

Hiç Biri / İstanbul

Standart

”Varoluşum müzik” Cem Adrian

Alt 04-06-2011 #1
Sponsorlu Bağlantılar

Cem ADRIAN
Ses telleri normal bir insanın yaklaşık 3 katı uzunluğunda yani yaklaşık 6 oktavlık sese sahip.

Sesindeki özelliklerini görebildiğimiz söylediği bir parça;
Cem Adrian - Summertime

[/url]



”Müzik hayatınızdaki her şeyi alır ama gerçekten karşılığını verir; ama her şeyi aldıktan sonra”

Melis KARAAHMETOĞLU

Saat 19:00 ’a doğru Cem’in akşam sahne alacağı bir mekana doğru yol alıyoruz sevgili hocamla…İlk röportajımın vermiş olduğu heyecan bir yandan, Cem’in heyecanı bir yandan; sarıyor beni… Hocamla sohbetlerimiz arasında Cem’in Islak Kelebek şarkısı beynimde eşlik ediyor yürüyüşüme… Kalbim bir ”Islak Kelebek…” Nasıl da inanıp sana, nasıl da ölüyor yine… Oraya varıyoruz sonunda… Birkaç dakika sonra Cem geliyor. Kapıda müzisyen arkadaşları karşılıyor Cem’i; arkadaşlarıyla olan sıcaklığı röportajım için biraz da olsa sakinleşmemi sağlıyor. İçeri giriyoruz. O birkaç çalışanın haricinde bomboş bir mekan ve bakıyorum Cem sahnede soundcheck yapıyor. Bir anda o bomboş mekan Cem’in sesiyle dolup taşıyor. Karşımda Cem ve ben sadece değişen ışıkta ona bakıyorum. Sesi içime işliyor ve aklıma şu geliyor… Ben artık nasıl CD’deki o sesiyle yetinebilirim ki? Düşüncelerimin ardından Cem soundchecki bitiriyor ve yanımıza geliyor… Ve röportajımız başlıyor…

Müziğe ilgin nasıl başladı? Klasik bir soru ama.
O zaman klasik bir cevap veriyim ben de. İnsanlar nasıl yürümeye tam olarak ne zaman başladığını bilmez, benim de müziğe başlamam veya tüm müzisyenlerin başlaması da aslında böyle bir şey oluyor. Yani aslında bilmiyorum.

Müzik senin için ne ifade ediyor?
Müzik benim için bir varoluş biçimi. İnsanların hani bir şekilde kendilerini ifade etme çabası vardır ya hayatta, yüzyıllardan beri süre gelen. İnsanlar kendilerini ifade etmek istedikleri için dilleri bulmuşlar, yazı dillerini bulmuşlar, çeşitli yöntemlerle. Benim için de şarkı söylemek kendimi ifade etme biçiminin dışında bir şekilde var olma biçimi. Yani şarkı söylemesem kimin umurundayım ki!

O zaman şunu sormak istiyorum. Peki hissettiklerini bu kadar güzel ifade edebilmeni neye bağlıyorsun?
His eşiğine. Mesela şöyle bir şey vardır. İnsanlar dişçiye gider. Bazı insanlar der ki, ”çok acıyor” bazı insanlar der ki ”hiç acımıyor.” Hatta bazıları ”hiç acımıyor” diyemeyecek kadar kendini ifade edemez. Bunlar eşiklerle alakalı; kendilerini ifade edebilme halleri, yetenekleri, hem de acıma biçimleriyle ilgili. Yani bazı insanlar çok hisseder, bazıları az hisseder. Ben çok hisseden ve iyi ifade edebilen insanlardanım sanırım.

Kesinlikle! Ses tellerinin normal bir insan ses telinden üç kat daha uzun olduğunu ne zaman öğrendin?
Aslında üç kat falan bunlar biraz hikaye. Yani biraz daha uzun olduğunu biliyorum ama üç kat uzun olduğunu falan kimse söylemedi bana. 2004 yılında Fazıl Say beni bir ses doktoruna gönderdikten sonra öğrendim. Fazıl Say enteresan bir şey olduğunu fark etti. Aslında biz bunu öğrenmek için değil de, benim çok konuştuğum bir işim vardı. Böyle çok konuştuğumdan dolayı sesimde nodüller oluşmuştu. Bu yüzden bunların tedavisi için gittiğimizde gördük.

Ne hissettin?
Bir çok sorunun cevabı çözüldü kafamda.

Önceden yani düşündüğün bir çok şey vardı, bu sesleri nasıl çıkartıyorum gibi..
Tabi yani… Bir kadın sesini bu kadar net olarak, bu kadar gerçekçi veya zenci adam sesini aynı şekilde çıkarabilen bir insan olarak… Tabi bunlar soru oluyordu benim kafamda. Bunlar çözülmüş oldu.

Peki bize ilk konserini anlatır mısın?
2004’ün aralık ayı. Çok heyecanlıydım. Çünkü Fazıl Say, beni niye bu kadar önemsediğini bir şekilde o konserle gösterecekti. Ve o konser benim için ölüm kalım meselesiydi. Çok başarılı olmak zorundaydım, çok stresliydi. Ama hayatımda da şuana kadar hiç gerçekleştirmediğim kadar yüksek performans gerçekleştirdiğim tek konserdir. O kadar yüksek performans gereği duymadım açıkçası.

Peki sahnede neler hissediyorsun?
Öncelikle mesela soundcheckimizi izlediniz bizim, şimdi soundcheck başka bir mevzu, o teknik bir olay olduğundan bir şeye hazırlanırız, gözler açıktır. Ama konser değişik bir şey. Konser; insanlara yaptığın şarkıları ne kadar önemsediğinizi ve sizin için ne kadar önemli olduğunu göstermeniz açısından iyi oluyor. Yani bu şarkıları hadi hep beraber söyleyelim , insanları eğlendirelim diye de şarkı söyleyebilirsiniz. Eğlence için de şarkı yapabilirsiniz. Para kazanmak için de şarkı yapabilirsiniz. Ama eğer mesela günlük yazdınız diyelim, insanlara günlüğünüzü okuturken bunun özel olmasını istersiniz; yani eğlenceli olmasını istemezsiniz. İnsanların pür dikkat dinlemesini istersiniz, özel bir durum yaratmak istersiniz. Ben bunun peşindeyim konserlerde de.Yoksa böyle şarkı söyleyip insanları çok eğlendirmek peşinde değilim.

Gerçek hayattaki Cem ile sahnedeki Cem arasında ne tür farklar var?
Valla normal hayatımda daha eğlenceli bir insanımdır. Yani daha çok gülümseyen ve komik bir insanım.Televizyonda da arada sırada komik şeyler izleyen, ”aaa Cem Adrian bunu izler mi yahu?” diyebileceğiniz bir insanım. Bir Cem Adrian hayatı çok ciddiye almıyor, bir Cem Adrian çok ciddiye alıyor. Çünkü sürekli öyle derin yaşasam, kendi hayatımda benim için buhran olur. Yani ben zaten sahnede ve albümde içimdeki buhranı insanlara ve kendime yaşatıyorum. Gerçek hayatta daha renkliyim; siyah-beyaz değilim.

Ama bunlar sıkıcı değil aslında; bunlar o an hissettiklerini öne çıkarman değil mi?
Yani şöyle diyeyim, normal hayatımda o kadar karanlık değilim. Sanat benim için başka bir yerde, kendini ifade edebilme biçimi olarak algıladığımda .Zaten ben gerçek müzisyenlerin ve sanatçıların şizofren olduğunu düşünüyorum. İki, üç ayrı karakterimiz var. Sahnedeki başka bir karakter, evde köpeğini besleyen bambaşka bir karakter. Oradaki Cem ile diğer Cem bambaşka yani..

Albümlerin isimleri hep farklı ve bir şeyler ifade ediyor. Albüm isimlerini nasıl buluyorsun?
Valla önce albüm ismini buluyorum ben. Ne anlatacak bu albüm, teması ne olacak. ”Aşk Bu Gece Şehri Terketti”, bir şehirden başka bir şehre giden bir çocuğun hikayesi. ”Emir”, aşık bir adamın hikayesi. ”Kayıp Çocuk Masalları”, bu aşık adamın, giden çocuğa yazdığı bir albüm; önemli ve tamamen temel cümlelere dayalı albüm isimlerim var. Mesela şuan bir albüm yapsam, ”Boş Kaset” koyarım adını çünkü, şu aralar hiç bir şey hissetmiyorum. İnsanların belli dönemleri vardır. Ben genelde iki yıl arayla albüm yaparım. O dönemden önce ne yaşarsam onları yazarım. O dönemde ne yaşarsam bir dahaki döneme denk geliyor mesela. ”Kayıp Çocuk Masalları”, ”Emir” yayınlandıktan sonraki iki senemin özeti aslında benim hayatımda. Çok yalnız olduğum, kendime döndüğüm bir dönem yaşamışım. Kapağa da yansıttım bunu. Zaten albüm kapaklarım ve isimleri konsept itibariyle paralel birbiriyle.

-Bağlantılı yani ?
”Emir…” Aşk nedir? Çırılçıplak kalmaktır bence bir insana karşı, dünyaya karşı , her şeye karşı. Orda öyle bir kapak vardı. ”Aşk Bu Gece Şehri Terketti”, metanet albümüdür. Gidene isyan etmeyen bir acı, kendi yaralarını kendi diken bir adamın fotoğrafı vardı. Son albümde de kendine kavuşmuş, yalnız kalmış, kendine dönmüş bir insanın hikayeleri var! Bu yüzden böyle bir kapak kullandım.

Yeni albümü ‘his performansı’ olarak nitelendiriyormuşsun. Bu nitelendirmeyle ne anlatmak istiyorsun?
Aslında ben bunu konuşulsun diye söyledim. Diğer albümlerimde de bu var ama bu albümümde çok fazla ses performansı kullanmadım, yani sözler ön planda. Sözler hep sesler altında eziliyor. Çünkü ben aslında söz yazmanın ve sözün daha önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü dünyanın en güzel sesine sahip olabilirsiniz, Türkiye’de bir çok örneği var ama ne söylüyorsunuz o sesle, ne anlatıyorsunuz bence bu önemli. Cümleler daha önemli, ses o kadar önemli değil. Ben daha çok şey anlattığımı düşünüyorum bu albümde. Ses performansını biraz geri çektim. Belirgin bir fark var bu konuda diğer albümlerle. Bu yüzden his performansı, daha fazla his var, ses yok.

Emir albümünde vücudunu ön plana çıkaran bir kapak vardı ve sen bunu ”çırılçıplak” halini, ”sadece buyum” dediğin halini yansıttığını ve şarkılarda anlatmak istediklerini, albüm kapağıyla bir uyum içerisinde olmasını istediğini söylemiştin.Peki ”Kayıp Çocuk Masalları”nın şarkıları ve albüm kapağıyla yakalamaya çalıştığın uyum nedir?
Yalnızlık. Kendisiyle öpüşen bir adam yani, başka biriyle öpüşen bir adam olsa başka bir şey olsa tamam da… Kendi elini tutan, kendine sarılmış bir adam albüm kapağı olsa bunun kadar çarpıcı olmaz.Yalnızlık, daha çarpıcı nasıl anlatılabilir ki?

Gayet çarpıcı bence..
Bence de gayet çarpıcı… (gülüşmeler) Eleştiriler tabi ki olacak, bu gayet normal. Eleştiriler oluşacak, bu konu çok konuşulacak hatta reklam amaçlı yapılıyor söylenecek diye ben kendime sansür koyamam ki. Benim içimden gelen bu. Bu özgürlüğe kavuşabilmek için kendi plak şirketimi kurdum. Yani bir plak şirketi, son üç albümümü, bu kapaklarıyla yayınlamayabilirdi. Birinde çırılçıplaksın diğerinde açılmış bir yarayı iğne iplikle dikiyorsun. Hiç kimse, hiçbir büyük plak şirketi için iyi bir ticari durum değil. Ben özgür sanat için bunları yaptım. Sanki işim gücüm yok mu benim? Konuşulacak diye kendime sansür koyamam.

Rahat mısın bu konuda peki?
Çok rahatım. Yani bu kapağın herhangi bir şekilde eşcinsel propagandası olarak nitelendirilmesinden de hiç rahatsız değilim. Beni hiç ilgilendirmiyor. Fotoğrafçı arkadaşım Boğaç Dalkır’ın fikriydi.Onun böyle bir fotoğrafı vardı ben de ondan esinlenerek bana uygulamasını istedim. Onun sanat eserine haksızlık , bana değil. Çünkü bunu anlatmıyor fotoğraf.

Aslında ben kapaktaki tenlerin parlamasından dolayı da böyle algılandığını düşünüyorum.
Yani biz aslında bu fotoğrafta iki altın adam yapacaktık. Ondan parlamam gerekiyordu. Fakat sonra renklendirmesini ben yaptım ve vazgeçtim.

Niye?
Bu daha gerçek geldi. Diğer türlü gerçekçiliği çok gidiyordu. Hatta cümlesini internette yayınlamıştım. Yalnız ama kıymetli, elekte kalan altın gibi..

Albümdeki bütün şarkılar gerçekten çok güzel fakat biri benim için diğerlerinden bir adım önde: ”Islak Kelebek.” Sözlerini ve müziğini nasıl oluşturdun?
Valla ben Islak Kelebek’in sözlerini uzun uzun dönemlerde yazdım. Bir cümlesi bir ay diğer cümlesi diğer ay .

Peki ilk sözleri mi yazdın yoksa müziği mi yaptın?
O aslında beraber geliyor. Oturuyorum klavyenin başına sonra aranjesini oluşturuyorum. Sözler toparlanıyor. Yani sonuçta şiir yazmıyorsun, şarkı sözleri yazıyorsun… İster istemez teknik bilgi gerekiyor. Bir de bir cümlenin son kelimesi diğer cümlenin başına falan gelince aynı anlama geliyor. Yani matematiksel hesabı var şarkı sözlerinin.

Üniversite gençliğinin dergisiyle röportaj yapıyorsun… Ünivesite öğrencilerine neler söylemek istersin?
-Benim böyle çok siyasal,sosyal veya toplumsal mesajlarım olmuyor. Öyle bir misyon üstlenmiyorum. Tabi ki kendi siyasi düşüncem var. Ama ben genelde sosyal projelerde yer alan ama sesini çıkarmayanlardanım. Yani Aylin Aslım’la röportaj yapsanız, ona sorsanız çok sağlam şeyler söyler. Ama kendi hayatlarıyla alakalı şunu önerebileceğim. Bir tane hayatları olduğunu unutmasınlar. Bunu büyük kariyer, büyük paralar veya büyük bilmem neler peşinde koşarak değil de kendi istedikleri gibi, özgürlükleriyle yaşarlarsa daha mutlu olurlar. Üniversite gençliği deyince aklıma maratonda olan insanlar geliyor. Ben hiç gerçekten üniversitede okumadım. Bilkent Üniversitesi’ndeydim ama benim durumum farklıydı. 1.5 yıl yaşayıp, bıraktım. Ama büyük hırslar, büyük hedefler genelde insanların hayatı kaçırmasına neden oluyor. Zaten çalışmak ömrünüzü satmaktır. Sabah dokuz, akşam altı arasında çalışan insanlar, hele bir de istemedikleri işi yapıyorlarsa hayatlarını para karşılığı satmış oluyor. Eğer istedikleri işi yaparlarsa hiçbir şeyi satmak zorunda kalmazlar. Mesela ben müzik yapıyorum, bundan çok mutluyum. Bu yüzden bu bana iş gibi gelmiyor böylece ömrümü satmış olmuyorum. Üniversitede olurken insan ister istemez hırslı oluyor çünkü gelecek kaygısı oluyor. Ekonomik anlamda zor bir ülkede yaşıyoruz, bundan dolayı insanlar keyfini düşünecek değil. Ama bir dönüp kendilerine sorsunlar gerçekten ne yapmak istiyorum diye. Mesela onları gerçekten bir şirkette çalışmak yerine, Gökova’da arıcılık yapmak mutlu edecektir. Dünyada paradan kıymetli şeyler var, özgürlük gibi.

Diyelim ki bu röportajı okuyan öğrenciler arasında kariyerine müzisyen olarak devam etmek isteyenler var… Onlara ne önerirsin?
Türkiye’de çok zor bir işe kalkışacaklar. Çünkü Türkiye’de müzik iki şekilde yürür; ya para için müzik, ya da müzik için müzik yaparsınız. Müzik için müzik yaparsanız, ben kendimi örnek veriyim; beşinci albümünü yayınlamış bir insan olarak belki maddi anlamda sağlam adımlar daha yeni atabiliyorum. Bu tarzdan ödün vermeyerek. Ama ben şanslı insanlardan biriyim. Özel bir yeteneğim var; ses gibi. Bu tabi önümü açan bir şey. Ama Türkiye’de kendi müziğini yaparak devam etmek gerçekten cesaret isteyen bir iş; delilik. Aslında ben de delilerden biriyim. Altı yıl boyunca Cem Adrian ismini oluşturmaya çalıştım veya başardım. Ama diğer kısım zaten korkunç , müzik değil. Bence o müziği değiştireceğinize, çalışmasınlar yada başka bir yerde çalışsınlar; bu daha onurlu. Müzik hayatınızdaki her şeyi alır ama gerçekten karşılığını verir; ama her şeyi aldıktan sonra…

Senin de aldı mı?
Tabi ki aldı. Şeklimi, ailemi, her şeyi değiştirdim. Bir sürü dönemlerden geçtim, kayıplarım da var ama kazandığım şey var o da insanların bana inanması. Bu inanç paha biçilemez ama bunun bedelini ödemeleri gerek. Kolay yoldan şöhret olmak diye bir fikir var insanların aklında o çok onursuz yollardan geçiyor. Yok öyle bir şey…
Bu mesajdan alıntı yap
Sponsor Links

Grafikerler.net Reklamları

Murat VARDAR isimli Üye şimdilik offline konumundadır

Murat VARDAR(46)

Hiç Biri / Bursa

Standart
Alt 04-06-2011 #2
                             Sponsorlu Bağlantılar
teşekkürler şener, paylaşım için.
Bu mesajdan alıntı yap
namasteeee isimli Üye şimdilik offline konumundadır

namasteeee

Hiç Biri / İstanbul

Standart
Alt 04-06-2011 #3
bişeydeğil...
Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla

Benzer Konular
Konu Konu Bilgileri Forum Cevaplar Son Mesaj
Indefinite Pronouns “Some / Any” Harika Yıldız İngilizce Öğrenelim 5 14-11-2009 11:35:48
Bağışla Bizi “İzindeyiz” Atam! a.g.s.l Edebiyat 19 12-09-2009 15:31:10
Samsung “Kendini İfade Et” damla1 Dünyadan Afiş Örnekleri 0 09-03-2009 13:14:56
“Yılın Basın Fotoğrafları-2008” grafikerkartal Fotoğrafçılık 5 24-02-2009 12:31:42
YOLCULAR “PASSENGERS”... 2 ocak 2009 Rüveyda SALIK Vizyonda Olan Sinema Filmleri 0 06-12-2008 10:32:17

Kapat
Şifremi Unuttum?