Neler yeni

sanat sanat içindir-sanat toplum içindir

sss.ibel

ARI
Katılım
9 Nis 2008
Mesajlar
568
Tepkime puanı
17
Puanları
0
'Sanat sanat içindir' düşüncesini savunanlar için, sanatın tek amacı vardır, o da sanatın kendisidir. Sanatın başka amacı olamaz. Başka amaca yönelen her eğilim sanatı öldürür. Sanat, ne kişisel ne de toplumsal yararı dikkate alır. Tek hedefı vardır: güzel biçimleri yaratmaktır. Herhangi başka amaca hizmet etmek, sanata yabancıdır.

Bu eğilim, 'yararlı olan her şey çirkindir', diyecek kadar ileri gider.

'Sanat toplum içindir' diyen eğilim itiraz eder: 'Sanatı da sanatçıyı da yaratan toplumdur. Toplum olmasaydı sanat olmazdı. O toplumun bir parçası olan sanatçı da toplum için sanat üretir. Sanat, toplum içindir. Nasıl ki, 'bilim için bilim', 'felsefe için felsefe' olmazsa, 'sanat için sanat' da olamaz. Dünyada her şey insanlar için vardır. Sanat, topluma faydalı olursa bir değeri vardır. Topluma hizmet etmeyen bir sanatın değeri yoktur.
-
-
Diye bir yazı buldum,bir ara lisede hocamızla bu konuyu tartışıyorduk herkese göre göre görecelidir sanat
Biz grafikerler sanatın içersinde olan insanlarız,sizlerden de fikir almakistiyorum:smile:​
 

Benzer konular

Nur

ARI
Katılım
26 Ağu 2007
Mesajlar
2,238
Tepkime puanı
156
Puanları
0
Sanat sanatçı içindir en önce, öyle değil ise araya başka kaygılar girmiş demektir...
Bir şair okunmak için şiir yazıyorsa, o artık dize pazarlamacısıdır...
Bir çizer seyredilmek için çiziyorsa, o artık kukla-çizerdir...
Bir besteci dinlensin diye müzik yapıyorsa, o artık Serdar Ortaç'tır :D

Ortaya çıkan bir sanat eseri, tamamen sanatçı ile ilgidir, çıkış sebebi sanatçının kendidir...
Bu üretim sürecine seyredilme/dinlenilme/okunma kaygısı girmişse, sanatçı ruhuna ihanet etmeye başlar...
Üretimine popülariteye göre ayar çekmeye başlar. O aşamadan sonra artık o iş sanat olmaktan çıkar...

Sanatçı işi ortaya koyar, ruhunu ortaya koyar gibi...
Sonra bilmek ister ruhunun nelere, kimlere etki edeceğini.
Olumlu veya olumsuz etkileşimlere göre rotasını çizmez ama!
Çünkü yapıtları onun için bir haldir, hissediştir..
Zira ısmarlama bir hissediş olamaz sanatta!
 
Katılım
23 Kas 2008
Mesajlar
5,267
Tepkime puanı
205
Puanları
0
Web sitesi
www.senergrafik.com
Bence "sanat" ilhamın dışa fışkırması gibi bir "şey" dir.
Geldimi içinde tutarsan sana zarar verecek bir "şey".
Etkileşim almadan olmaz tabiki,
belkide insan, başka bir sanat eserinden esinlenmesi sonucunda,
ilham dolup taşıyor (BİR ÇİÇEK OLABİLİR) ve başka insanlara esin kaynağı oluyor.(şiir gibi)

Anlaşılamayan pekçok sanat eseri olduğunu düşünüyorum.
Bence "sanat/ilham" insan ötesi bir "şey"
duyularımızın dışında algıladığımız şeylerin, çeşitli yollarla haykırışı gibi,
(mikro içinde makrolar gibi)
İncelendikçe genişleyen sonu sonsuzluk olan bir "şey" gibi

kelimelerin, şekillerin, seslerin mecazını yapmaya çalışırken kaybolduğu bir "şey" gibi

şu anda anlatamadığım "yaşadığımda içinde kaybolduğum bir "şey"

bunu anlata bildiğim en yakın kelime "aşk" tır.

Kim faydalanırsa faydalansın.
Kim tartışırsa tartışsın.

Gerçek Sanatçı/Sanat'ın hiç bir beklentisi yoktur bence,
Dünyaya doğurur ve çoğalır...

tartışmayla hiç birşey çözemeyiz.
 
Katılım
29 Haz 2009
Mesajlar
454
Tepkime puanı
13
Puanları
0
(Naçizane) - Sanat hiç bir şey için değildir.Sanat keyif içindir.Sanat içinden geleni keyfiyatla dökmektir.Ne toplum içindir ne de sanat içindir sanat.Sanatın iyi,güzel,kötü,mükemmel oluşu sanatçının aldığı hazza bağlıdır kanımca.Yok herkes sanatçı olamazmışta,yok belli kriterleri varmışta.. yok kardeşim.sen kendi keyfini ortaya birşeyler çıkararak sunuyor ve bundan dilediğnce haz alıp tatmin oluyorsan bu sanattır sende sanatçı.nokta.
 

Nur

ARI
Katılım
26 Ağu 2007
Mesajlar
2,238
Tepkime puanı
156
Puanları
0
Üretiminden sonra, belirli bir kitleye ulaşmış, sanat tarihçileri tarafından değerlendirilen ve kabul gören yapıta "sanat eseri" denebilir.
Yoksa her ortaya konan iş/durum elbette sanat değildir değil mi :)
 
Katılım
29 Haz 2009
Mesajlar
454
Tepkime puanı
13
Puanları
0
Üretiminden sonra, belirli bir kitleye ulaşmış, sanat tarihçileri tarafından değerlendirilen ve kabul gören yapıta "sanat eseri" denebilir.
Yoksa her ortaya konan iş/durum elbette sanat değildir değil mi :)

Bu sadece kabul görmüş tanımı:)
Benim için sanat bu değil biraz önce yazdıklarımdır.Herkes için sanat farklıdır bana göre.Herkesin sanata bakış açısı bu tanım altında olmak zorunda değil.e ozaman nasıl sanat olacak.Sanat özgürse sanat olur.kalıplara sokarak yalnızca ''işte bu sanat buda sanatçı'' dersek insanlığa,tarihe ve gerçek sanata saygımız nasıl olur ?
 

Nur

ARI
Katılım
26 Ağu 2007
Mesajlar
2,238
Tepkime puanı
156
Puanları
0
Bu sadece kabul görmüş tanımı:)
Benim için sanat bu değil biraz önce yazdıklarımdır.Herkes için sanat farklıdır bana göre.Herkesin sanata bakış açısı bu tanım altında olmak zorunda değil.e ozaman nasıl sanat olacak.Sanat özgürse sanat olur.kalıplara sokarak yalnızca ''işte bu sanat buda sanatçı'' dersek insanlığa,tarihe ve gerçek sanata saygımız nasıl olur ?

O halde bunca sanat akademisi boşuna var :)
Senin bu tanımından kafasına esip sevgisini koluna takan, bebekte 3-5 tur atan, sonrada oturup bunu şarkı yapanda sanatçı olabilir :D Öyle mi?
 
Katılım
29 Haz 2009
Mesajlar
454
Tepkime puanı
13
Puanları
0
Eğer o yaptığı şeyi kendisi sevmiş ve değer vermişse elbette.Şu elimdeki pet şişeyi yamultup,uğraşıp bi şekile soktuktan sonra hoşuma gitmişse ve ben bundan haz alıp bu şişeyi evime götürüp vitrinime koymak istiyorsam;bu benin için sanattır.Çünkü ben buna bakmaktan zevk alıyorum.Dediğim gibi sanat keyiften ibarettir.Sanat akademileri boşuna var demiyorum,sadece şuanki dünyaya ayak uydurmak için kurulmuş yüksek okullar onlar:)tıpkı diğerleri gibi.Nur hanım bi kalıp altına girmek zorunda değiliz bundan bahsediyorum.
 

Nur

ARI
Katılım
26 Ağu 2007
Mesajlar
2,238
Tepkime puanı
156
Puanları
0
Eğer o yaptığı şeyi kendisi sevmiş ve değer vermişse elbette.Şu elimdeki pet şişeyi yamultup,uğraşıp bi şekile soktuktan sonra hoşuma gitmişse ve ben bundan haz alıp bu şişeyi evime götürüp vitrinime koymak istiyorsam;bu benin için sanattır.Çünkü ben buna bakmaktan zevk alıyorum.Dediğim gibi sanat keyiften ibarettir.Sanat akademileri boşuna var demiyorum,sadece şuanki dünyaya ayak uydurmak için kurulmuş yüksek okullar onlar:)tıpkı diğerleri gibi.Nur hanım bi kalıp altına girmek zorunda değiliz bundan bahsediyorum.

Haklısın. Kalıplara sokulmamalı elbette.
Zaten sokulabilseydi bunca sanat akımı ortaya çıkamazdı...
Ama bireysel bir karar vericilik ile "bu sanat eseridir" de denilemez bence...
işin aslı gerçek sanatçının da, o kendinden bihaber eserinde bu tür mevzularla ilgileneceğini sanmıyorum :)
 
Katılım
29 Haz 2009
Mesajlar
454
Tepkime puanı
13
Puanları
0
Haklısın. Kalıplara sokulmamalı elbette.
Zaten sokulabilseydi bunca sanat akımı ortaya çıkamazdı...
Ama bireysel bir karar vericilik ile "bu sanat eseridir" de denilemez bence...
işin aslı gerçek sanatçının da, o kendinden bihaber eserinde bu tür mevzularla ilgileneceğini sanmıyorum :)

katılıyorum :)size de hak verip orta yolu buluyorum .
Güzel fikir alışverişiydi.Teşekkürler.
Konuyu açan arkaşımıza da ayrıca teşekkür ediyorum.
 

Nur

ARI
Katılım
26 Ağu 2007
Mesajlar
2,238
Tepkime puanı
156
Puanları
0
katılıyorum :)size de hak verip orta yolu buluyorum .
Güzel fikir alışverişiydi.Teşekkürler.
Konuyu açan arkaşımıza da ayrıca teşekkür ediyorum.


Bu tür paylaşımları ve tartışmaları forumumuzda daha sık görebilmek ümidiyle
Ben de teşekkür ederim...



Konuyla ilgili az evvel twit sonucu karşıma tesadüfen çıkan bir paragraf.
İlahi bir işaret gibi oldu kendi adıma :)

Sanat, iç dünyamızın hakikatlerine aittir, dış dünyanın gerçeklerine değil. Onun için samimi ve gayr-i samimi sanat arasında, ilhama dayanan bir şiirle ısmarlama bir şiir arasında ayrım yapabiliyoruz. Samimi olmayan bir sanatkarın eseri, ölü doğan bir çocuğa benzer; tıpkı heyecan ve huşu içinde kılınmayan bir namazın, fazlaca bir anlamı olmaması gibi.
— Hayri Kırbaşoğlu
 
Son düzenleme:

sss.ibel

ARI
Katılım
9 Nis 2008
Mesajlar
568
Tepkime puanı
17
Puanları
0
Ben teşekkür ederim,aklımda kalan bazı soruların cevabını bulabildim

Aklımda kalan diğer soru ise neden başka amaca yönelen her eğilim sanatı öldürüyor
Sanatına aşık olan bir kimse para için gidipte bir tablosunu satınca neden sanatlıktan çıksın ki,sizinde söylediğiniz gibi insanın iç dünyasıdır sanat peki onu hep içindemi yaşatacak insan?
Başka kimseler bilmemeli ya da sanatçı sanatından neden faydalanamasın en sağlam sanatçılar işlerini para karşılığı yapıp kendilerini geliştirmediler mi?
 

Nur

ARI
Katılım
26 Ağu 2007
Mesajlar
2,238
Tepkime puanı
156
Puanları
0
Ben teşekkür ederim,aklımda kalan bazı soruların cevabını bulabildim

Aklımda kalan diğer soru ise neden başka amaca yönelen her eğilim sanatı öldürüyor
Sanatına aşık olan bir kimse para için gidipte bir tablosunu satınca neden sanatlıktan çıksın ki,sizinde söylediğiniz gibi insanın iç dünyasıdır sanat peki onu hep içindemi yaşatacak insan?
Başka kimseler bilmemeli ya da sanatçı sanatından neden faydalanamasın en sağlam sanatçılar işlerini para karşılığı yapıp kendilerini geliştirmediler mi?

Sanat sanatçının iç dünyasının dışa yansıması ile ortaya çıkar.
İçinde yaşatacak gibi bir durumdan söz edilmedi ki.
Zaten içinde tutamaması sonucu ortaya bir eser çıkıyor.

Zanaatkarlıkla sanatçılığı karıştırmamak gerek ayrıca.
Zira sanatçı ve zanaatkar kavramları farklı olgular.
Sanatçı yaratı eyleminin sonucunda ortaya çıkan eserden belli maddi kaygılar güdemez..
Fakat insan zanaatçı ise belli bir ücret karşılığında ürün meydana getirir.
İşin en başından itibaren zanaatçı maddiyatla başlamıştır işine ve burada sanatçıdan ayrılır.

Elbette sanatçı dilerse o eserini satar, bizim demek istediğimiz şu; "O eserin yapılış amacı 'satmak' değildir."
 
Katılım
26 Şub 2010
Mesajlar
335
Tepkime puanı
67
Puanları
0
Hegel'e göre; sanattaki güzellik doğadaki güzellikten üstündür. Sanat, insan aklının ürünüdür. Kendisine doğanın taklidinden başka amaç bulmalıdır.

B. Croce ‘a göre; güzelliğin yerine anlatımı öne çıkarır. Sanat, sezginin ve anlatımın birliğidir. Bireysel ve teorik bir etkinliktir. Doğa, sanatçının yorumu ile güzel olabilir.


Bana Göre ise; sanat hemen herkesin zihninde bulunan bir olgudur. İyi veya kötü herkes sanattan kendi görebildiğini, gözü ve gönlüyle anlar. Burada Sanatçının diğer insanlardan farkı ortaya çıkar. Sanatçı gönlüyle gördüğünü dışa vurabilen insandır. Yapacağı eseri düşünür, tasarlar, oluşturur ve sunar.


Bu arada ben yukarıdaki cümleleri yazarken konu biraz değişmiş.
Sanatçının elden çıkardığı esere doğru kaymış.

Bir resim hocam ilk defa sattığı tablosunun nereye asıldığını, ışığı nereden aldığını, hangi ortamda bulunduğunu görmek için satın alan kişinin arkasından evine gitmiş ve bakmış.:D Sanat sevgisini bence çok güzel özetliyor bu. Sattıktan sonra bile o eserini ne kadar kıymetli gördüğünü gösterir bu. :smile:
Teşekkürler paylaşım için.
 
Katılım
29 Haz 2009
Mesajlar
454
Tepkime puanı
13
Puanları
0
Sanat, iç dünyamızın hakikatlerine aittir, dış dünyanın gerçeklerine değil. Onun için samimi ve gayr-i samimi sanat arasında, ilhama dayanan bir şiirle ısmarlama bir şiir arasında ayrım yapabiliyoruz. Samimi olmayan bir sanatkarın eseri, ölü doğan bir çocuğa benzer; tıpkı heyecan ve huşu içinde kılınmayan bir namazın, fazlaca bir anlamı olmaması gibi.
— Hayri Kırbaşoğlu

Çok sevdim cidden.
 

Grafink

Clone Trooper
Katılım
14 Eyl 2007
Mesajlar
1,209
Tepkime puanı
38
Puanları
0
Web sitesi
www.grafink.org
şimdi bu sanat severek yapılmış hoşa giden herşeydir değil midir tartışmalarına;
bir fıkra ile düşüncelerimi eklemek istiyorum.

elbette ki söz meclisten dışarı,



3-4 genç arkadaş, şehir yaşamından hayli sıkılmışlar. Ne yapalım ne edelim de bu beton dünyasının dışına çıkalım diye düşünürlerken, Tibet'e gitmeyi uygun görmüşler. Tibet' e gidecek, dağa çıkacak, ve doğa ile bütünleşerek kendilerini diğer insanlardan daha üst bir mertebeye taşıyacaklardır...

Ewerest'in eteklerine vardıklarında, çok heyecanlı bir şekilde fotoğraf çekip birbirleri ile şakalışırlarken köşedeki yalaktan su içen bir keçi görmüşler, çok sıradan bir keçi olmasına ramen çok ilgilerini çekmiş... Keçiyi kovalayarak biraz daha eğlendikten sonra tırmanmaya başlamışlar, ilk 1000 metreye gelmeden aynı keçi yanlarından hızla tırmandıkları yöne doğru koşuyor ve aynı hızla zirveye doğru gözden kayboluyormuş, Kent yaşamında hamlamış olan genç arkadaşlar tırmanışları boyunca periyodik olarak bu keçinin hızla inip çıkmalarına sayısız defa şahit olmuşlar... Her biri bu iniş çıkışlar hakkında binbir türlü fikir öne sürmüş. Kimisi bunun doğanın bir işareti olduğunu söylerken kimisi reenkarne olmuş bir ermiş olarak açıklıyormuş...

yolculuklarının onları en çok yorduğu sırada az ilerden tüten bir duman görmüşler. kulübeye vardıklarında, Elinde eğri bir sopa ile ayakta duran ihtiyarı görmüşler... Bizim haylaz keçi de hemen ayağının dibine çömelmiş geviş getirmekteymiş...

Gençler heyecanla, aman efendim siz ne kadar ulu ne kadar özel ne kadar güzide bir kişiliksiniz, Biz günlerce buraya tırmandık, tırmanımışımız boyunca hayat hakkında bir çok şey öğrendik, vizyonumuz genişledi, şakralamız açıldı, adeta bambaşka insanlar olduk ve manayı bulduk, oysa siz kim bilir kaç yıldır burda yaşıyorsunuz kim bilir hangi mertebelere ulaşmısınızdır diye başlamışlar ihtiyarı övmeye...

Sonra da keçiyi gösterek, bize bu hayvanın sırrını anlatın, her gün inip çıkıması bize verilmiş bir mesaj mıydı, hayat hakkında hangi özel bilgiyi işaret ediyordunuz, geleceğimizden nerden haberiniz oldu diye ihtiyarı soru yağmuruna tutmuşlar.

ihtiyar gençlerin yüzüne acıyan bir bakışla uzun uzun baktıktan sonra, keçiye sormuş,

"sen ne diyosun bu duruma keçi efendi?"
"poponuzdan mana uydurmayın! ben her gün su içmek inip çıkıyorum o yolu"

demiş...
 
Üst